Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Yıldırım Buldan'ın mektubu

19 Mart 2010 Cuma 22:03

Bugün çok farklı bir mektup aldım.

Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’nden gelen mektubu gönderen Yıldırım Buldan.

Buldan, 10 Şubat 2010 tarihinde Yüksekova’da gece saatlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınıp tutuklananlardan biri.

Çok ciddi iddiaların yer aldığı mektubu olduğu gibi sizlerle paylaşarak yorumlarınıza sunmak istiyorum:

İşte o çok tartışılacak mektup:

"Merhabalar, selam ve saygılarımla... Açıkçası halkımdan ve büyüdüğüm topraklarımdan ayrı kalmak üzüntü verirken, aynı zamanda onurum ve şerefim için burada olmak ayrı bir sevinç ve gurur vermektedir. Bu nedenle beni dünyaya getiren annemin enlerlinden, bu yaşamı bana öğreten aileme ise şükranlarımı iletiyorum.

Demokratik mücadelemiz yüzyıllardan beridir inkâr edilmekle beraber bastırılmakta. Farklı uygulamalarla kendisini gösteren bir hukuksuzluk anlayışıyla karşı karşıyayız. Umarım daha fazla insanların ve Kürt halkının onuruyla oynanılmadan hepimizin istediği bir çözüm geliştirilir.

Bildiğiniz gibi 10 Şubat 2010 tarihinde akşam saat 01.00 sıralarında evime 10 panzerle baskın yapılmıştı. Hem sadece evimde değil aynı saatte birçok eve baskınlar yapılmıştı. Büyük bir şaşkınlıkla evin etrafına bakan komşular hayretler içindeydi. Sanki darbe planlarını biz planlamışız gibi bir izlenim vardı. O gece olan görüntüyü görmeye değerdi. Neyse ki ev araması bittikten sonra gözaltı gerçekleşti. Ne için gözaltına alındığım bana söylenmemiş ve hala da ne için burada tutulduğumu dahi bilmemekteyim. Emniyete götürüldüğümde saçma sapan sorular, ardı ardına sorulmaya başlandı. Sanırım çapraz sorgu dedikleri şey bu olmalı dedim kendi kendime.

Yüksekova Emniyet Müdürlüğü’nde 1 gece kaldıktan sonra bizi Hakkari’ye götürmeleri için sabahın erken saatlerinde dışarı çıkardılar. Dışarıya çıkarıldığımda başkalarının da gözaltına alındığını gördüm. Neyse ki Hakkari’ye doğru yol almıştık. Aslında nereye dahi götürüldüğümüzü bilmiyorduk. Ta ki Hakkari’ye varana kadar. Toplam 31 kişiydik. Belli ki kendilerince başarılı bir operasyon yapmışlardı. Adını da KCK operasyonu koymuşlardı.

Hakkari Emniyeti’nde ilk gecemdi. Saat gecenin 1’i olmuştu. Biri, ‘Yıldırım Buldan kim?’ diye seslendi. Hâlbuki beni kendilerinden daha iyi tanıyorlardı. ‘Benim’ dedim ve nezaretten beni çıkardılar. Sorgu odasına götürüyorlardı beni. Polisler bir başladılar konuşmaya, bitmek bilmiyor. Gayet sakin ve mütevazı görünüyorlardı. Sanırım ‘iyi rol’ buna denilmeliydi. Galiba bu da yeni bir taktik olmalıydı. Gönül isterdi ki hep böyle iyi davransınlar ama samimice… Ben her ne kadar susma hakkımı kullanıyorum desem de aldıran yoktu. “Bu bir sorgu değil, bir sohbettir”dediler. Anlaşılan o ki sorgunun ismi değişmişti. Sorgu kelimesi yerine sohbet kelimesi daha makul ve suç sayılmazdı. Amaçları ise sohbet adı altında sorgulamaktı. Bu durumu fark edemeyene affınıza sığınarak söylüyorum, keriz demek lazım.

39163Neyse ki sohbetimiz (sorgu) başlamıştı. İşin tuhaf yanı ise polislerden biri ikide bir kapıyı açıp dışarıyı kontrol ediyordu. Belli ki yaptıkları sohbet hukuki değildi. Birilerinden çekiniyorlardı. Biri 1984’ten ta günümüze kadar, diğer polis ise Ergenekon’dan ta ABD’ye kadar bazı saçmalıkları daha da saçmalattırıyorlardı. Eee tabi sohbet ediyoruz ya, sorguya sohbetle başlamak doğru olurdu onlara göre. Şimdi ise sıra soru sorma bölümündeydi. İşte bu noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Soruları ve dayatmaları gerçekten de çok ilginçtir. İlginçlikten ziyade her ne kadar “iyi rol” oynuyorlarsa da çirkinlikleri ortaya çıkmıştı. Bunları sizlere sunuyorum ve itiraf ediyorum.

Ruken YETİŞKİN, Hurşit ALTEKİN, Nazif ATAMAN, Salih YILDIZ, Arif KARAY ve Abidin ENİŞ’e kadar herkesi sormaya başladılar. Onların önünde ise bir kağıda yazılı yaklaşık 20-30 kişinin ismi vardı. Hepsi de yasal olarak faaliyet gösteren ve Meclis’te grubu olan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) çalışanlarıydı. İçimden kendi kendime diyerek asıl operasyon şimdi başlayacaktı veya belirtilerini şimdi göstermeye başlamıştı. Bu bölümü dikkatle okumanızı istiyorum. Polislerden biri konuşmaya başladı ve dedi ki, “Bak Yıldırım, senin üzerinde çok ciddi iddialar var. Sen kesin tutuklanacaksın. Ama sana bir güzellik yaparız.”dediler. “Sen bize yardımcı olacan biz de sana yardımcı olalım’ diyorlardı. Ben ise tek kelime bile etmiyordum. Bu durum onları daha da sinirlendiriyordu.

Tekrar başladılar konuşmaya; ve dediler ki: “Bazı kişiler hakkında hazırladığımız bazı iddialar var, senden sadece bu iddiaların yer aldığı kağıdı imzalamanı ve seni “gizli tanık” olarak göstermeni istiyoruz ve daha sonra seni serbest bırakalım” diyorlardı. Ruken YETİŞKİN, Hurşit ALTEKİN, Nazif ATAMAN, Salih YILDIZ, Arif KARAY ve Abidin ENİŞ ile Hakkari Belediye Başkanı Fadıl BEDİRHANOĞLU hakkında bir takım iddialar hazırladık ve senin de bildiklerini bu iddialara ekleyelim ve seni “gizli tanık” olarak gösterelim.”dediler bana. “Sonrasında ise yani gizli tanık olarak gösterdiğimizde seni istediğin yere gönderelim” diyorlardı. Belli ki dayatmaları ajanlık yönündeydi. Gever’in saygın siyasetçileri ve Belediye Başkanlarımızın isimlerini vermemi dayatıyorlardı. Belli ki ikinci bir KCK dosyası hedefleniyordu. İşin tuhaf yanı ise “gizli tanık” olmamı istiyorlardı. Bu süreçte herkesin korkulu rüyası olan “gizli tanıklık”. Konuşmaları ve dayatmaları boyunca tek kelime etmemeye gayret gösterdim. Ama bazı çirkinlikler vardı ki onlara cevap vermemek elde değildi.

Tekrar susma hakkımı kullanmak istediğimi, bu yaptıklarının hukuki olmadığını, suç işlediklerini söyleyince bu sefer seslerini yükseltmeye çalıştılar. İçlerinden biri devam ediyordu yüksek sesle; “hazırladığımız iddialara imza atarsan ve gizli tanıklığı kabul edersen senin için bir kurtuluştur, ama bu dediklerimizi kabul etmezsen seni tutuklatacağız” diyordu. Ben tekrar karşı çıktım ve hayır dedim. Bu sefer tehdit etmeye başladılar. Seni tutuklatmak için elimizden geleni yapacak, senin için bir gizli tanık bulmamız yeterli olacak dedi ve sorgu sohbet adı altında sona ermişti.

Evet; belli ki burada olmamın tek nedeni “gizli tanık” olmalı. Belli ki o da gözaltına alınmış ve “seni serbest bırakacağız” vaatleriyle kandırılıp polisin hazırladığı uyduruk ifadelere imza atmıştı. Yukarıda anlattığım gibi belediye başkanlarımıza ve diğer arkadaşlara gizli tanık olmamı istiyorlardı. Onlara yani belediye başkanlarımıza yapılmak istenenin aynısı bana da yapılmıştı. Umarım hukuksuzluk kısa sürede giderilir. Her ne kadar palavra da olsa hani derler ya adalet yerini bulur diye, umarım adalet yerini bulur diyorum. Gençliğe de burada kısa ve ve öz bir çağrım olacak. Siz siz olun kimsenin üzerine ifade vermeyin. Daha sonra göreceksiniz ki yine polisin kendisi sizleri deşifre edecek ve bizi bize kırdırtmaya, ailelerimizi karşı karşıya getirmeyi hedeflemektedirler. Yüksekova’nın aşiret yapısı ortadadır. Bu aileleri ve aşiretleri hedef almaktalar. Ve bir kriz yaratmayı amaçlamaktalar. Gizli tanıklığın altında yatan temel neden ve amaç budur. Saygılar… Tüm yaşam ve çalışmalarınızda başarılar dilerim." (15.03.2010)

YILDIRIM BULDAN / E TİPİ KAPALI CEZAEVİ - MUŞ

Bu yazı toplam 13680 defa okunmuştur
oremar efendiye
 // doskii
oremar efendi bence sen kendini ve amacını deşifre ettin çünkü yıldırımı çok iyi tanıyoruz ve çok emek vermiştir biz her daim onun yanındayız ve inanıyoruz senin gibileri armızda olduğu sürece yıldırım gibi değerli insanlarda hapiste olur.ve mektubunuda taktir ediyorz çok az insanın cesaret edebileceği bişey yapmış.işkenceye gelince o ve ailesi işkence yollarından geçerken sen daha işkencenin yada kürtlüğün ne demek olduğunu bilmiyordun senin gibi yıldırımın mektubunu lekelemeye çalışanlar oralara sadece eğlence için girerler ve böle citti olaylar olduğunda anne eteğinin altında saklanırlar......
01 Aralık 2011 Perşembe 19:12
aydınlatın lütfen diyen kişiye
 // aydınlatn diyen kişiye
kardeşim senin yorumunle senin ne olduğun belli oluyo zaten senin gibileri oldukça yıldırım gibileri içerde olur umarım anlamışsındır ne demek istediğimi......
23 Eylül 2011 Cuma 16:49
YıLdırım abinin yazdığı mektubu onaylamayan kişilere
 // Dıri Aşireti
YıLdırım abi allah yardımcın oLsun bütün Özqür TutsakLrında Yardımcısı oLsun. Seni Bu asiL dawranışın Yüzünden doLyı tebrik ediorum. SaygıLar abim inŞ en kısa zmanda sewdiklerine kawuşursuN....
17 Ağustos 2010 Salı 04:39