Ümit Yazıcıoğlu

Yerel seçimde kaleler

31 Mart 2009 Salı

Yerel seçimlerde AKP"de bir erime olduğu görülüyor. Çünkü -“bu hükümet Cumhuriyet Hükümetleri"nin eserlerini sattı ve çok önemli kaynak sağladı. 300 milyar doların üzerinde, 350 milyar dolar civarında bir ekstra kaynağı 7 yıl için kullandılar. 80 yıllık Cumhuriyet Hükümetlerinin 220 Milyar dolarlık borcunun üzerine 7 yılda 280 milyar dolar borç eklediler, 500 milyar dolara çıkardılar. Ortada ne var, hangi eseri, fabrikayı, rafineriyi, tersaneyi yaptılar. Hiç birini, bunlar yapılanları sattılar”. Dolayısıyla bu oy erimesinin genel seçime doğru daha da hızlanacağı doğal. Ve bu doğallığı  tahmin etmek yanıltıcı olmaz. Zira  Başbakan Erdoğan"ın bakan ve parti yöneticilerine zimmetlediği daha önce AKP"de olan illerden Antalya, Adana, Van, Siirt, Balıkesir, Şanlıurfa, Manisa, Aydın ve Zonguldak"ta seçimi kaybederek büyük bir şok yaşadığı malum.

AKP, yine bakan ve parti yöneticileriyle boy boy reklam olduğu Mersin, Eskişehir, Kastamonu ve Ordu"da da başarılı olamadı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin kendi seçim bölgesi olan Antalya"yı CHP"ye, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de seçim bölgesi Van"ı DTP"ye kaptırarak kabinenin en çok hüsran yaşayan isimlerinden biri olduğu malum.

“27 Mart Cuma günü bazı haber sitelerinde Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik"in AK Parti Bingöl İl Başkanlığı tarafından Bingöl"de düzenlenen Kadın, Gençlik ve Eğitim toplantısında Bingöllülere hitaben “Sizin burada Saadet Partisi'ne, Demokrat Parti'ye, ona, şuna, buna vereceğiniz her oy, DTP'nin hesabına geçer, bunu yapmayın'' şeklinde bir konuşma yaptığı bilgisi yer almıştır. Sayin Başbakan bilmelidirki Çelik"in üstelik bölge milletvekili olarak ortaya koyduğu bu fütursuzluk, sadece kendisi ve partisi için değil başta Bingöl ve Van olmak üzere tüm bölge için de tehlikeli ve talihsizdir. Dolayısıyla kendi seçim bölgelerinde  seçimleri kazanamayan bakanların  ilk hükümet revizyonunda değiştirilmeleri ve görevlerinde suç işleyen bakanların yargı önünde hesap vermelerinin siyasi irade tarafından engellenmesine son vermek AKP açısından doğru olur.  

Başbaka'nın istediği Kaleler DTP'nin

Mezopotamya coğrafyasının önemli kentlerinde seçim yarışı AKP ile DTP arasında geçti. DTP, yapılan bu yerel seçimlerde büyük bir başarıyla çıkış yaparak, 5 ildeki belediye başkanı sayısını sürpriz bir çıkışla 8"e çıkardı ve 51 ilçede seçimlerden zaferle çıktı. Dolayısıyla biz Kürdlerin çoğunlukta yaşadığımız  bölğede DTP en güçlü parti olma konumunu sürdürdü. Bilakis DTP seçimden önce hedef olarak açıkladığı Van"da ise Kürd politikacı Abdullah Öcalan"ın eski avukatı Bekir Kaya ile seçimleri büyük bir oy farkıyla kazandı.

Başbakan Erdoğan"ın "kale" tartışması başlatarak "Diyarbakır"ı istiyorum" dediği Diyarbakır"da AKP ile arasında büyük fark açan DTP, AKP"nin kalesi olarak bilinen Van ve Siirt"te büyük bir oy farkıyla kazanarak ülkede büyük sürpriz yaptı. Yine DTP 2004 yerel seçimlerinde kazandığı Batman, Hakkari, Şırnak ve Tunceli"de mevcut belediye başkanlıklarını korudu. Ayrıca DTP 2004 seçimlerinde MHP"nin kazandığı Iğdır"da seçimi kazanarak, MHP yide burada mağlupetti.

Öyle zannediyorumki bu ğelişmeler Tayip bey ve arkadaşlarının bizi kimse yıkamaz bu ülkeyi istediğimiz ğibi yönetiriz hayalinden vazğeçmelerine, neden olur.  Zira devlet bir hukuk sistemidir. Hukuk ise kaynağını ahlakta bulur. Her aşamada ahlakı ve erdemi geçerli kılmak, her kademede dürüst yönetim ve açık toplumu yaşama geçirmek ğerekir.

Bu arada Erzurumun / Tekman ilçe Belediyesi Seçim Sonuçlarını da siz değerli okuyucularımın bilğisine sunmak istiyorum.

Tekman'da Toplam Sandık sayısı 8, Seçmen Sayısı 1823, Kullanılan oy 1538, geçerli oy 1505,  geçersizoy Sayısı 33.

AKP adayı Yakup Doğan 520, DTP adayı Mutahir Karakuş 499, CHP adayı Nihat Sarıkan 386, SP adayı Mehmet Yılmaz 82, MHP adayı Yakup Aydın ise18 oy almışlar. Yani Tekman Belediye Başkanlığı seçimini yeni AKP´li Yakup Doğan kazandı. Halkımız seçime giderken bizim yazar olarak vatandaşlarımıza bir şeyleri anlatma görevimiz vardı. Biz bunu anlattık, vatandaşımız bizi okur,  dinler, hak verir, vermez. O vatandaşın takdirine kalmıştır. O takdire müdahale etme hakkımız da demokrasiye inandığımız için yoktur. Sonuçlar halkımıza hayırlı olsun. İnsanların demokratik tercihine ve hür iradesine saygıduyuyoruz. 

Sonuç:

Türkiye"nin ihtiyacı gücü gücü yetene anlayışının olamayacağı, hukukun işleyeceği bir noktaya gelmek. Bunun için geçmişle hesaplaşalım, geçmişteki yanlışlıkların üzerine yürüyelim. İnsanların demokratik tercihine ve hür iradesine saygı göstermeyen, korku siyasetinden medet uman ve basit siyasi amaçlar için her tür pragmatizmi caiz gören bir zihniyetin Milli Eğitim Bakanı olması kabul edilebilir değildir. Geleceğimiz böyle bir mantığa emanet edilemez. Aklı başında olan, ülkesini seven, memleketinin çıkarlarını şahsi çıkarlarının üzerinde tutan belediye başkanlarına şimdiden başarılar diliyorum.

Bu yazı toplam 14074 defa okunmuştur
NİMET ÇUBUKÇU sayende Mılli Eğitim Bakanı oldu
 // Bir dost
Hocam, selam, sayende Nimet Çubukçu Milli Eğitim bakanı oldu. Danıştıklarında çok önerdiğin Hakkarili Bayan Avukatı dışardan bakan yapmayı doğru bulmadılar, çünkü babası kürtçülükten sabıkalı ve her iki Hakkari Milletvekilide karşı ğörüş belirttiler. Ama aynı kapasitede bir Bayanı Hüseyin Çelikin yerine bakan yaptılar. Yani iyimi oldu? Bizim Hüseyin Çelik enazından Van ve Hakkariye hizmet getiriyordu. Niye onun harçanmasına sebep oldun? Bunu açıklasan iyi olur. Peki Nimet Çubukçu bu yöreye hizmet ğetirebilirmi? Hayır. Nimet Çubukçu nun hayat hiyesi ne? 2 Mart 1965'te Ayrancı'da doğdu. Babasının adı Ferit, annesinin adı Emine'dir. Avukat; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Serbest avukat olarak çalıştı. Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi oldu. 22. Dönem İstanbul Milletvekili. 22. Dönem'de AB Uyum Komisyonu ve Karma Parlamento Komisyonu Üyeliklerinde bulundu. 59. Hükümet'te Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 60. Hükümet'te yeniden Devlet Bakanı oldu. Orta düzeyde Almanca bilen Çubukçu, evli ve 1 çocuk annesidir....
06 Mayıs 2009 Çarşamba 11:13
29 Mart 2009 seçim sonucları Tekman'ınıza hayırlı olsun
 // Ahmet SELİMOĞLU
Hocam, bir toplumda iyi insanlarda vardır kötü insanlarda. Ama nedense herkes kendini iyi insanlar grubuna dahil eder. Oysaki toplumlarda kötü insanlar azımsanmayacak kadar fazladır. Bu oran fazla olursa o toplumun tamamen kötü olduğu imajı hakim olur. Hepimizde şu duygu daha baskındır. Bir film izlerken herkes (erkek-kadın) kendini filmdeki iyi insan rolüyle özdeşleştirir. Oysaki filmlerde kötü karekterlerde vardır. Hiçbirimiz kendimizi o kötü karekterlerle özdeşleştirmeyiz. Şu ana kadar okuduğum yorumların çoğunluğunda yenilmişliğin verdiği halet-i ruhiyle yazılan yazılar vardır. Bu yazıların genel özelliği de saldırı ve hakaret şeklindedir. (oysaki hiç kimsenin genelleme yaparak bir topluma hakeret etme özgürlüğü yoktur) Onlara çokta kızmamak lazım. Çünkü seçimin üzerinden belli bir süre geçerse o şahsiyetlerde niçin öyle yazdıklarını kendilerine sorarak özeleştiri yapabilirler. Hatta belli bir süre sonra özürde dileyebilirler. Bu da onların ne kadar erdemli birer şahsiyet olduklarını tescil eder. Seçim sonucunu ister beğenelim, ister beğenmeyelim. Sandıktan çıkan sonuç budur. Halkın iradesidir. Saygı duymak gerekir. Demokraside karşı fikirlere tahammül etme sanatıda sayılır. Bu nedenle 29 Mart 2009 seçim sonuclarının Tekman'ınıza hayırlı olmasını diler saygılar sunarım....
08 Nisan 2009 Çarşamba 15:42
hiç düşünmediğimiz kaleler
 // azad miro
değerli hocam! yazılarınızı beğenerek okuyorum. bu yazınızda çok güzel tespitlerinizi katılmamak mümkün değil. ama bizim hiç aklımıza getirmediiğimiz özellikle istanbul gibi kürt nufusunun çok yoğun olduğu bir ilin diyarbakır-hakkari gibi sağlam kaleler olması mümkün değil midi acaba? bence çok zor olmasına rağmen iyi bir örgütlenme ile ileriki zaman içerisinde münkün olabilir ... çünkü ist yaşayan bir kürt olarak etrafıma sorduğumda herkes kürt olmasına rağmen ya dtp yi tanımıyor ya da işte sistemin getirdiği o asimilasyon politikasi yüzünden dtp itici görüyor... işte bunun yüzünden dtp büyük kitlelere ulaşmakta ya güçlük çekiyor ya da pasif davranıyor... bunların hepsinin gözününde bulundurduğu takdirde ileriki zamanlarda eski roma başkenti istanbulun alınmaması içn bir engel olmadığını düşünmekteyim saygılar......
07 Nisan 2009 Salı 21:02