İrfan Sarı

Zap için

2007-05-04 00:52:50

Sanki bir şarkı nağmesidir Sümbül'ün eteğine sürte sürte Şine dağına değer... Ve aks eder Berçelan yaylasına, Çölemerik çanağına, Merzana, Kırana.

Dolanır Bir kartal edasıyla. Bir içim su, bir haylaz çocuk, bir yaşlı çınar. Kejé kardeşin saçı ve Dino'nun hırçınlığı. Gün geldi türküde hasret, gurbet, sıla oldu, gün geldi Ağıtta kin, acı, ölüm gün geldi sevdada aşk, destan, divane ve gün geldi suda girdap, akılgan, deli oldu.
Şairin şiiri, yazarın yazısı, filozofun felsefesi oldu Zap.

Evet Zap’a bütün bu güzellemeler hani bir başka yerden gelen misafirimize anlattığımız, gurbette iken kentimizi anlatmaya yarayan ilk ünümüz olan. Sigara dumanı gibi yoğun ve dalga, dalga ve hasret, işte o zaptan bahsediyorum.

Bir uzun havadır (Zap suyu geçit vermiyor) geçit kendisi iken. Bir uzun yol alır Gewer çayını, Orişe suyunu, Pizok deresini hepsini kucaklar da gider gurbete. Bitmeyen bir yoldur onunkisi bir türkünün nakaratı sanki... Durmadan gider. Yol arkadaşları belli, bir güneşe selam eder bir aya samanyolundan Zühre yıldızına değin.

Kırıkdağ'da Depin'de çocukların, ehillerin balık yurdudur. Gürül gürüldür Çukurca yolunda, gelip geçenlerin bakışlarında seyir.

O doğa ananın en yoğun duygu selidir. Akışına muhteşem dalgalar koyar. Her dalga kaç dilin ortak bileşkesidir. Ortak serzenişi ortak ızdırabı ortak sevdasıdır. Toprağı en çok o sever, sevdiği ile en uzun sevişmeyi kadim sevişmeyi bir o bilir. Sevişlerinden dalga dalga inlemeler dağı taşı yankılarına boğar. Umudun toprağa düşen dölü, umutsuzluğun ölüm sesidir.

Ey yurdunda bilgeleri ve ozanları damar damar dünyaya salan. Mezopotamya’nın gözyaşları… Senin de hasret yanını hırçın yanını bilirim. Homurdanan dalgalarınla vadinin vahşi suretisin sen.

En yaşlanmayan en sevgili ve en yol arkadaşı… Hangi yanını anlatsam kederimi bıçaklar keser ve hangi yanını anlatsam gülüşlerim kayalarda yuvalanır bilirsin.

Bu ses yüreğinin insanlaşan ıslığıdır. Kaçakçıların ve yol bilmezlerin pusulası. Çobanların ileti yolu. Ancak yıldızların yüzebildiği, ayın şavkında sevda masalına uzanan dur durak bilmeyen sen.

seni böyle seven bir akşamın bekçiliğini yapan in ve cinlerin kanatlarını suskulara terk ettiği ve senin senfoninin akıl almaz yokluğundadır buralar… Senden şarkıların sözlerini çalıp ağıt yakan sevgililerin ve anaların feryatlarıyla büyüyorlar çocuklar…

Sınırları ihlal ettin “yasaklar çiğnenmek için vardır” dercesine. İnsanı boğarcasına sevdin her bahar da, her bahar diyorum. Her bahar da sana Asurililerin yaptığı gibi adak mı adamak lazım.

Şimdi yalçın kayaların arasından yılan gibi kıvrılan taştan taşa seken her zerrene bir türkü yazayım… Bir ağıt mı yakayım bilmem.

Masmavi gökyüzünün altında nefessiz uykusuz yürüdüğün yolculuğunda oğullarım ve kızlarım büyür…. Sen büyürsün… Dünya büyür… Nazlı dal titremelerinden dehşet dalgalar yaratan bir büyük büyünün ustasısın sen. O büyünün gizeminde yaratılmış öykülerin kahramanlıkların anlatılırından bir geceden ötekine kavimleri eskiten pepuk kuşlarının uğursuzluğunda zerreyi miskal mutluluğu çalmak içindir bu benim yaptığım…. Ve bu zerreyi miskalden çocuklarıma su selamlar olsun dalga dalga… Yüreğimden yüreklerden bin selamla çoban kavalından çıkan nağmelerle…

Bu yazı toplam 7428 defa okunmuştur
kahrolsun
 // adem tinar
geçen haftalarda veli göngür abimizin orda kaza yaparak hayatını kaybeti bu yola bi çare bulan yokmu yüksekova esnafları yüksekova belediye başkanı başvurularda bulunun lütfen bu yola bi çare edin veli abimizin yeri cenet olur işallah delikanli_gewer...
slm
 // nmazmi
yureğine sağlık ustat anlatılmaz bir guzeliktir yazıların şiir lerin...
zapı zapt eden yok mu?
 // öğretmen
Belki de insanlığın gelişmesinde en büyük etkiyi su yaratmıştır.Tarihin ilk dönemlerine inerseniz medeniyet biraz da insanlığın yerleşik yaşama geçmesiyle başlamıştır.Tabi bu yerleşim tarım sayesinde olmuş ve insanlar genellikle bu uğraşlarından dolayı akarsu kenarlarında yaşamlarını sürdürmeye başlamışlardır.Örneğin bugün bir mezopotamyadan bahsediyosak bu Fırat ve Dicle sayesindedir.Kitaplarımızda bir Mısır uygarlığı varsa Nil nehri sayesindedir.Yani sular medeniyetlerin gerçek kurucuları konumuna geliyolar.Fakat bu sular insanlığa hizmet ettiği gibi ne yazıkki feelaketlere yol açabiliyor.BU FELAKETLER her zaman vardı fakat devletlerin bu felaketleri önleme biçimi çok gelişti.Türkiyede 5 nokta değerinde bir depremde yüzlerce insan ölürken Japonya 7 nokta değerinde bir deprem bir kaç insanı ancak yaralayabiliyor.Şimdi ölümlerin sebebi deprem mi oluyor yoksa devlet mi.Her türlü özelliğiyle alay ettiğimiz,şeriat biçimiyle yönetilen İranda ovalarda bile yollarda bariyer var.Demek ki devletler insanları doğa karşısında korumaktadır.Yani gelebilecek her türlü tehlikeye karşı önlem almaktadır.Ama ne yazıkki benim güzel ülkemde güzel insanlarım doğayla baş başa bırakılmıştır.Kendi canımızı kendi insiyatifimizi kullanarak korumaya çalışacaz.Kazadan sonraki gün hepimiz gözyaşları içinde sulara ve arabaya bakarken Kaymakam kaza yerine geldi.Ve ordakilerden biri"Kaymakamım bu yollarda bariyer olsaydı bu insanlar ölmezdi"dedi.Kaymakam ise"Bariyer çok masraflı olur"cevabını verdi.Sizce bunun aılımı nedir.Kaymakam diyo ki devletin parası sizden daha değerli.Devlet kasasını doldursun siz zapa uçabilirsiniz.İşte ilçemizi yöneten güzel kaymakamımızın insanları doğayla baş başa bırakma cevabı.İşte sayın yazanlar,çizenler zap ne kadar çılgınsa devlette bu çılgınlığa tedbir alamadığı için o kadar acizdir.Günlerdir suların kenarında abisini,babasını,oğlunu kaybedip arayan insanlara gidin sorun zapın ne anlam ifade ettiğini.O zaman başka anlarsınız bazı şeyleri.Veli abiyi biz kaybetmedik.O suların içinde bir arkadaş gibi duruyor.Ve her akarsu onun soyadı gibi onu bize gösterecek....