İbrahim Genç

Yüksekova’da Neler Oluyor?

14 Mart 2016 Pazartesi 09:37

Ortadoğu ülkeleri için model ülke olarak görülen Türkiye’nin çağdaş demokrasi değerlerinden bu kadar uzaklaşabileceğini sanırım hiç kimse tahmin etmiyordu. Çünkü Kürtlerle birlikte Cumhuriyet tarihinin en çok ezilen dindar kesimi üzerinden iktidara gelen AKP’nin demokratik dönüşüme hizmet edeceği düşünülüyordu. Şüphesiz buna en çok inanan kesimlerden biri de Kürtler oldu. Bu sebeple de Kürtlerin çoğunluğu 7 Haziran 2015 seçimlerine kadar daima AKP verdi. Lakin akıp giden zamanla birlikte AKP, değişim ve ilerleme perspektifinden uzaklaşarak sadece kendi ideolojik hayallerine teslim oldu. Bununla birlikte uluslar arası konjonktör fazlasıyla AKP’nin aleyhine dönerken Kürtler de hızla uluslaşmaya başladılar.

AKP’nin kendisini değişen Ortadoğu dinamiğine göre adapte edememesiyle birlikte ülkenin en önemli ve kritik sorunu olan Kürt sorununda da çözüm gelişmedi. Her gün öfke nöbetleri geçiren devlet adamları, sorunun çözümü noktasında “temizleriz, bitiririz, ezeriz” dilini kullanmaya başladılar. Oysa bugün söyledikleri şeylerin hemen hemen tamamı geçmiş yıllarda tüketilmiş sözlerdi. Bugün 1990’lı yılların dilini kullanıp tarihin çöplüğünde yerini alanların videoları ibretle izlenmektedir. Dolayısıyla tanka ve topa aldanıp sosyo-politik bir sorunu çözmek pek mümkün görünmüyor. Bu gidişle sadece bin yılda geçse unutulmayacak bir zulüm, hakaret ve aşağılama uygulamaları Kürtlerin belleklerine kazılıyor.

Çatışmalı sürecin bilançosu

Bugün son verilere baktığımızda 7 kentin 21 ilçesinde 58 kez ilan edilmiş sokağa çıkma yasaklarının toplamda 490 günü bulduğunu görüyoruz. Şu an sokağa çıkma yasağı, Cizre ve Silopi’de saat 19:30 ile 05:00 arası saatlerde, İdil ve Sur’da da tam zamanlı olarak devam ettiği belirtilirken Cizre, Silopi, İdil ve Sur’da ablukalar başladığından bu yana 413 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edilmektedir.  Ki 130 kişinin kimlik bilgileri bile teşhis edilememektedir. Sonuç olarak çatışmaların başlamasından bu yana 97’si çocuk, 94’ü kadın olmak üzere toplamda 705 sivilin yaşamını yitirdiği raporlara yansımaktadır.

Kentlerin yıkıldığı, evlerin tarumar edildiği, insanların öldüğü bu sürecin bir yerde son bulması gerekir. Özellikle Cizre’de vahşet bodrumlarında yaşananların bir daha yaşanmaması için duyarlı olmak zorundayız. Bu anlamda dün Yüksekova’da 22:00 ve Nusaybin’de 00:00 itibariyle devreye konulan sokağa çıkma yasaklarında yeni bir Cizre yaşanmaması için demokrat ve barışsever herkesin bir şeyler yapması gerekiyor. Çünkü görüldüğü kadarıyla, özellikle Yüksekova’da yaşanacak bir çatışma büyük acılara neden olacaktır. Dolayısıyla Yüksekova’nın özgün bir durumu ve pratiği söz konusudur. Orada meydana gelen çatışmaların büyük sonuçlar doğuracağı orayı iyi bilenler tarafından defalarca tekrarlanmaktadır.

Yüksekova’da barış arayışı

Basına yansıyan haberlere göre Yüksekova’daki operasyonlara 20 bin asker katılacak ve operasyonlar İran ve Irak sınırına kadar uzanacak. Operasyonların ana merkezini ise Orman, Mezarlık ve Güngör mahalleleri oluşturacak. Milliyet’in habere ilişkin attığı “En geniş operasyon Yüksekova'da başlayacak” başlığı da Yüksekova’daki bir çatışma sürecinin etkilerinin adeta ipucunu veriyor. Dolayısıyla her taraftan büyük kayıpların verileceği ve ilçenin de büyük bir zarar göreceği belirtilmekle birlikte Yüksekova çatışmasının büyük kırılmalara yol açabileceği ifade ediliyor. Şüphesiz böyle bir durumda kazanan hiç kimse olmayacaktır. Bunun farkında olan sivil inisiyatiflerin uzun zamandan beri taraflar arasında bir çözüm aradıklarını bölgedeki insanlardan öğreniyoruz.

Yüksekova Haber’in geçtiği haberde de bu konuyla ilgili bir haber vardı: “HDP Hakkari eski Milletvekili Esat Canan ile AKP Hakkari eski Milletvekili A. Mütalip Özbek’in aralarında bulunduğu 10 kişilik bir heyet, sokağa çıkma yasağı kararının ardından operasyon yapılmaması için Yüksekova Kaymakamı İbrahim Çenet ile görüştü.Operasyonların durdurulması veya ertelenmesi için Kaymakam Çenet ile görüştüklerini belirten Esat Canan, Yüksekova’daki hendek ve barikat sorununun çözülmesi için ilçede bir sivil girişim oluşturduklarını kaydetti.” Haberin devamında da HDP İstanbul milletvekili ve Meclis Başkanvekili Pervin Buldan’ın “Bakanlığın bilgisi dahilinde yarın Hakkari’ye geleceğim. Hem Hakkari Valisi Yakup Canbolat hem de Yüksekova Kaymakamı İbrahim Çenet ile görüşeceğim.” sözlerine yer veriliyor.

Sivil inisiyatife şans tanınmalı

İçinde AKP ve HDP’lilerin olduğu bu sivil inisiyatifin gayretleriyle Yüksekova’da müthiş bir görüşme trafiğinin geliştiğini görüyoruz. Bu sivil inisiyatifin çabaları sonucunda İç işleri bakanı dahil birçok kişiyle önemli görüşmelerin yapıldığı da anlaşılmaktadır. Bu bağlamda HDP milletvekili ve Meclis Başkanıvekili Pervin Buldan’ın da devreye girmesiyle karşılıklı bir uzlaşı dilinin gelişebileceğine dair bir beklenti var. Bundan kaynaklı olarak sivil inisiyatif, sokağa çıkma yasağı ilan edilse de operasyonların bir süre ertelenip müzakerelere şans tanınmasını bekliyor. Çünkü ölümler yaşanmadan atılacak adımlardan sonuç almak daha kolay olacaktır. Aksi takdir, Allah korusun, silahların konuştuğu bir yerde hiç kimse birbirini dinlemeyecektir.

Sonuç olarak Yüksekova gibi her açıdan özgün bir durumu olan büyük bir ilçede yaşanacak bir savaşın hiç kimseye bir faydası olmayacağı aşikardır. Bunun yanında Yüksekova’da yaşanacak bir çatışmanın hiçbir yerle kıyaslanamayacağı ve ağır bir tablonun ortaya çıkacağı konusunda herkes hemfikir. Bu bağlamda düşünecek olursak, eğer sivil inisiyatif, taraflar arasındaki çatışmayı engelleyip taraflar arasında bir diyalog oluşturursa bu bir milat olabilir. Dolayısıyla tarafların en şiddetli çatışmalarıyla Yüksekova’nın şiddet ve acıda bir “final” olması yerine barış için diyalogun başladığı bir “milat” olması en güzel sonuç olacaktır. Çünkü en son dün gerçekleşen Ankara saldırısında olduğu gibi her gün insanlarımızı kaybediyoruz. Bütün bu acılara barış, demokrasi ve kardeşlik temelinde buluşarak bir son vermenin zamanı gelmedi mi?

Bu yazı toplam 18392 defa okunmuştur