Bedri Çallı

Yok sayanlara inat

10 Haziran 2011 Cuma 14:21

İnat ve gurur yüzünden bu ülkeyi germeye değer mi bütün bunlar. Seçim atmosferine girdiğimizden bu yana siyasi parti liderlerinin seviyesiz, ölçüsüz, yararsız ve gereksiz saldırıları göz önüne alındığında ve kendilerine göre doğru bir değerlendirme yapıldığında yanlış fark edilecektir.

Hâkimiyeti kapmak, kendisini ve partisini belli bir yere getirmek uğruna, bir toplumu küçümsemeye ve o toplumun önderlerini rencide etmeye kimin hakkı var. Bu gün sizin hiç sevmediğiniz, düşüncelerini hiç benimsemediğiniz birileri eğer ki bir toplum tarafından değer buluyorsa sizin bu kez o toplumun genel düşüncesine saygı doyma zorunluluğunuz ortaya çıkıyor demektir. Çünkü sizin de böyle bir beklenti hakkınız var.

Hiç dikkat ettiniz mi? Seçimin propaganda döneminde siyasi parti liderlerinin akan kardeş kanının bir daha akmaması için, eğitim çıtasının daha yukarılara çıkarılması için , ülke ekonomisi, işsizlik sorunu, insan sağlığı, madenlerin değerlendirilmesi, ticaret, sanayi veya turizm konularında, sınır kapılarının fiilen açılması, mayınların temizlenmesi, köy, mezra, mera ve yaylalarımızın yeniden harekete geçirilmesi için, yakılan ormanların son bulması vb. konulara gerektiği ölçüde zaman ayırdılar mı?

Bana göre hayır,  bütün bunlardan ziyade en çok bir birlerine saldırdılar. Aslında daha çok BDP ve desteklediği adaylar üzerinden saldırdılar. Bu saldırganlığın başını Başbakan Sayın Recep Tayip Erdoğan çekti. Kürtlere ve onların liderlerine saldırdılar. Kürtlerin ne zulüm edenliği, ne Zerdüştlüğü ne bölücülüğü, ne korkaklığı kaldı. Bu aşağılanmaların başını sayın başbakan, Sayın MHP lideri ve yardımsı Sayın Vural çekti.

Evet derler ya korkunun ecele faydası yoktur. Kürt Siyasi Hareketi için getirilen %10 barajı bile Kürt halkı için sorun olmaktan çıkmıştır. Hatta %10 barajı hararetle savunanların bir kısmı geçmişte o barajın altında kaldı.

Bundan birkaç gün önce Sayın Bahçeli Diyarbakır mitinginde Kürt halkının himayeliğini üstlenir gibi merhamet doygularını ortaya koyuyordu. Aslında bütün sorun bu davranışta saklı. Kürt halkı kendisini Türk halkı kadar bu ülkenin asli unsuru sayarken, onlar Kürtlere bizim verdiklerimizle yetineceksiniz gibi bir tavır takınırlar.

Merak ediyorum Sayın Bahçeli’ye siz anadilinizle değil de şu dille konuşmak zorundasınız denilse bunu içine sindirecek mi? Kürt halkına “size ana dil hakkı verilse karnınız duyacak mı şeklinde soru sormuştur. Bu tavır çözümsüzlüğün işaretidir.

Önce PKK silah bıraksın söyleminin altında da bu yatıyor. PKK silah bıraksın bize vermek istediklerimizi ondan sonra veririz düşüncesi hâkim. Ama bir gerçek var ki o da bu güne kadar verilen tavizler ya PKK ile BDP’nin öncülüğündeki baskılar ya da Avrupa’nın baskıları sonrası verilmiştir. Oysa ülkemin kendi halkı için gerekli olanını ülke zenginli ve ihtiyacı olduğu için vermesi daha çok huşuma giderdi.

Evet, Sayın Başbakanı anlamak çokta zor değil. Kürt oylarından umudunu kesen Sayın Başbakan Türk milliyetçisi ve ırkçılarının oylarına göz dikti. Artık bütün mesajları “MHP tavanına yöneliktir. Seçim arifesinde MHP liderini Sayın Abdullah Öcalan’ın idamı üzerinden eleştirmesi Türk ırkçılarına bir mesaj niteliğindeydi.

Geçen iki hükümet döneminde sayın başbakan ve hükümeti aslında birçok olumlu hizmete imza atmıştır. Yaptığı olumlu hizmetleri görmezden gelmek haksızlık olur. Ancak ne yazık ki Kürt halkının taleplerine gelince milliyetçi kesimin tesirinden olacak ki son derece katı ve saldırgan kesilir.

Sayın başbakanın psikolojik durumunu takip ettiğimde ise çok büyük bir tehlike seziyorum. PKK, BDP söz konusu olduğunda takındığı tutumu birçok dünya ülkesi ile de sürdürüyor. Bu davranış öyle gösteriyor ki bu ülkede kan ve gözyaşı hiç dinmeyecek. Kaşları çatmak veya yüksek sesle bağırıp saldırmak bu güne kadar hiçbir meseleyi çözememiştir. Bir gün ülkeyi top yekûn bir kargaşanın içine çektiğinde ben hiç şaşmayacağım. Benden söylemesi.

Hatırlarsanız sayın başbakan bir önceki seçimde ilk seçim startını Hakkâri’den vermişti. O zamanlar helikopter değil de otobüsle gelmiş ve sıkıntılı bir gün yaşamıştı. O günden bu yana o günkü kırgınlık kendisinde halen canlı dururken, geçen günlerde Hakkari’de yapmaya çalıştığı o tarihi miting yaşandı. O günkü kepenk, kontak kapama ve mitinge katılmama için çok ağır ithamlar ve benzetmeler yaptı.

Kendisinin çok kahır olduğunu itiraf ettiği mitingden bu yana her ortamda Hakkari halkına ağır ithamlarda bulunur. Hakkari halkının onurunu zedelemek ve incitmek için her ağır sözü kullanıyor.  Belli’ki Hakkari’den aldığı bu tarihi dersi yaşamı boyunca unutmayacak ve söylenmeye devam edecektir.  

Oysa daha o günlerde 12 tane PKK’linin cenazelerinin bir kısmı toprağa verilmişti. Hatta Hakkari mitingine denk gelmesin diye üç tane cenaze Malatya’da bekletilerek ailelerine teslim edilmedi. Siz kabul etmeyebilirsiniz, ama bir gerçek var ki o da bu 12 cenazenin de ana baba ve yakınları bizim kendi vatandaşımızdır. Bu nedenle gezinin iptali daha doğru olacaktı. O durumda belki kendisi de kahır olmazdı.

Geçen uzun yıllar boyunca ölüm makinesi gibi çalıştıklarını ve Kürt gençlerinin ölüm emrini verdikleri ve bu ölümler sonrasında bazı anaların ağlayacağını önemsememeleri büyük bir çelişkidir. Bir kedi yavrusunu kaybettiğinde analık doygusu karşısında ki davranışı için, insanım diyen her kes üzülürken, birilerinin PKK mensupları analarını görmemeleri insanlık dışıdır.

Konuşan gazeteci ve aydınları susturmak ve korkutmak  hiçbir meseleyi çözmez. İftiralar, sözlü saldırı ve hakaretler geldi insanların inançlarına dayandı. Sayın Başbakan’ın Kürtlerin Cuma namazlarına ve din adamlarına saldırması doğru bir davranış biçimi değil. Tam aksine çok inciticidir.

Birileri bu ülkede elinden gelen gerginliği yapmak için sürekli çaba içerisindedir. Tıpkı geçenlerde YSK kararı, tutuklama ve ev baskınları ve en son 12 Haziran seçimine dört gün kala  Sayın Hatip DİCLE’nin cezasının Yargıtay tarafından onanması . ne yazık ki bütün bu provokatif eylemleri yapanlar bunu ülke yararına yaptıklarını sanıyorlar.

Geçen dönemde mecliste bulunan muhalefet partilerini arasında küçük bir grup olmalarına rağmen en çok çalışan, mücadele eden ve kendilerinden söz ettirenlerin BDP milletvekilleri olduğuna şahit olduk.

Bu seçim döneminde bıraktıkları adaylarla en doğru tercihi kullanan siyasi parti yine BDP olmuştur.

Bir haksız saldırı var ki ona bırakın kargaları eşekler bile güler misali. AKP’ye göre BDP, CHP ve MHP’nin yandaşıdır. CHP ve MHP’ye göre BDP, AKP ile birlikte hareket eden bir partidir. Acaba bu ülkede her iki senaryoya inanan kaç kişi var. Bunun en doğru yanıtı BDP’nin bu partilerin hepsinden farklı olmasıdır.

KCK’ya açıkça bir çağrım olacaktır. Son zamanlarda ortaya attığınız eylemsizlik süreçleri halkımızı memnun etmiştir. Ancak 12 Haziranda yapılacak olan seçimin hemen üçüncü gününde eylemsizlik kararınızı yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Çünkü daha yemin töreni yapılmadan, Hükümet kurulmadan eylemsizliğin bitirilmesi kardeş Türk ve Kürt halklarına yapılmış büyük bir haksızlık olacaktır.

Hükümet’e de çağrım var. KCK’nın eylemsizlik kararlarına olumlu bir mesajla bir adım yaklaşın. Çünkü neticede bu ülkede insanlar öldürülüyor. Yuvalar yıkılıyor. Sert ve katı açıklamalarınız bu meseleyi çözmüyor. Siz kabul etmeyebilirsiniz, ama bu konuda muhatabınız belli. Askerinizi, Polisinizi ve vatandaşınızı kim öldürüyorsa muhatabınız odur.

Mazlumların yanında ve onları desteklemek bazı insanların doğasında var ve böyle olmalı diye düşünüyorum. Ben bir Kürt olmamdan ziyade bir insan olarak bu gün sürekli fiili ve sözlü saldırı altında bulunan Kürt halkı, Kürt Siyasi Partileri, Kürt Sivil Toplum Örgütleri ve bunların temsilcilerinin baskı ve zulüm altında olmalarına rağmen farklı davranmayı içime sindiremiyorum.

Bütün bu nedenlerden dolayı BDP’nin desteklediği bağımsız adayların sadece Kürt halkı tarafından değil, Türk Yurtseverleri tarafından da desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü sadece Kürt meselesi yoktur. Bu mesele Türk halkının da meselesidir. Kürtler sorun değildir. Sorun Türkiye sorunudur.

Bu düşüncelerle benim ve çevremin oyları Bağımsız aday Sayın Selahattin DEMİRTAŞ’adır. Bütün bağımsız adaylarda olduğu gibi Sayın Selahattin DEMİRTAŞ’ın kazandırılması Hakkari halkının onuru, kişiliği ve alın akıdır.

Bu yazı toplam 12484 defa okunmuştur
başarılısın
 // songül
çok değer verdiğim bir dostsun başarılarının devamını diliyorumsaygılarımı sunuyorum...
25 Ağustos 2011 Perşembe 16:58
Yaz köşe
 // Köşe
Sayın yazar Akp'yi bir an bile olsa bırakıp Kck yani Pkk'ya olumlu yönde bir çağrın oldu ya artık ölsekte gam yemeyiz Akp Hakkında konuşurken 21 milyon Akp seçmenini hesaba katarak konuş Akp kesinlikle çözüm peşinde ama tek bayrak tek millet tek devlet gerçeği içinde siz ise çözümü ülkeyi parçalamada görüyosunuz siz birlikten beraberlikten değil ayrılıktan uzaklaşmaktan yanasınız Akp ve devlet size yaklaşmak istiyor siz ayaklanma isyan peşindesiniz seçmenini bir maşaolarakkullanıpsokağa dökme peşindesiniz Akp ise diyalog barış için uzun süre direndi bu yolda tüm partilerin sivil toplum örgütlerinin bölücü hainithamınamaruzkaldısizse üstünüze düşen sorumluluğu yerine getirmeyip Akp'yi tek bıraktınızbağırmanızagerek yok sizdesorumlusunu...
19 Ağustos 2011 Cuma 10:35
slv
 // merxasroni
ez nivisen we diecibinım.gelek sıpas bo we u xelqen colermerge sekeftın...
15 Ağustos 2011 Pazartesi 02:00