Necip Çapraz

YÜTSO'nun Irak Gezisi

06 Haziran 2009 Cumartesi 01:56

Yıllardır dünyanın cazibe merkezi olacak ve ticaretin çok kazançlı olduğu bir bölgeye hareket etmenin birçok iş adamının hayalinde ve programında olduğunu söyleyebiliriz.

Hakkari ili, Irak Kürdistan Bölgesel yönetimi topraklarının sınır komşusu ve yıllar önce hem Şemdinli-Çukurca hem de Çukurca-Üzümlü noktalarından sınır ticareti yapılacağı sözü verilmişti.

Hatta bugünkü AKP hükümetinin başı olan Başbakan Tayip Erdoğan bile Hakkari'de "uyuşturucu ve silah kaçakçılığı dışında tüm ürünlerin pazarlandığı sınır ticaretleri yapılabilecektir" sözünün canlı şahidiyim. Başbakan bu sözü 2002 yılındaki ilk seçim gezisini yaptığı Hakkari'de söylemişti.

Bu güne kadar 7 koca yıl geçti, o gün zor da olsa yapılan ticaretler bu gün kesildi. O gün den bu güne sınır ticaretleri yapılamaz duruma geldi.

Hakkari Valisi Muammer Türker'in sınır ticaretleri ile ilgili olumlu bakış açısından cesaret alan Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası Başkan ve Yönetimi bu süreci değerlendirmek adına temaslarını önce sınır komşumuz olan Irak Kürtistan Bölgesel yönetimi ile çeşitli temaslar kurarak ticareti geliştirmeyi düşündüğünü söylüyor.

Bu amaçla; Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası'nın Kürdistan bölgesel yönetimi coğrafyasına düzenlemiş olduğu 4 günlük "iş gezisi" boyunca izlenimler heyecan doluydu. 35 kişi geziye katılmak için başvurdu, 28 kişi geziye katıldı. Gezi süresince Hewlêr ve Duhok Ticaret Odaları ve Hewlêr ve Duhok valilikleri ile sınır ticaretleri için Şemdinli -Derecik, Çukurca-Üzümlü sınır kapıları ve karşılıklı yatırım anlaşmaları imzalanacaktı.

Yüksekova'dan yola çıktıktan sonra Habur Sınır Kapısına kadarki yaklaşık 500 kilometrelik yolu 10 saatte alabildik. Keza yollarda her adım başı bir karakol ve her karakolda hızını düşürüp / durup "ahret sorularına" bir cevap olmak lazım oldu. En öndeki aracımızda heyetin tanıtımını yapan kalın puntolarla YÜKSEKOVA TİCARET VE SANAYİ ODASI yazılı pankartlarla kendimizi tanıtmıştık oysa.

Yol bizi Dicle'nin dingin suyunun eşliğinde Silopi'ye kavuşturunca Pasaport seronomisi başladı. Önümüzde Habur Sınır Kapısı ve diğer tarafta İbrahim Halil Sınır Kapısı...

 

Herkes asker gibi sıraya girecek ve işlemi bitene kadar ya güneşin kavurucu sıcaklığında duracak ya da aracının içinde vakit geçirecekti. Bu tercihendi.

 

Habur sınır kapısının bilindik yük kamyonları kuyruğu devam ediyordu. Heyette çoğumuz ilk defa bu kapıdan Irak topraklarına geçme heyecanını yaşıyorduk.

 

Ekmek davasının gerçekten kavga olduğu bu yerlerde insanın gücü şaşırtıyordu. Onca eziyete karşın insanlar günde geçimini sağlayacak parayı kazanmak için resmen çile ve azap dolduruyordu.

 

Zaman zaman esen rüzgârın getirdiği kokuların arasına petrol kokusu da düşüyordu. Ama en çok sefaletin izlerini kokuya dönüştüren toz ve polen yağmuru vardı. Hayat burada sınıfta kalmamak için ağabeylerden kalma defter ve kitaplarla devam ediyordu. Gir sıraya, itaat et ve para kazan.

 

Sonra ana dilimizin omzunda rütbesi olanlarca konuşulmasının tadına varmaya çalışıyoruz.

 

Saddam Hüseyin'in on yıllarca karakol yaptığı bu yakada hummalı bir çalışmanın izleri hemen göze çarpıyordu. İnsanlar ülkelerini kurmak için yapıma yollardan başlamış.

 

Duhok şehrinde Kak Hesen'in evinde bir çay içiyoruz. Kak Hesen yıllar önce Yüksekova'da yaşamış ve burada sevdiği kızla uzun bir aşk hikâyesinden sonra evlenmiş. Bir Yüksekova sevdalısı... Irak'a giden birçok kişi, konuk olduğu bu muhteşem evde en iyi ikram ve güler yüzle karşılanmış.

 

Yol, akşam karanlığına teslim olmuş ama kimi sönük, kimi az aydınlatan ışıkların altında ilk ay ışığının da takibiyle hızla ilerliyoruz. Irak ciddi bir elektrik enerjisi sorunu yaşıyor. Hatta Duhok kentinde insanlar bu soruna çözüm için kendi jeneratörleri ile enerji üretiyor.

 

Barzani ailesinin fotoğrafları Kürdistan'da hemen hemen her ev ve iş yerinde asılı duvarları süslemiş.

 

Duhok'ta yarım saatlik bir çay molasından sonra izin alıp akşamın geç vaktinde Hewler'e (Erbil) doğru yola çıkıyoruz.

 

Yollarda kilometre taşı, yol çizgisi ve işaret levhaları hemen hemen hiç yok. Bir tek arada bir yer ismi gösteren tabelalar çarpıyor gözümüze. Araçlar çöl sıcağına doğru hızla ilerlerken artık günün bütün yorgunluğu üzerimize ter ve bitkinlikle çöküyordu.

 

Geç bir saatte darbuka çalan karnımızı doyuruyoruz Hewlêr'in bir lokantasında.

 

Otelde bize önceden ayrılan istirahat mekânlarımıza çekilmeden önce heyetimizi tanıyan dostlar ile buluşuyoruz. Bunların arasında bir başka Kak Hesen var ki onu çok yıllar evvel Yüksekova'da misafir etmiştik. 20 yıllık bir hasretin mozaiğini görmeliydiniz.

 

 

Diğer gün işe iş gezimizin ana damarından ziyaretle başladık.  Hewlêr Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı'nın toplantı salonunda heyet dileklerini, amaçlarını, duygularını tek tek konuştu.

Heyetin 1.gün öğlenden önceki ilk görüşmesinde Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sabih Kayhan ve Hewlêr Ticaret ve Sanayi odası Başkan Vekili Soran Abubekir Aziz başkanlığında bir toplantı gerçekleştirildi.

Karşı taraftaki oda başkanı çok profesyonel ve ticaretin ana ruhunu diplomatik bir dille anlatıyor hem Kürtçe hem Soranca. İlk protokolümüzü burada imzalıyoruz. 10 maddelik protokolde karşılıklı güven içeren ve ticari hayatı geliştiren temel unsurlarla pekiştiriyoruz.

"BİREYSEL VE KURUMSAL ŞİRKETLER KURMAYA HAZIRIZ"

Toplantıda Azizi, Türkiye'yi kendi memleketleri gibi gördüklerini ve bu ülkeyle yaptıkları ticaretten memnunluk duyduklarını, bundan böyle de bireysel ve kurumsal şirketler kurmaya hazır olduklarını ve Hakkari şirketlerini buradan görmekten ve kurmaktan da ayrıca menuniyet duyacaklarını dile getirdi.

BÖLGEYE GELMEKTE GEÇ KALDIK

Yüksekova Ticaret Sanayi Odası Başkanı Sabih Kayhan da bölgeye gelmekte çok geç kaldıklarını belirttikten sonra bölgeyle ciddi ticaret hamlesi gerçekleştirmek için azim içinde olduklarını, Derecik ve Üzümlü sınır kapılarını da hayata geçirmek için yoğun bir diplomasi trafiği içerisinde olacaklarını dile getirdi. Kayhan, "Aynı zamanda komşu ve akraba olmaktan dolayı buraya gelmenin bizim için kaçınılmaz olmasına karşın gecikmiş olmanın bilinciyle buradaki ticari hayata dahil olmayı hedeflerimiz arasına aldık. Bu anlamda ilk ziyaretimizi de gerçekleştirmiş olduk."dedi.

Heyet onuruna verilen öğle yemeğinden sonra bir dizi iş potansiyeli yüksek tüccarla tanışma ve karşılıklı ticari gelişim üzerine bir sohbet toplantısı gerçekleştirme şansı buldu.

Bu toplantıdan çıkardığımız ana fikir; "paranın ana damarı akıldır" şeklinde oluyor. Akıllı olanlar paranın toplum menfaatine dönüşmesini de, kendi lehine dönmesini de başarabilir.

Akşam saatlerinde otelin lobisinde yarın için program ve yine gelen misafirlerle çeşitli iş görüşmeleri ile beyin jimnastiği yapıyoruz. Bir sonraki görüşme Hewlêr sıcağının tam kalbinde İthalat ve İhracatçılar Birliği Başkanlığındaki temaslarımıza devam ediyoruz.

 

Buradaki temaslar ticaretin ağır olarak yapılacağı ve ithalat ihracat recminin en uygun alanı olan Derecik (Rubarok) kapsının Kafkasya'ya kadar uzanan koridorundan oluşuyor. Heyet, 28 Mayıs Perşembe günü öğle saatlerinde Irak Kurdistan İthalat ve İhracatçılar Birliği Başkanı Şeyh Mustafa ile görüştü.

 

Karşılıklı ticari hacmin yıl içindeki rakamlarını konuşabiliyoruz artık. Ve milyon dolarlarla eşdeğer olanaklar sağlayabilecek, bölgenin gelişmişliğine çok artı değer katacağı kanısı hâkim oluyor.

 

Hewlêr Valisiyle yaptığımız görüşmede yoğunca işlediğimiz Deştan (Üzümlü) ve Rubarok (Derecik) kapısının durumu Vali Nevzat Hadi tarafından da kabul görüyor. Bu konudaki talebimizi Başbakan Neçirvan Barzani ile görüşeceğinin altını çizerek "Sınır kapısı Kafkasya'ya açılacak bir ticari koridordur." kanısına varıldı.

Hevler Valisi Nevzet Hadi'ye yapılan bu ziyarete dair açıklamada bulunan Sabih Kayhan, burada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti, Derecik sınır kapısının açılmasıyla ödüllendirmek istediklerini söyledi. Kayhan, "Derecik sınır kapısı Kafkasya'ya açılacak bir ticari koridor olarak kullanılabilinir. Keza burada altyapı çalışmaları hemen hemen bitmiş durumdadır. Sıfır noktaya kadar yol yapımının bittiği sadece karşılıklı olarak ülkelerin burada bu sınır kapısını işletmek için gerekli çalışmayı ve iradeyi bir an önce göstermesi gerekiyor. Biz de bu anlamda işin takipçisi olacağız."dedi.

Vali Nevzet Hadi ise Derecik kapısının açılmasının bölgesel hükümetin tasarrufunda olduğunu ve kendi hükümetiyle yapacağı görüşmeden sonra bu kapının açılmasını ümit ettiklerini, bu sınır kapısının ticari potansiyelini önemsediklerini dile getirdi.

Heyet Başkanı Sabih Kayhan'ın plaket ve Hakkari kilimi sunmasından sonra vedalaşılıyor.

Hewlêr kenti delik deşik her tarafı kazılıyor, yeni yerleşim alanları inşa edilmiş siz ne satarsanız para kazanırsınız orda. Kent üzerinden ülkeyi yeni Dubai yapacağız diyen iddialı söylemler dikkatimize toplanıyor.

 

Bir diğer gün ise Hewlêr'de Ticaret ve Sanayi Bakanı Mıhemmed Rauf ile görüşüyoruz. YÜTSO Heyeti 2. günde Irak Kürdistan Federe Bölgesel Hükümeti Ticaret Bakanı ile makamında görüştü. Buradaki görüşmeye Irak Federe Kürdistan Bölgesel Hükümeti Ticaret ve Gümrük Bakanı Mıhemmed Rauf, YÜTSO Başkanı Sabih Kayhan, Yüksekova Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı İrfan Sarı, oda yönetim kurulu üyeleri katıldı. Görüşmede Irak Hewler komşuluk ilişkileri ve sınır ticareti konuları ele alındı. Yüksekova YÜTSO heyeti adına söz alan Kayhan, "Irak Kürdistan Bölgesi ile ticari ilişkileri geliştirmek için buradayız. Bu anlamda Derecik (Rubarok) kapısının iki ülke için öneminden dolayı geniş fizibilite çalışmaları yapılarak proje halinde Irak Federe Kürdistan Hükümeti'ne sunacağız" dedi.

Ticaret ve Gümrük Bakanı da böyle bir projeyi parlamentoda görüşebileceklerini belirterek, "Bizim Hakkari bölgesi ile olan dostluk bağlarımız da böyle bir projede tetikleyici güç olur. Proje dâhilinde Kafkasya'ya kadar bir ticari haritanın da bulunmasını istiyoruz." dedi. 

 

Hewlêr görüşmeleri programlanan hedefte gerçekleştikten sonra otelden ayrılma ve Irak'ta yatırım yapan Hakkarili hemşehrilermizle vedalaşama gerçekleştiriliyor.

 

Heyet Duhok'a gitmeden önce Barzan bölgesindeki Kürt önderi merhum Mustafa Barzani'nin kendi köyündeki mezarına da bir ziyaret gerçekleştirdi.

Barzan bölgesine doğru seyahatimizde modern yollar, yapılar ve içinde her türlü alt yapısı olan modern köyler görüyoruz. Yol üstünde akarsu üzerinde bir baraj yapımına şahit oluyoruz. Köyü ve şehirleri ile yeniden bir yapılanma içinde.

 

 

Mela Mustafa Barzani'nin mezarına gitmeyi kararlaştırıyoruz. Kürt önderlerinden Barzani'nin mezarına gitmek için uzun bir yol kat ediyoruz. Dağların arasından yılan gibi kıvrılan bir alçalan bir yükselen yolculuk sonrası bu önderi oldukça mütevazı bir mezar ortamında buluyoruz. Kuzeyinde ise bir tesis yapımı devam ediyordu. Bu yapılacak tesisinde cami olacağı ve mezarın yine mütevazı bir ortamda korunacağı söyleniyor. Bizi orda Mesut Barzani'nin amcasının oğlu Şeyh Abdullah Barzani karşılıyor. Gelen misafirler için bir dinlenme tesisi kurulmuş insanlar bu mezarlığı sık sık ziyaret ediyor.

 

Dağların arasından yılan gibi kıvrılan bir alçalan bir yükselen yolculuk sonrası bu önderi tesadüfen 26 Mayıs devriminin yıl dönümünde ziyaret ediyor ve anı defterine duygularımızı Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sabih Kayhan ve Yüksekova Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İrfan Sarı aktardılar.

 

Buradan sonraki yol boyu tabiatın en yeşil ve en serin havası sahip. Hayranlıkla izlediğimiz bu tabiat harikasını akşam karanlığından sonra seçmemiz zorlaşıyor.

 

Arkadaşlarımız Duhok'a ben de Diana (Soran) ve Revandiz kentlerine doğru ayrılıyoruz.

 

Arkadaşlarımızın aldıkları notlara göre Duhok'taki görüşmeler şöyle: Dohuk kentindeki görüşmeleri gerçekleştirmek için geri dönüldüğünde görüşmeler yine ticari organlarla devam ediyor ve bu kez İthalat ve İhracatçılar Odasıyla bir protokol imzalanıyor.

Duhok kentindeki ilk ziyaretlerini İthalat ve İhracatçılar Dohuk Odası'na gerçekleştiren heyet üyelerine başkanlık yapan Sabih Kayhan, bu ziyaretteki amaçlarının karşılıklı işbirliği olduğunu ifade ederken Duhok Oda Başkanı Reber İbrahim Adel ise tüm oda üyelerini bölgeye yatırım yapmaya çağırdı.

 

Irak'ın yerel ve ulusal gazete ve televizyonlarında ziyaretimiz ile ilgili haber ve basın açıklamaları yapılıyor.

 

Büyük projelerin/ yatırımların yapıldığı bu kentte bir projeye tanıklık ediliyor ki biraz da hemşerimiz olması sebebiyle göğsümüz gökyüzüne kadar kabarıyor. Anlıyoruz ki bu topraklarda akıl en verimli çağını yaşıyor.

 

Ziyaretlerden bir tanesi de Duhok Valisi Temer Ramazan Fetteh ile yapılıyor. Vali Temer Ramazan Fetteh aynen şunu diyor: "Tabiri caizse biz ticareti şeytan ile bile yaparız. Siz dostlarımız ve akrabalarımızla yapmak bize onur verir. Bize karşı duyulan iyi niyetin burada en anlamlısını yaşıyoruz. Ve ilave ediyor. Burada sizin ülkenizde karar versin her iki ülkenin sınır kapılarının bütün hizmet binasını alt yapısını köprüsünü ve yollarını biz üstleniriz." Bu bizi sevindirecek değil havalandıracak kadar yüklemli bir cevaptı.

Vali konağında gerçekleşen görüşmede Derecik ve Üzümlü kapılarının açılması da gündeme geliyor. Son derece sıcak bir ilgiyle karşılanan heyet üyelerine hitaben Vali Temer, "Siyasi bazı kararlar vardır evet, ancak bunlar halkların çıkarı doğrultusunda yatırıma dönüştürülmelidir. Bu kapı er ya da geç açılacaktır. Dilerim bu erken olur" ifadelerini kullandı.

Burada da heyet üyeleri bir dizi bireysel iş görüşmesi yapıyor ve tanıdık görüşmelerinden sonra buradaki görüşmeleri bitiriyor.

 

İki ülkenin karşılıklı ticari iş birliğinden sadece iki ülke ve vatandaşının istifade edeceğini kavrıyoruz. Bu bağlamda halkın menfaatini benimseyen bir anlayışın burada seferber edilmesini arzuluyoruz. Biz bu çabanın devamını ve bu işin takibinin sürmesini izleyeceğiz.

 

Velhasıl yanı başımızda bir fırsatlar ülkesi var. Erken kalkan yol alır misali, bu süreçte bazı yatırımlar yapmak için geç kalınsa da yinede yapılacak birçok iş olduğunu söylemek mümkündür. İş adamından işçiye kadar her alanda iş var.

 

 

Özellikle birçok ülkeden iş kurmak, işçi olmak için birçok değişik renk ve ırkta insanlara rastlamak mümkün.

 

Buradaki verimli toprakları değerlendirmek, yayla hayvancılığı ve ziraat yapmak için bile fırsatlar mümkün.

 

Her ne kadar medyadan kanlı olaylardan bahsedilse de Kürt bölgesi daha huzurlu. Kürt bölgesi turist çekmeye devam ediyor. Özellikle turizm yatırımları dahi düşünülebilir. 

 

Bu gezinin Türkiye ayağında ise Hakkari Valiliği ve ilgili Bakanlıklar ile görüşmelerin süreceği ve yakında İran'a da bir iş gezisi yapılacağı söyleniyor. Tabiî ki bu organizasyonları Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası sürdürüyor. Yeni yönetimin bu yönlü çalışmaları alkışlanmalı ve destek verilmelidir diye düşünüyorum.

 

Not: Gezimiz boyunca heyetimize yardımcı olan,yol gösteren ve bizleri sıcak duygularla karşılayıp uğurlayan Şeyh Fahri Heyrani, Kemal Heyrani, H.Hurşit Tekin, Nevzat Geveri ve Necip Yağızer' teşekkür ederiz.

 

Bu yazı toplam 18293 defa okunmuştur