İrfan Sarı

Yumurta, yumruk ve taş

10 Aralık 2010 Cuma 01:41

Adam kasten atsa kafaya oturtamaz yumurtayı. Ama yumurtanın da tutası gelmiş çünkü demokrasi artık eşyanın tabiatına aykırılık getirmeye başladı.

Maddenin de, insanın da.

Ülkenin bir yakasında taşlar vızır vızır havalarda uçuşuyor. Bir yandan da panzerler ve polisler gaz sıkıp maske takıyor. Kalkanlar, sapanlar eski zaman meydan muharebelerini andırıyor.

Sınır boyları bir yandan genç çocukların ölümlerine şahit oluyor.

Bir yandan da şehirlerde çocuklar polis ya da asker kurşunuyla ölmeye devam ediyor.

Tüm bunlara bu ülke fazlasıyla tanıklık etti 30 yıla yakındır.

Bunun için savaş bilançosundan Türklere ve Kürtlere ağır faturalar kesildi hep. Kürtler demokratik bir anayasa nihayetine vardı en son. Türkler ise kendileri için anayasanın nasıl üstünlük anayasası olacağının oyalamasında.

Bir yandan üniversitelerdeki demokratik istemlere dair öğrencilerin yürüyüşlerine polisin kaba tavrı bir yandan da doğacak bebeklere bile insafsızca kondurulan tekmeler öfkenin geldiği noktayı ortaya koymaya yetiyor.

Yani geleceğin başbakanı, cumhurbaşkanı en büyük bürokratının en iyi siyasetçisinin yetişeceği üniversite öğrencilerine karşı polisiye tedbir almayı deneyen düşünce odakları sistematik yapısını yenilemeyi bir türlü akıl edemiyor.

Tekmelemeyle, gaz sıkmayla, hakaret etmeyle geleceğin başbakanı nasıl hazırlanır ona mana vermek zor değil. Çünkü dünden bu güne gelen başbakanların bu işleyen çarktan beslendiğinin resmi apaçık görünüyor.

Anlaşılacağı üzre bana vurana vuracağım mantığı hakim.

Siyasetçilere atılan yumurtaların neden atıldığı sorulmazken özeleştirel yaklaşılmadan “polis gereğini yapar” açıklamasının manası ve yükü ağırdır.

“Nush ile uslanmayanı etmeli tektir, tektir ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Mevcut siyasi iktidar geçmiş iktidarlardan farklı değildir kaba güç konusunda. Yukarıdaki veciz sözden zerre kadar istikamet değiştirmemişler. Hala nush’u bile kafasına vura vura öğretmenin derdindeler.

Derim ki; vaktiyle kendilerine de böyle davranılmıştı.

İşte sırf bunun için kaba güç içeren ifadelerin kullanılması mana itibarı ile yüklüdür. Bu ülke benim istediğim demokrasi ile yönetilir demekten başka bir şey değildir.

Yumurta atan üniversite öğrencilerine karşı takınılan tutum çok fazla sahiplenme içeriyordu başbakanın açıklamalarında oysa yumruk yiyen bir liderin yumrukçusuna neredeyse eline sağlık deniliyordu. Bunu bir kenara bırakalım. Bir kere başbakanın açık bir tavırla üniversitelerdeki bu hadiselerin tırmanmasına isim koyması gerekiyor.

Polis gereğini yerine getirecekse bu ülkede başbakana gerek yok o zaman. Bu ülkede bir meclise de gerek yok. Polis demokrasinin de ülkenin de sahibidir demek oluyor. Polis devleti olup çıkalım.

Bizim ülkede şiddetli derecede demokrasiye ihtiyaç var ve en çok da başbakanın demokrasiye ihtiyacı var. Her eylemden sonra çıkıp kaşlarını çatması, her demokratik talepten sonra çıkıp polisi göreve davet etmesi anlaşılır bir tutum değil.

Tekel işçilerini öldüresiye dövün, milletvekillerini dövün, Kürtleri dövün, çocukları öldürün, öğretmenlere yürüme izni vermeyin düz mantığı dünden kalmadır.

Yani insanlar meclisin önünde döviz açsa slogan atsa meclisin direğimi kırılır.

Yok. Hiçbir şey de olmaz.

Yani cumhuriyetin kuruluşundan bu yana vurdulu kırdılı bu sahneler hep yaşanmadı mı? Hep aynı film sürmüyor mu?

Eğer dayak eksenli bir demokrasi icadı tutsaydı şimdi bu ülke dünyanın en ileri demokrasisine sahip olurdu.

Anlaşılan bir dille bu yöntemler tutmuyor.

Oyalamayın ve dövmeyin halkı.

Demokratik bir kültür ve yaşam için yapmanız gereken demokratik uygulamalardır.

Demokratik uygulama isterseniz dövmeden vazgeçersiniz. Yoksa demokratik uygulama için halk sizi dövmeyi esas alır…

Kürtler… Türkler ve diğer halklar…

Dövmekten vaz geçerseniz “yumurtayı” görmezsiziniz.

Bu yazı toplam 3720 defa okunmuştur
anca
 // tertip
akp hükmetinin demokrasi anlayışı ancak bu kadar olur
yolsuzluklardan bir numaralar...
11 Aralık 2010 Cumartesi 23:43
şaşıyorum yazılarınıza...Nasıl bir mantık bu...
 // osman
Polisin sınırı aşan durumları için kanun neyi gerektiriyorsa yapılmalı ama neden sizler hainleri ve toplumu karıştırmak isteyen provakötörleri destekleyici yazılar yazıyorsunuz...Biliyorum yine yayımlamayacaksınız demokrasi anlayışınız gereği...Neden kanunlara saygılı vatandaşlara polis yanlış yapmıyor da hainlerle toplum huzurunu bozanlarla uğraşıyor hiç kendinizi sorguladınız mı?neyin peşinde siz ve sizin gibiler...Huzur istiyoruz.Bu güzel ülke hepimize kardeşçe yaşamak için yeter.Bence biraz vicdanınızla düşünün ve toplumsal barış için yazın yazılarınızı...Bozguncular toplum ve halk düşmanlarıdır....
10 Aralık 2010 Cuma 18:44
merhaba
 // baranmendes@hotmail.com
sevgili irfan yazılarını takip diyoruz elline sağlık. son yazını ve budan sonraki bir kısım yazını kullanacağız haberiniz olsun...www.idilhaberajansi.com...
10 Aralık 2010 Cuma 11:53