Özgür Amed

Zaxo, Duhok, Laleş, Ranya notları

21 Ağustos 2014 Perşembe 15:52

10 Haziran’da teslim edilen Musul’dan sonra geniş bir hareket alanı kazanan insanlık dışı terör-çete örgütü İŞİD, Ağustos ayının başlangıcı ile beraber ilk üç gününde Rabia ve hemen ardından da Şengal’e saldırdı. 3 Ağustos’ta Şengal’i işgal ederek katliama başladı. Daha sonra Maxmur kampına saldırdı… IŞID’in hareket/saldırı alanına baktığımızda resmen Kürtleri yok etme projesi gibi çalıştığını söylemek abartı olmaz.

Şengal’de başlayan katliam sonrası yerlerini terk etmek zorunda kalan insanlar an itibari ile geniş bir coğrafyaya dağılmış durumda. En çok Zaxo, Duhok’ta bulunan Êzidî’ler, tüm şartlardan yoksun bir şekilde insanlığın gözü önünde yeni bir trajedi yaşıyor.

Zaxo, Duhok, Laleş, Ranya’daki durum özetle şöyle:

**Yerleşim yerlerindeki duruma geçmeden önce, üç günlük gözlemler çerçevesinde genel bir değerlendirmede bulunmak gerekirse:

Yerlerinden kopartılan insanların içine düştüğü yeni kriz, kendi kültür ve inançlarını büyük tehlikeye atmış bulunuyor. Yerine dönmeyi düşünen, toprağından kopmak istemeyen kişi sayısı fazla değil. Beraber yaşadıkları Arap komşuları tarafından öldürülen aileler var. Onları katliam sırasında savunacak bir güç olmadığı için artık kendilerini bu durumun yarattığı güvensiz ruh hali ile Irak dışında güvende olabilecekleri bir yer istiyorlar. Avrupa’ya gitme hayali kuran, onların oraya alınacağını düşünen kişi sayısı da fazla. Bu kültürel kopuş haline yine en çok karşı olan Êzidî’lerin kutsal mekanı sayılan Laleş’te karşı çıkılıyor. Oraya sığınan aileler ve sorumlular; kendi topraklarımızı terk etmeyiz. Geri döneceğiz diyorlar. Geri dönme koşulunda “güvenlik” en önemli anahtar gibi duruyor.

Sağlıksız ortamlarda, geniş kitleler halinde dar yerlere sığınan ve tüm ihtiyaçlarından yoksun aileler; kendi akrabalarından da çokça kopmuş durumda. Yan yana kalmak istiyorlar. Birleşmiş Milletler’den çokça beklenti var…  Federal Kurdistan var olan kaos durununu düzenli bir program çerçevesinde yönetemiyor. Hal böyle olunca yaralar derinleşiyor. Örneğin kış kapıda ve yarın öbür gün salgın hastalıklar artabilir. İlk etapta dağlarda anne babalarının kollarında açlık ve susuzluktan ölenlere yardım ulaştırmak, onları güvenceye almak veya müdahale etmek yerine, Kürtlere silah vermeyi tartışan Avrupa aklının sinsi politikliği çevre ülkelerin sessizliği ile de pek uyumlu.

**Zaxo nüfusunun nerdeyse 1,5 katı insan oraya gelmiş bulunuyor. Kaymakam yaklaşık 20 bin aile, 160 bin civarında kişi bulunduğunu söylüyor. Habur sınır kapısından şehrin diğer ucundaki çıkışına kadar her tarafta insan görmek mümkün. Zaxo merkezde hemen hemen tüm inşaat binalarında ve boş medreselerde, yolların orta kısımlarında, sokaklardaki gölgelik herhangi bir yerde insanlar var. Aileleri ile öylece konumlanmışlar oralara.

Zaxo’da resmi kurumlarda tam olarak ne yapacağını bilmiyor. Çözüm üretme noktasından şimdilik uzaklar. Her şeyin ihtiyaç olduğunu söylüyorlar. Gelmiş olan halka yine en çok yardım eden Zaxo halkının kendisi. Ellerinden geldiğince aç bırakmamaya, üzerinde yatacak bir minder, battaniye vermeye çalışıyorlar. Zaxo’daki medereseler ve inşaatlara yığılan halk; tüm sağlık koşullarından yoksun bir halde; yeme-içme ve giyimde büyük sıkıntılarla yüz yüze. Azami düzeydeki insani tüm ihtiyaç ve durumdan yoksunlar. Elindeki bileziği satarak ekmek alanlar, günde sadece bir öğün ile idare edenler bol.

Görüştüğüm pek çok kişi her anlamda çok tepkili. Peşmergeye bir güven kırılması var. PKK’nin onlara yardım edip koridor açarak çıkarmasını asla unutmayacaklarını söylüyorlar. Aileler yaşadıklarını hüzün/sinir ile anlatıyor. Diğer tepki ise devletlerin onların bu haline ses etmemeleri. Zaxo’da büyük bir kamp kurulması gündemde, kısmen de başlandığı söylenebilir ama nasıl yapılacağı noktasında bir bilinmezlik var. TR’nin de burada kamp kurma girişimi henüz başlamış değil. Ayrıca bu kamp kurmada neyi tam olarak üstleneceği belirsiz.

**Duhok’ta da göç etmiş 150-180 bin arası insan bulunuyor. İl meclisi, valilik ile yapılan görüşmelerde eleştiri direk Irak Merkezi Hükümet’e yapılıyor. Duhok yönetimi de alternatif üretmekten yoksun. Böyle bir şok dalgasını ilk defa yaşadıklarını söylüyor bürokratlar. İlaç, gıda ve giyim ihtiyacı burada da çokça var. Köprü altlarında, kıyıda köşede, yoksul mahallerde tıka basa insan dolu.

Çözüm beklentisi kendi öz gücünden öte dışarıdan bekleniyor. Duhok’taki Suryani mahallesinde de kısmen Musul’dan kaçmış Suryani aileler var. Kilisede yaşıyorlar.

**Laleş’te aile sayısı sürekli değişiyor. Örgütlü ve işbirliğine dayanan bir yapı mevcut. İşler ortaklaşa yapılıyor bu süreçte. Geri dönme umudunu taşıyor buradakiler. İstekleri ise uluslararası diplomasi. İlaç, yeme ve diğer ihtiyaçlar burası içinde geçerli.

**Ranya’ya bağlı Heci Awa kasabasındaki tüm camiler Maxmur’dan gelmiş insanlarla dolu. Cami içinde yatıp kalkıyorlar. Kendi olanakları ile etrafa su yerleri, banyolar vs inşa etmişler. Halk burada da çokça yardımcı. Örgütlü bir yapı ve işleyiş var burada. Ne yapacakları konusunda kafaları net. Sorunun adını, gelişimini iyi analiz edip gelişmeleri yakından izliyorlar. Ama ihtiyaçlar burada da çokça mevcut. Bir an önce Maxmur kampı için bir yer temin edilmesini istiyorlar. Bu istek ilgili yerlere iletilmiş durumda ve onay alındığı biliniyor.

Sonuç olarak sınırın öbür tarafında çok zorlu bir durum mevcut. Durum uluslararası bir boyutta. Ülkeler yardım pozisyonunu politik çıkarına göre yapıyor. Bu bir nevi katliamı yok saymaktır. Türkiye’de Êzidîler’in durumu da büyük bir dayanışma içinde sürmeye devam etmelidir. Çünkü her gün yeni gelişler var. 

Bu yazı toplam 9520 defa okunmuştur