Ümit Yazıcıoğlu

Yargıtay Başsavcılığının açıklaması

07 Nisan 2008 Pazartesi

Yargıtay Başsavcılığının açıklaması

 

von Priv-. Doz. Dr. Dr.Ümit Yazıcıoğlu

 

Kapatma davasının açılması ve Anayasa Mahkemesi'nin davanın görüşülmesine karar vermesinin ardından Yargıtay Başsavcılığı tarafından 02 Nisan 2008 tarihinde yayınlamış olan beş sayılı basın bildirisinde "Siyasî partiler hakkında açılan kapatma davaları nedeniyle eleştiri sınırı dışında kalan, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve tehdit içeren veya yargılama sürecini etkileme niteliğinde bulunan söz ve yazılar ile ilgili olarak adli yargı mercilerince gerekli yasal işlemlerin yapılacağı muhakkaktır" diye deklârasyon verildi. İnsan ister istemez bu gelişmeleri büyük bir ihtiyatla inceleme gereğini duyuyor.

 

Acaba bu ültimatom niteliğindeki açıklama ne istiyor? Hemen benim aklıma ilk etapta şu soru geldi: Yargıtay Başsavcılığı, hiçbir hiyerarşik üstünlüğe sahip olmadığının ve adli mercilere kendisinin talimat verme yetkisi bulunmadığının farkında değil mi? Herhangi bir soruşturma açılması için iddia makamlarını, yani ülkedeki tarafsız ve objektif olması gereken savcıları, niçin etkilemeye çalışıyor? Binaenaleyh en önemlisi, Yargıtay Başsavcılığı, acaba bu ültimatom niteliğindeki basın açıklamasıyla, bilim adamlarına, hukuk adamlarına, siyaset adamlarına, gönüllü kuruluş temsilcilerine ve özgür medyaya gözdağı mı vermek istiyor?

 

Tabidir ne ben, nede gazetede görevli diğer arkadaşlarım, Yargıtay Başsavcısı'na, eleştiri sınırlarını aşan, onun şahsını hedef alan, ona  'hakaret' ve 'tehdit'lerde bulunulmasını hoş görmeyiz. Zaten almış olduğumuz aile terbiyemizde bizlerin Yargıtay Başsavcısı'na veya başkalarına hakaret edilmesini hoş görmez.  Fakat onun kamuoyuna yansımış İddianameleri'ni eleştirmek de en tabii hakkımızdır. Çünkü ülkedeki gelişmeleri taraf olmaksızın büyük bir ihtiyatla takip ediyoruz. Halkın iradesinin tersyüz olmasıyla karşı karşıya gelmesi endişe vericidir. Dolayısıyla bazı yazarlarımızın da açıkça belirttiği gibi “bu iddianameleri hazırlayanların görevlerini ve yetkilerini kötü kullandıklarını; tek taraflı peşin hükümler ifade ettiklerini; iddianamenin yersiz, tutarsız, saçma ve mesnetsiz ithamlarla dolu olduğunu da"", düşünce özgürlüğünün gereği olarak açık açık söyleyebiliriz.

 

Sayın Başsavcı,

Benim görüşlerim bellidir, hakkımda soruşturma açtırtmak istiyorsanız, istediğiniz soruşturmayı açabilirsiniz, benim ne tükenecek sözüm, nede bitecek eleştirim var.

 

Diğer taraftan bilmelisiniz ki, yargılama sürecini etkileyebilmemiz için, en azından Baykal'ın '367 davasındaki tavrını veya taktiğini uygulamamız gerekir. Yani kötü niyetle Anayasa Mahkemesi'ni tehdit etmemiz veya aynı mahkemeyi etkileyebilecek konumda olmamız gerekir. Bu gücümüz zaten yok. Ayrıca 367 davasındaki tavrından dolayı Baykal hakkında hiçbir kanuni işlem başlatılmamıştır.

 

Kapatma davası ile oluşan bu ortamda, Anayasa Mahkemesi'nin daha önceki bazı sevimsiz kararlarını hukuken eleştirerek AK Parti'nin ve DTP"nin kapatılma davasının sonuçları hakkında hukuki veya siyasi yorum yapmak ve bu bağlamda tahminde bulunmak, yargılamayı etkileme olarak kabul edilemez. Herkesin inandığı gibi yaşamasını ve düşündüğünü özgürce ifade etmesini savunuyorum. Bu düşüncelerimden taviz vermem de mümkün değil.

 

Kapatma davası ile oluşan belirsizlik dış piyasalardaki çalkantının da etkisiyle ülkemize derinden yansımıştır. Ayrıca demokratik olarak seçilmiş Erdoğan hükümetinin, bunun yanında AK Parti ve DTP"nin, dahası halkın iradesinin, iç çekişmeler yüzünden kurban edilmesi çok tutarsızdır.

Türkiye bu iddianamelerle, geçmiş altı yıldaki en önemli çabası olan siyasal istikrarı yitirmiştir. Buna nazaran 'yargı darbesine" karşı yargıdan başka güvenecek bir yerimiz, kurumumuz yok.  

 

Bu arada hemen belirteyim ülkemizde savcılar dava açıp, iddianame hazırlarlar, bağımsız mahkemeler de karar verir. Ülkemizde savcılığın hazırladığı iddianamelerin aşağı yukarı yarısı sonuçsuz kalır, bunu da bilmeyenimiz yoktur. Elekdağ"ın da belirttiği gibi, bu iddianame çok zayıf. Bununla parti kapatılamaz.

 

Buna nazaran hukuken belirtmek gerekir ki: 

 

Bu tür davalar genelde her ne kadar Başsavcının imzasıyla açılıyorsa da, bence belli bir ortak kanaatin ürünü olarak Anayasa mahkemesine intikal ediyor. Dolayısıyla benim bu konudaki görüşlerim ve eleştirilerim apaçık, belirli ve nettir.

 

Sayın Başbakan ve Değerli Milletvekilleri,

Acilen anayasayı modernleştirerek değiştirin. Bu nedenle direkt demokrasiyi işleterek, halka, yani referanduma gidin. Referandumda yeterli oy alamazsanız da, yok olacaksanız milletin sinesinde yok olun. Göreceksiniz bu halk sizi korur ve size sahip çıkar, sizi bağrına basar. Eğer AK Parti olarak savunma kutsal haktır, ben savunmamı yapacağım derseniz, tabidir ki savunmanızı yaparsınız. Ama daha şimdiden bilmelisiniz ki anayasa değişikliğine gitmezseniz, takriben altı ay sonra verilecek kararın hükmü, şimdiden bellidir. Görünen Köy kılavuz istemez.

Bu yazı toplam 13305 defa okunmuştur
AK Parti'nin ön savunması
 // Şevket Dişli
Değerli Hocam, AK parti Ön savunmasında, "Hakkımızda düzenlenen bu iddianamedeki hiçbir iddia ve ithamı kesinlikle kabul etmiyoruz. İddianamenin hukuki ve siyasi anlamda hiçbir meşruiyetinin de olmadığına inanıyoruz. AK Parti laikliğe aykırı fiillerin değil, kurulduğundan itibaren yaptığı çalışmalarla ülkemize ve milletimize hizmetin odağı haline gelmiştir" denildi. Yalçınkaya'nın iddialarının, "çelişkiler yumağı, paradoks, tevzirat ve yakıştırma, totoloji" olarak nitelendirildiği savunmada dava için " tüm zamanların en ironik davası" tanımlaması yapıldı. İşte savunmadan ilginç bölümler: AK Parti laikliğe karşı odak olan değil, laikliği toplumsallaştıran bir harekettir. Bu dava maalesef ülkemize ve milletimize ağır ekonomik ve siyasi bedeller ödetebilecek bir süreci başlatmıştır", denildi...
07 Mayıs 2008 Çarşamba 13:19
AKP hakkındaki dava
 // Şaban
Değerli Hocam, ilk önce sayğı ile ellerinizden öperim. Başsavcının suçlamalarını çürütmek üzere hazırlanan hukuki metnin taslak çalışması dün tamamlandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sunulan taslakta, başsavcının iddialarına Anayasa, Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden örneklerle yanıt veriliyor. Mevlam sizlere yaptığınız hizmetlerden dolayı yardımcı olsun....
21 Nisan 2008 Pazartesi 16:57
AKP'YE VE DTP 'YE AYRICALIK OLMAMALI
 // Fazıl Eğemen
CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANA HAKARET ETMEK İSTİYORUM. CEZA ALMA MAK İÇİN MECLİS CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANA HAKARETİ SUÇ SAYAN YA SAYI DEĞİŞTİRİRMİ ACABA.
ANAYASA TOPLUMSAL DÜZENİN TEMELİ DİR. SİYASİ PARTİLER DAHİL KİMSENİN SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ YOKTUR. İŞLENEN HER SUÇU ORTADAN KALDIRACAK YASA YAPAN PARLEMENTONUN VE MİLLETVEKİLLERİNİN SAYGINLIĞI ORTA
DAN KALKAR, SUÇU ORTADAN KALDIRAN YASA DEĞİŞİKLİĞİNE OY VEREN MİLLET VEKİLLERİDE AYNİ SUÇU İŞLEMİŞ SAYILIR. GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLER HUKUKA VE YASALARA UYMALIDIR.YASALARI KENDİNE UYDURMAMALIDIR.
YASALAR KARŞISINDA TÜM PARTİLER EŞİTTİR. ÇOK OY ALMAK BU EŞİTLİĞİ BOZMAZ.
SAYIN BAŞBAKAN BAZILARININ AYRICALIĞINI OLTADAN KALDIR DIK DİYOR.
SAYIN YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISIDA %47 OY ALAN AKP'YE AÇTIĞIKAPATMA DAVASI İLE BAŞBAKAN GİBİ
DÜŞÜNEREK HİÇBİR PARTİYE AYRICALIK TANINAMAZ DİYOR. SAYIN ERDOĞAN VE AKP SAVCIYI ALKIŞLAMASI GEREKMEZMİ. SAVCIYA SALDIRARAK KENDİ SAVUNDUĞU İLKEYE TERS DÜŞMÜ
YORMU AKP'YE AYRICALIK İSTEYEREK....
18 Nisan 2008 Cuma 00:04