Özgür Amed

Walla mazot doldurdular, bizde geldıx!

10 Haziran 2013 Pazartesi 12:44

Büyük büyük ustamız ülke en zor günlerini yaşarken Kuzey Afrika’ya gidecek, orada krallar mrallar ile görüşmeler yapıp olayı çözmeye çalışacak, gerilimin bu kıtaya sıçramasını büyük bir özveri ile önceleyecek ve geri geldiğinde onu karşılamayacağız öyle mi? Yazıklar olsun o zaman bize. Tabi ki karşılamaya gideceğiz. Veni, vidi, vici diyerek TV önüne oturup hava alanındaki yerimizi aldık. Notlarımızı derledik…

**Açıkçası gecenin üçünde oturup kral penguenin Antarktika halkına demecini izlemek biraz saçma ama olan oldu bir kere. Çünkü taa İstanbul’dan yanlışlıkla bizim buralara da telefon mesajı geldi “Gece hava alanına gidiyoruz. Gelmeyen olursa biz biliyoruz ona ne yapacağımızı!” minvalinde. Akp’li birkaç amcayı zar zor zapt ettik. 2 saatte oraya yetişmeye çalışacaklardı. Hazır konu açılmışken bir meseleyi de açıklığa kavuşturayım. Amcam yaklaşık 5-10 yıl üyelik, yardım yataklıktan yatmış biri. Hard partizan olan amcam birkaç yıl evvel AKP mitingine katılmak için köyden Amed’e gelmişti. Gelmiş gelmesine ama direk bizim eve gelmişti. “Xêrdir ne iş?” dediğimde bana o ibretlik cevabı vermişti. “Walla hepimizin arabasını mazot doldurdular. Bizde geldıx”. Bu işler böyle yani…

**Karşılamaya gelen kitlenin yaş değil de zeka ortalamasında ciddi bir sıkıntı vardı. İnsan bu kadar mı politik olur!!! Videosuna denk gelmişinizdir.  Amigo “Taksim şaşırma sabrımızı taşırma” diye gaz verip slogan attırmak istiyor. Mazotu fazla almış kalabalık ise taksimi tayyip diye anladı ve “Tayyip şaşırma, sabrımızı taşırma” diye bangır bangır bağırdı. Evet arkadaşlar, o alandaki kitlenin özeti budur.

Yine bu karşılama kitlesini tam anlamadım açıkçası. Adamların attığı slogan MHP sloganları idi. Artık hatlar mı karıştı, ülkenin katışıksız birlik bütünlüğüne dair ince bir mesaj mıydı tam şey edemedim. “Polise uzanan eller kırılsın, biz buradatız çapulcular nerede, dik dur eğilme, Yol ver gidelim, Taksim'i ezelim" gibi 9 ışık kuralından fırlamış, başbuğ soslu Meksika danası ile kavrulmuş bir garip saçma söylemler atılıp durdu. Bol bol tekbir sesleri vardı. Hep demokrasiden yana hep bilmem ne quzzulkurt û kerratiden yanayız diyen bunlar Taksim’e dalmak için izin istiyor. Kesin çiftelerini de alıp gelmişlerdi.

**Habertürk’e konuşan AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu “Karşılama için aldığımız bir karar yoktu ama bu sevgi selini durduramadık” dedi. Tüm üyelere sms atan, gelmeyecek olanlar hakkında cezai işlem yapılacak diyen, metroyu gece dörde kadar çalıştıran, seçim arabasını, konfetileri ve daha yüzlerce şeyi alanda hazır bulunduran ya dış güçlerdi ya da faiz lobisi idi! Yaw manyak mısınız? Îca sevgi seliymiş! Yok yok sevgi tsunamisi, aşk kasırgası ve hortumu idi resmen!

**Erdoğan konuşmasında 8-9 kıtaya selam gönderdi. Yetinemedi tüm dünya başkentlerine de yolladı. Yetmedi İstanbul’un ilçelerine. O da kesmedi en son baktım semt semt, sokak sokak selam yolluyor. Konuşma metninin yarısı bu kısım idi zaten. Diğer yarısı ise tasvir…

**Konuşma metninde Yalçın Akdoğan’ın ruhu vardı. Başbakanı yokken “onu yedirtmeyiz!” diye açıklama yapan Akdoğan, vahşi avcının şımarık kükremesine denk düşen o muhteşem yüzsüzlüğünün tüm izlerini sindirmişti metne. Araya da bi şiir sıkıştırmış kendince meseleyi xoş etmişti.

**Erdoğan için çok zor bir konuşma oldu! Ülkedeki siyasi dengeleri gözetmek, herkesin beklediği bir açıklama olması vesilesiyle kendisini baskı altında hissetmesinden kaynaklı bir zorluk değil bu! O metinleri okuması için önüne bırakılan ve o olmazsa olmaz olan promter var ya promter! İşte o olmayınca hayatının en zor konuşmalarından biri oldu. Erdoğan’ın önünden promteri alırsanız söyleyecek hiçbir şeyi kalmaz. Yüzü error verir. En fazla iki kelime eder! O da “Bozuldu herhalde” der. Hal böyle olunca elindeki metni görebilmesi için ışıklandırma lazımdı. Gördük ki toki canavarı Erdoğan Bayraktar’ın eline el feneri sıkıştırmışlar o da ışık tutuyor. Işıklandırmadan sorumlu ilk bakan olarak tarihe geçen Bayraktar’ın yüzü; kendisine işkence edilmiş Rambo’nun kızgın hali gibiydi. İçinden “Ben uykusuzluktan ölüyorum, gecenin bu yarısında bana verilen göreve bak! Durun siz! Eğer birkaç bina daha fazla toki yapmazsam ne olim” der gibi bir hali vardı.

**Başta faiz lobisi olmak üzere insanlık adına gerekli tüm tehditlerini etti. 5 yaşındaki bir çocuğun şekerini elinden diğer çocuğa duyulan kin gibi sağa sola kustu. Ülkede taş kıpırdasa bunu kendisine yapılmış bir hamle sayıyor. Yok böyle paranoya.

**Arabanın üstünde yerini alan Arınç, gizli gizli ağlayarak hepimizi sevindirdi…

**Erdoğan dedi ki “2 gencimiz hayatını kaybetti, 1 baş komiserimiz şehit oldu. Kardeşlerim bu gençlerin ölümü ne kadar önemliyse benim polisimin şehadeti de en az onlar kadar önemlidir.” Bir insan bir ölümden bu kadar haz duyabilip, kendine malzeme edebilir. O polisi göstericiler öldürmedi. Ama gençleri polisler ve onların vahşet dolu vandalizmi öldürdü. Teww ben kime diyem…

**Erdoğan gençlere gazı verdikten sonra sizin elinizde tencere tava değil bilgisayarlar olacak dedi. Siz böyle bir gençliksiniz dedi. Bundan da anlıyoruz ki tanıdığı bir bilgisayarcı dostu var ve yakında ihaleler yapılacak. Yoksa başka da bi alt metni yok bu demecinin. Bu konuda öngörülerime inandığınız için teşekkür ediyorum elbet.

**Welhasılı kelam! İnsanlığın sağlığı için umarız tüm mitnglerini gece dörtlerde beşlerde yapar da en azından çoluk çocuğun ruh sağlığı bozulmaz gündüz ortası. Hatta ekvator çizgisini geçip 6 ay gece olan taraflarda yapması dileği ile. Hatta kutuplarda bir yaşam kurması ile. Hatta.. Yok bu sonu gelmeyecek bu isteklerin, en iyisi burada bitirmek.

Sevgi, saygı ve ihalelerimle… 

Bu yazı toplam 16397 defa okunmuştur
özgür
 // çapulcuuu
tesadüfen okudum sizi..harikasınız..kaleminize sağlık.....
20 Haziran 2013 Perşembe 21:54
04:58
 // amed
helal be hewale hêja....
17 Haziran 2013 Pazartesi 04:58
marut
 // harut
döktürmüşün yine .. xuzulkurt yerine oturdu....
14 Haziran 2013 Cuma 15:50