Ümit Yazıcıoğlu

Yüzyıllık bir sistem devriliyor

25 Şubat 2011 Cuma 00:11

Ortadoğu’da en güçlü devletin başındaki isim gitti. İster Mübarek, İster Bin Ali, isterse Kaddafi olsun, ister diktatörler isterse monarşiler olsun yüzyıllık bir sistem devriliyor. Libya lideri dünkü konuşmasında göstericilere meydan okudu, kanının son damlasına kadar savaşacağını ve gerekirse ülkesinde şehit olacağını söyledi. Trablus sokaklarında ise hükümetin şiddetle bastırma girişimine rağmen gösteriler hâlihazırda devam ediyor.

Dolayısıyla hatırlamakta yarar var. Albay Kaddafi’nin yönetimi ele geçirmesinin ardından Libya hava kuvvetlerinin ilk savaş uçakları Fransız ‘Mirage’lardı. Libya’da kimya sanayisinin inşasına Almanya büyük oranda katkıda bulundu. Ve 1986 yılında Kaddafi’yi öldürmek için Libya’yı bombalayan Amerikalılar, sonradan, Kaddafi nükleer emellerinden vazgeçmemesine rağmen koydukları ambargoyu kaldırdılar. Şimdi tabii ki hiçbir Avrupalı hükümet çıkıp Bengazi ve Trablus’ta halka uygulanan kanlı baskıyı kınayamıyor. Çünkü hem Almanya ve hem de Fransa Libya’nın nükleer ve kimyasal silahlara sahip olması için her türlü desteği zamanında bu ülkeye vermişlerdir.

Bu arada unutmamak gerekir Almanya Saddam Rejimine kimyasal silahlar satmış bir ülkedir.  Bu kimyasal silahlarla Saddam rejimi Halepçe’de bir vuruşla yedi bin masum kürdün kanını emmiştir. Federal Kürdistan Hükümeti hiçbir endişe duymadan Almanya’yı Halepçe’de Kürtlerin katliamına sebep verdiği için uluslararası bir Mahkemede yargılatmalıdır. Ve Almanya’dan Tanzimat istemelidir. Kürtler artık kendi halklarının Halepçe’de katliamına sebep veren ülkelerden de Haklarını istemelidirler ve bu bağlamda hukuk mücadelesi vermelidirler.

Libya’nın doğusunda bir İslami emirlik kurulduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Bu gelişme AB’den birkaç yüz kilometre ötede bulunuyor, ancak hiçbir şey yüzlerce masum sivilin ölümünü haklı çıkaramaz. Libyalılar ve diğer Araplar, sürekli olarak uluslararası toplumun sessizliğini kınıyor ve harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor. Erdoğan Hükûmeti ise bu bağlamda Libya’daki şiddet olaylarını uluslararası toplulukla birlikte şiddetle kınadı. Politikalarımız, değerlerimiz ve yasalarımıza uygun olarak gerekli adımları atacağız ancak uluslararası toplumla birlikte hareket etmek istiyoruz, görüşünde. Bu görüş doğrudur, ama Türkiye uluslararası toplumla birlikte hareket ettiğinde, başkalarının çıkarları için baston değneği olmamalıdır. 

Erdoğan Hükümeti Amerika’nın Libya içinde sağlam bağlarının bulunmadığını bilmelidir. Bu nedenle Libya’daki durumu değiştirmek için ABD’lerinin yapabileceği fazla bir şey yoktur. Muammer Kaddafi’nin günleri sayılı olabilir. Fakat bilinmesi gereken Mısır veya Tunus’takinden çok Irak’takine benzer farklı silahlı grupların Libya’da kontrolü ele geçirme olasılığı mümkündür.  Dolayısıyla Erdoğan Hükümeti Libya’da kontrolü ele geçiren yönetimle ilişki geliştirmek zorundadır. Belki bir değil birkaç grupla temasa geçmek söz konusu olabilir. Bu grupların bazıları şiddet yanlısı ya da aşırı görüşlü olduğu için diyalog yapmak isteyemeyebilirler.

Yüzyıllardan beri krallar, rahipler, feodal beyler, sanayi patronları ve ana-babalar itaatin bir erdem ve itaatsizliğin de kötü bir huy olduğunda ısrar edegelmişlerdir. Farklı bir bakış açısı ortaya koymak için, bu tavrın karşısına şu ifadeyi koyalım: İnsanlık tarihi, bir itaatsizlik eylemi ile başladı ve bir itaat eylemi ile sona erdirileceği hiç de ihtimal dışı değildir. Kaddafi 2003 yılında ‘istenmeyen adamlık ‘tan ‘iş Ortaklığı’na terfi ettiğinde pek çok Avrupa ülkesi, petrol şirketleri ve firmalar Libya’daki yatırımlarını güçlendirdi. Avrupa geç de olsa, Kaddafi ve aşiretini dize getirmeye yarayacak önlemler alacağını belirtiyor. Ama bu geç önlemler Libya’yla yıllar süren işbirliğinden AB liginin elde ettiği kârın kan akçesi damgası yemesini önleyebilir mi? Libya’da işlenen kitlesel suçlar karşısında Avrupa Birliği’nin tutumu affedilemez bir suçtur.

Bu yazı toplam 6780 defa okunmuştur
Kitaplarla ilğili sorya yanıt
 // Ümit Yazıcıoğlu
Değerli Kardeşim,
almanca olarak kaleme almış olduğum kitaplarım ankaradaki milli kütüphanede bulunmaktadır, oradan okumak için temin edebilirsiniz, ayrıca hem DNB (alman milli kütüphanesi) ve diğer kütüp kütüphanelerdede mevcuttur. Diğer taraftan kitaplarımın ve ilmi makalelerimin büyük bir kısmına bana ait olan www.yazicioglu.de web sayfamdanda teminetmeniz mümkündür. Selam Ümid...
08 Mart 2011 Salı 09:16
nerden bulabiliriz
 // kitap
''Priv.-Doz. Dr. Dr. Mag. Umit Yazıcıoğlu"nun Almanca olarakyayınlanmıs onbir kitabı, değisik dergi ve gazetelerde yayınlanmıs 200"unuzerinde makalesi mevcuttur.''
hocam kitaplarınızı ve makalelerinizi ararken sadece bu bilgileri buldum internetten 11 kitabınız varmış türkiyede yayınlanan kitabınız varmı varsa hangi yayın evinden çıkmiş yoksa ne zaman yayınlanır...
04 Mart 2011 Cuma 18:26
acaba
 // müslüman
acaba diyorum bu müslümanlar islamı ne zaman öğrenecek?... araplar öğrenmeye başlıyor galiba darısı diğer kralların diktatörlerin petrol seyhlerinin başına...
04 Mart 2011 Cuma 18:17