İbrahim Genç

Zorab, Zübük ve Zarrab

31 Aralık 2013 Salı 10:06

Türkiye’de AKP ve Cemaat’in iktidar paylaşımı, iki tarafın da deşifre olmasına neden oldu. Gerçi yıllar öncesinden ülkede kadrolaşma, haksız kazanç ve yolsuzluk anlamında sorunların olduğunu Kürtler haykırıyorlardı. Öyle ki çalınan üniversite sınavı sorularıyla gençlerin emeklerinin nasıl heba edildiğini, neo-liberal politikalarla belli cenahtakilerin nasıl zenginleştirildiğini, emniyet ve yargı kadrolarına yine belli cenahtakilerin nasıl doldurulduğunu herkes biliyordu. Devlet içinde karşılıklı olarak iyi örgütlenen siyaset-cemaat kanadı, bunun ortaya çıkmasını engelledi. Her ne kadar bazen bu konuda ciddi belge ve iddialar ortaya çıksa da medyanın tavrından dolayı kolayca üstü örtüldü.

Bu konuyla ilgili geçen yıl BDP’li vekiller hakkında düzenlenen fezlekeler söz konusu olduğunda BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis’teki fezleke oranlarıyla ilgili ilginç bir istatistik vermişti. Sayın Demirtaş sosyal paylaşım sitesinden "Meclis’te dokunulmazlıklar kime yarıyor, hangi suçları işleyenler korunuyor, bir kez daha hatırlatmakta fayda var." dedikten sonra “din, vatan, laiklik” adına ülkenin nasıl soyulduğunu şu istatistikleri vererek gösteriyordu: İhaleye fesat karıştırma fezlekeleri: AKP yüzde 83, CHP- MHP yüzde 17, BDP yüzde 0. Görevi kötüye kullanma fezlekeleri: AKP yüzde 72, CHP-MHP yüzde 28, BDP yüzde 0. Sahtecilik, dolandırıcılık fezlekeleri: AKP yüzde 67, CHP-MHP yüzde 33, BDP yüzde 0. Düşünce açıklamaya yönelik fezlekeler: (Çeşitli yerlerde yapılan konuşmalar) BDP yüzde 100, AKP, 0, CHP 0, MHP 0.

Meseleya Wijdanê

Vicdan, insanoğlunu doğruluk noktasında dizginleyen en önemli değerdir. Çünkü insanlık, yaptığı bir haksızlıktan dolayı vicdanının harekete geçip geçmemesine göre kendini gösterir. Bu anlamda Türkiye’de on yıllardan bu yana insanlara onca acılar yaşatanların vicdansızlıkları, onları her gün biraz daha canavarlaştırdı. Dolayısıyla belli bir zaman sonra halkların ve emekçilerin kanını içmek, doğal bir eylem haline geldi. Kürt sorununun çözümsüzlüğünden ve din bezirganlığından yıllarca rant elde edenler, bunun ellerinden gitmemesi için bugün de gayret sarf ediyorlar. Ama vicdan, hakikati ortaya çıkarmak için her an kalbin üzerinde dolaşan bir gölge gibi dönüp duruyor.

Bu anlamda Irak Kürdistanı edebiyatçılarından Ahmed Muxtar Caf’ın Meseleya Wijdanê kitabı okunmaya değerdir. Öyküde olayların başından geçtiği kişinin adı öncelikle verilmez. Öyküde ustasındaki, imamdaki aksaklıkları sorgulayan kişi, her defasında kendi düzenbazlıklarına bir bahane bulanlara “Meseleya Wijdanê çi ye?” diye sorar. Belli bir zaman sonra yükselmeye, memur olmaya karar verir ve bunun yolunun ihanet ile üçkağıtçılıktan geçtiğine karar verir. Rüşvet, dolandırıcılıkla zengin olunca adı “Zorab Efendi” olur. Çevresindekileri kendine kolayca inandırır ve şehrin tahsildarı olur. Orda da rüşvete devam eder. Sahtekarlıklarından dolayı görevden alınınca bu sefer vatan ve millet işine girmeye karar verir ve halk arasında türlü oyunlarla bunu başarır. Öyle ki şehrin yöneticisi olur. Kitap bu yönüyle realisttir. Toplumun cehaletinden dolayı nasıl sömürüldüğü, dinin bile asıl değerlerinden nasıl uzaklaştırıldığı ilginç diyaloglarla anlatılır.

Bu kitaba benzer bir durum da Aziz Nesin’in “Zübük” kitabından senaryolaştırılan ve başrolde Kemal Sunal’ın oynadığı Zübük filminde de görülür. Filmde İbrahim Zübükzade, katip olarak başladığı yerde rüşvet ve üçağıtçılıkla bakanlığa kadar yükselir. Her defasında dini ve milli değerleri de kullanarak halkı kandıran Zübük, filmin sonunda herkesin kendi zübüklüğünü görmeye davet eder. Bu da aslında toplumsal bir kokuşmuşluğa göndermedir. Filmde “Zübük”ün anlamı, gazetecinin ağzından bir halk deyimiyle “Kendi çıkarı için her yolu mübah sayan kişi” şeklinde verilir. Ne ilginçtir ki bugün Zübük’ün karşılığı sözlükte “Liboş”tur. Çünkü Liboş da çıkarı için her yolu mübah sayar.

Şimdi de elimizde adı şirket anlaşmalarına Rıza Sarraf olarak geçen İranlı Reza Zarrab var. Genç yaşında servetine servet katmış. İddialara göre şirketleriyle ilgili işlerin yürümesi için 142 milyon TL rüşvet dağıtmış. Bu parayı Bakan ve Bakan çocukları aracılığıyla türlü devlet kurumlarına ve şahıslara dağıtmış. Son on yılda çok şüpheli bir şekilde ani sıçramalarla bir kesim zenginleşirken halkın fakirliği devam ediyor. Artık temiz bir toplum için temiz bir siyasete ihtiyaç var. Belki de ilk önce herkes kendi zübüklüğünü görüp buna göre hareket etmeli.Aksi takdirde Zorab’lar, Zübük’ler ve Zarrab’lar; dillerinde din, iman ve vatan, bayrak gibi kutsallarla bizi soymaya devam edeceklerdir.

Bu yazı toplam 4976 defa okunmuştur
22:26
 // gundhi
bu tv deki diziler oldukça
Lafı ebeleyip gebeleyen ırkçı çeyrek imamlar oldukça
Bu halk bu kadar cahil oldukça
Daha çoooook zübükler geçecek fıratın batısından...
01 Ocak 2014 Çarşamba 22:26