Mehmet Dinç

Yaşasın Gûlaman Direnişi

07 Eylül 2013 Cumartesi 19:36

Dersim’den gelip de Kovancılar-Alacakaya- Maden yoluna girildiğinde zamanla dağların rengi değişir. O bildiğimiz bozkır, kırmızı diye nitelendirdiğimiz topraklar, yerini kiremit rengi bir toprağa bırakır bir mesafeden sonra. Yol giderek incelir ve etrafı yalçın kayalıklarla çevrili vadilerden devam eder. Bir sessizlik başlar sonra… Bu sessizlik hayat denen gürültülü yaşamın uzaklarda kaldığını imleyen bir sessizliktir. Dağlar, gökyüzü ve yorgun bir yılan gibi kıvrılarak yerde yatan ince asfalt yoldan başka hiçbir şey yoktur artık. Tam bu düşünceye kapılmış giderken, dağların ortasında açılan tüneller görülür; tünellerin başında bekleyen vagonlar; iş makineleri görülür; sonra da sarı baretlerini takmış insanlar... Burası maden bölgesidir. Maden işçileri şafak sökmeden bir maden filizinin peşinden, geyiğe sevdalı avcı gibi giderek yüz metrelerce yerin altına inerler. Üzerlerinde iş ceketleri, baretlerinin ön kısmına monte edilmiş fenerler ve maden tozlarından siyaha boyanmış yüzleriyle yer altının yumuşak karnına doğru kazmalarını sallarlar. Kör düğüm karanlıklarda çalışmak geceyi gündüze karıştırmakla beraber ölüm korkusunu daha da keskinleştirir insan belleğinde. Yanlış vurulan bir kazma darbesi, her an bir patlamaya ya da bir göçüğe neden olabilir. Yoksulluğun kör talihi yüzünden girilen tüneller her an bir mezara dönüşebilir onlar için. Yani ölümcül kaza riskinin en yüksek olduğu mesleklerdendir maden işçiliği.

Bugünlerde o bölgedeki maden işçileri: Elazığ’ın Alacakaya (Gûlaman) ilçesinde bulunan Eti Krom madenleri işletmesinde çalışan yaklaşık üç yüz seksen beş işçi 17 gündür grevdeler. Normalde Eti Krom madenleri işletmesine ait o bölgeler, devletin, “özelleştir, işçi ve sorunlarından kurtul, daha fazla kar sağla,” kapitalist hesapları yüzünden taşeron firmalara devredildi. Hal böyle olunca da kâğıt üzerinde var olan birçok anlaşmaya uyulmadı firma tarafından. Örneğin maden işçilerinin en büyük garantisi olan iş güvenliği noktasında birçok eksiklik ve aksama gözlendi. Ekonomik haklar konusunda birçok noktada mağdur edildiklerini söylüyor işçiler. Maaşlarının asgari ücret kadarının hesaplarına yattığını, geriye kalan kısmının ise daha sonra ödenecek denilerek oyalandıklarını söylüyorlar. Kapitalizm’in acımasızlığı tam da bu noktada somutlaşıyor: Yerin yüzlerce metre altında kol gücüyle, patlayan el ayalarıyla kan ter içinde çıkarılan madenler, yüksek karlarla satılırken, sıra o karı sağlayan köylü, emekçi sınıfının emeğinin karşılığına geldiği zaman acımasızca davranabiliyor.

Altın yumurtlayan tavuk iken, yumurtlamayı kestiği an kafası koparılmaya çalışılıyor; o yüzden de işten çıkarılmakla tehdit ediliyorlar. Taşeron firma, işçilere, kendi koşullarını dayatarak, greve son vermedikleri takdirde yerlerine yeni işçilerin getirileceği tehdidinde bulunuyor. Bununla da yetinmiyorlar; örgütlenen işçilerin arasına nifak sokmaya çalışıyorlar;  sistemin dilini de kullanıyor çoğu kez. Söz gelimi, zayıf halka olarak gördükleri işçilere yaklaşıp, bu grevi farklı amaçlar için kullanmak isteyenler var aranızda, diyorlar; kafa karıştırmaya çalışıyorlar. Tabi sendikal hakları bulunmayan taşeron işçileri, şuan için sadece öz güçlerini kullanarak, bedenlerini siper ederek greve devam ediyorlar. Hayati öneme sahip hakları- ekonomik ve özlük- düzeltilmeyinceye kadar da grevi bırakmaya niyetleri yok. Bu durumda yerel ve ulusal tüm emek örgütlerinin desteğine ihtiyaçları var.

Fransız ihtilalıyla başlayan, 1791’de sendikaların yasallaşması sürecine, Bolşevik devrimine, oradan Emek şövalyelerinin mücadelesine kadar, işçi sınıfının büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri kazanımlar ve Türkiye İşçi Sınıfının mücadelesinde ödenen bedeller, Gûlaman maden işçilerinin yoluna ışık tutmaktadır.

İşçi örgütlenmesi büyüdükçe, örgütlü güç lokomotif gibi işleyen kol kaslarından dev bir yumruğa dönüşür. Aynı zamanda başka maden ocaklarında emeği sömürülerek çalışan işçileri de cesaretlendirir. Cesaretten kastım, birinin malını zorla almak değil elbette. Gasp edilen haklarını istemek, tavır koyabilmek ve insanca yaşam için bu hakları elde etmektir. O yüzden,   Gûlaman’daki maden işçilerinin bu onurlu eylemine destek olmak için bütün emek örgütlerine çağrıda bulunmak istiyorum.

Yaşasın Gûlaman maden işçilerinin onurlu mücadelesi!

Bu yazı toplam 6112 defa okunmuştur
geçti
 // sabirlii
kapitalizm eski kapitalizm değil, sömürdükçe semirdi, semirdikçe sömürmeyi daha iyi öğrendi.artık onurlu işçi mücadelesi falan mazide kaldı.zaten dünyada hiç bir zamanda işçinin ve emekçinin mücadelesi olmadı. zıt güçlerin çarpışmasıydı. sömürü ortak paydasında birleşildi....
08 Eylül 2013 Pazar 19:33