İrfan Sarı

Zühre

2006-11-17 13:23:44
Anlatıcı, nasıl anlatayım diyor. Dudakları patinaj yapıyor, neredeyse nar kırmızısı olmuş dudağı pat diyecek ve kıpkırmızı kanayacak. Korktuğum oluyor çok geçmeden. Elini dudağına atıyor göz seviyesinde kanının rengi onu konuşturuyor. Anlatıyor ben dinliyorum dördüncü çayda mesele bakışıma oturuyor.

Kışa girmenin negatif havası, bölgede cereyan eden töre cinayetleri, doğa afetleri hepsi tutam tutam hüznü getiriyor beraberinde. Bunlardan yüklenerek balonlaştık diye düşünüyorum.

Balon fazlası hava güüüüm demektir.

Biz olaylara duyarlı olmadıkça yarın bizim kapımızı çalacak olan bu nahoş hadiseler acıyı emzirecek bize. Başkasının yüreği nasıl yanar belki o zaman daha iyi anlayacağız. Ama o gün olmasın diliyorum yinede.

Zühre, tıpkı adı gibi parıldıyordu kocaman karanlıkları aydınlatırcasına.

Okumayı aklına koymuş, inanmış ve başarıyordu ilk basamakları çıkarken. Mütaasıp bir ailenin ilk çocuğuydu, beş yaman erkek kardeşi vardı. Okula gidenler tıpkı kendisi gibi başarılıydılar. Hem yanı sıra Kuran kursuna da gidiyorlardı. Zehir zekaları oyunda canavarlaşsa da o çocuklar birer ışık güllesi idiler. Zaman içinde Kuranı hatim eden Zühre çevresindekilere de zamanından artırıp öğretiyordu. İşte bu yıl sekizinci sınıfı bitirip liseye gitmenin hayalini kurarken kara zihinli beyinler aile meclisini toplatırlar.

Karar: Zühre bundan böyle ev kızı olacak ve helali gelip kapıyı çalınca yuvasının dişi kuşu olacak.

Hükmü gören; hacı baba, hacı amca, tüccar amca, diğer tüccar amca, lise son sınıfta okuyan amca, ve beş kez hacca gitmiş yatalak dede.

Önceleri bu karara tepki verse de dudaklarının kırmızı hali onu akıllı olmaya itiyor. Bildiği evvelden onlara yardım ettiği kolu komşu da kapıyı kapar yüzüne. Ancak kaybettiği her gün ona ulaşılmaz boşluklar getiriyordu ve bunun farkındaydı. Bu sefer arkadaşlarına ulaşıyor eve davet ediyor onlardan o gün gördüğü dersleri dinliyordu.

İnanıyordu, ailesinin bu kararını aklıyla yenecekti.

Fakat çok geçmeden bu geliş ve gidişlerden haberdar olan baba ve amcalar bir yasak daha getirirler. Evden dışarı çıkmayan Zühre arkadaşlarından da oluyordu.

Baba bahanelerle anneyi uzak tutup ev işlerinden onu mahkum ediyordu. Hünerliydi de annesinden kaptığının beş fazlasını döktü sofraya…

Baba ye! ...

Bu masum çocuğu karanlığa sürmek ve şehveti aklının elli adım önünde bir koca adayının koynuna sokabilme palanlarına bilmeden kendisi de destek sunuyordu.

Çok geçmeden yaptığı çorbaların namı yatalak dedenin iştahını kabartır. Tencere tabak yollanır uzak adreslere.

Yaşıtları mühendis, bilim adamı olmak inancındayken. O, giderek daraltılan küflenmiş çağ dışı bir zihniyetin pençesinde savaşıyordu…

Tek başınaydı… Çocuktu.

Döktüğü her damla gözyaşı parıldayıp parıldayıp ev ahalisine yansısa da. Kapkara hayatlarından uyanmak istemeyen insanlara zerre kadar etki yapmıyordu.

Bu kadar kız kendini astı, bu kadar kız vuruldu, kaybedildi.

Kim dur diyor. Kimse…
Neden? ...bilinmez….

Esasen iç dünyalarının kirliliği çocuklarında da olur kaygısı var bu insanlarda. Hem onlar evli bile olsalar sübyan yaş çocuklara bıyık altı yapabilir.

Çünkü erkekler.

Neyse… Zühre’nin inanmışlığı zafere ulaşsın diliyorum. O gideceği okulda başarıya imza atacak. Öğretmenlerinin gurur kaynağı olacak.

Çocuk bize azmi öğretecek…

Bu yazı toplam 4601 defa okunmuştur
BIRAZ INSAF LUTFEN...
 // G.MEZOPOTAMYALI
Cehaleti, ozelliklede kizlarin cehaletini, okula gonderilmemesini gelip islamla ilintilemek en buyuk insafsizliktir. Haci ve hocalarin hatalarini gelip islama mal etmek, bir Kürt"un hatasını tum kürtlere mal etmeye benzemezmi? İslam ilahi emir ve yasaklardir. İnsan islama soz soylerken direkt Kainatin sahibini ve yaraticisini karsisina aldigini bilmeli. Ayrica KIzlari okula gondermek o kadar da zor degil. Mesela kız lıselerı coğaltılırsa okula gonderme oranida artar. HEMDE ISTEMEDIGINIZ KADAR... birde ortaokul ve liselerdeki erkek ogrencilerden RICA EDIYORUM lutfen ama lutfen sinifta siralarin altina egilmek icin kalemlerinizi yere atmayin, cunku bunu bildigimizden bazilarimiz kiz-erkek karisik egitim yapan okullara kizlarini gondermiyorlar......Saygilarimla, ...
kırmızı ışık yakın lütfen
 // BAHTİYAR mesut arslan
Okul okumak, okullu olmak değil önemlisi, aile içi eğitim en önemlisi... Fkat cehaletin hakim olduğu bu gibi aileleri tanır gibiyiz, vardır herkesin tanıdığı bir batılcı(k). yanlız dur demek lazım buna. Hiç bir öğretmen bu gün yuksekova'da toplumsal konularda eğitmiyor öğrenciyi. Ewet öğrenme aşkı her insanda var ve eninde sonunda bir gün mutlaka öğrenirsin yada ölürsün lakin eğitim çok farklı bişey. Eğitilmek sözü insanlara nahoş gelsede buna hepimizin ihtiyacı var. Gerek çocuk gerek yetişkin herkesin vardır eğitilmeye ihtiyacı. Taki bu gibi sorunları dile getiren yazarlarda(yazıcılar desem yeridir) eğitime ihtiyaç duymaktadır. çocuğun bebeklikten itibaren aldığı aile eğitimi unun ilerdeki özel yaşantısıdır bunu kimse inkar edemez... yani söz gelimi bu günkü kumarcılar yuvadan yetişmişlerdir... saygılar irfan bey.....
Empati kurabilmek
 // toprak
Bir dünya düşünün sınırları size çok yakın. Bir dünya düşünün içinde özgürlüğü yaşayamadığınız, okuyamadığınız, yazamadığınız, gezemediğiniz ve neredeyse kendinizden başka kimseyle yüzleşemediğiniz bir dünya. Öğrenebildiğiniz tek şey sizden daha önce doğmuş büyüklerinizin 3 günlük yaş farkından dolayı sahip olduğu güya tecrübe... İşte insanımızın temel problemi bu. Bu yaşanmışlıkta fikirlerniz ne kadar gerçekçi yada ne kadar aydınlatıcı olabilir? Siz ne kadar ileri görüşlü yada yeniliğe açık olabilirsiniz? belki yaradılışı gereği değil ama bu yaşanmışlığın getirdiği dezavantajla bizim insanımız hep çağ dışı kalmıştır. Bu bir anlamda insanımızın kara yazısı. Tabiki kızlarımızı okutmamanın hiç bir haklı mazereti olamaz. Ama onları anlamaya çalışarak bir kez daha düşünmek gerektiği kanısındayım. Onların yaşamak zorunda kaldıkları koşullar düşünmeye, değişmeye ve dolayısıyla gelişmeye fırsat vermemiş. Mevcut durumu kabullenebilmek gerekir. Bu gerçeği değiştirmrk kuşkusuz mümkün değil. Yeni nesille daha aydın düşünebilme umuduyla... toprak ...