İbrahim Genç

Van’da İki Gün

08 Mayıs 2016 Pazar 15:44

Siirt üzerinden Van’a ilerliyoruz, başımızda parçalı bulutular. Tatvan’dan sonra solumuzda Van gölünün berrak maviliği eşlik ediyor bize. Sağ tarafımızda ise Van gölünün maviliğine nazire yapan yemyeşil bir doğa. Edremit’ten itibaren Van Gölü’nün eşsiz manzarasına kurulmuş binalar başlıyor. Adeta suda gerdan gibi duruyor Van, döşüne Erek Dağı oturmuş.

Sanırım Van’a gelen her yabancı mutlaka “Bu kentte yaşanır.” demiştir. Çünkü suyu da var, doğası da, tarihi de, kültürü de… Kentin tarihi milattan önce 7 binli yıllara kadar uzanıyor. Birçok medeniyet bu topraklarda çarpışmışsa da Van bir beşik gibi sallamış hepsini. Nihayetinde Urartular’dan kalan eski bir kent, adına Tuşpa demişler.

Caddelerin sağında ve solunda gayet lüks binalar yükseliyor. Caddelerde inanılmaz bir kalabalık… Öyle ki Cumhuriyet caddesinde birilerine çarpmamak için azami dikkat şart.  Gerçi hangi yöne yürüsen yolun buraya çıkıyor. Bu sebeple “Mecburiyet caddesi” diyen de varmış. Oradan Sanat Sokağı’na geçiyoruz, yine aynı kalabalık. Bir ara “Bu cadde her zaman böyle kalabalık mı?” diye sorduğumda “Hayır ağabey, bu insanların çoğu Yüksekovalı” cevabını alıyorum.

Aslına bakıldığında Cumhuriyet Caddesi’nde Türkmen ve Acem varlığı yaygınmış. Dolayısıyla burada Kürtçe diğer yerlere oranla az kullanılıyormuş. Ama Yüksekovalıların savaştan kaçıp Van’a gelmesiyle durumun değiştiği ifade ediliyor. Bu duruma Vanlılar “Geverlilerin gelişiyle bu caddede Kürtçe konuşurluk arttı. Açıkçası tekrar Van’ın Kürt şehri olduğu hatırlandı” yorumunu getiriyorlar.

Tabii bir de kadın ve çocuk dilenciler var, her köşe başında.  Ortadoğu cehenneminde bu sayı her geçen gün artıyor. Kimileri yol ortasındaki dilencilere “Kırmızı ışık dilencileri” adını vermiş. Van’da bir taraftan Suriye iç savaşından kaçıp gelen Araplar, diğer taraftan 7 Haziran sonrası bölgedeki çatışmalı süreçle yerlerinden edinilen Kürtler… Ciddi bir keşmekeş var Van’da. Sadece Van’da değil, tüm şehirlerde bu durum var.

Buna bağlı olarak her köşede bekleyen zırhlı araçlar… İnanılmaz bir polis hareketliliği var. Tabii bu da insanlarda tedirginlik yaratıyor. Zırhlı araçları ve polisleri görenler  “Acaba ne oldu yine?” diyor. Buna bağlı olarak gerginlik atmosferi bitmiyor. Diğer Kürt kentlerinde olduğu gibi Van’da da hiç kimse ileriyi göremiyor. Bir kör karanlığın içinde herkes “Ne olacak sence?” sorusunu soruyor birbirine. Benim gibi dışarıdan gelenler ise “Neler oluyor?” diye soruyor.

Her ne kadar Van’da Vanlılardan çok Yüksekovalılarla karşılaşsam da Van’da çözüm sürecini Kürt tarafının bozduğuna kimse inanmıyor. Tabii Kürt tarafının bazı hatalarına da işaret ediyorlar. Yine de meselenin hendek olmadığını dile getiriyorlar. Evleri yakılıp yıkılan Yüksekovalılar da bu konuda AKP’nin siyasi hesaplarına dikkat çekiyorlar. Daha doğrusu bir gün bunun olacağını öngördüklerini de belirten de var. Öyle ki Kobanê’deki yıkıma işaret edip “Özgürleşmeyene kadar ev mev yapmak anlamsız” diyen de var.

Sanat Sokağı’nda bir çayhaneye uğradığınızda tüm Geverlileri görmeniz mümkün. Sabahtan akşama kadar Yüksekova’da yasağın ne zaman kalkacağını tahmin ediyorlar. Aynı zamanda da Yüksekovalıların Van’a yönelik sitemleri işitiliyor. Kendilerine yeterince sahip çıkılmadığını dile getiriyorlar. Özellikle Kürt belediyelerinden büyük beklentileri var. “Bizi devletin kucağına atmasınlar” diyen de oluyor. “Van depreminde Vanlılara sahip çıktık. Gever belediyesi 1300 aile için ev bulup dayayıp döşedi. Ama burada biz geldik, kiralar fırladı.”  diyen de…

Esasında da Van ile Yüksekova  iç içe iki Kürt şehridir. İki kentin de kaderi bir. İşin kültürel ve tarihi miras yanı bir tarafa, ekonomik açıdan da bu kader birliği var. Van ve Yüksekova’da yaşayanlar iki kent arasındaki ticari alışverişe dikkat çekiyor. Özellikle Van-Yüksekova arasında toptancı servislerinin varlığı anlatılıyor. Tabii çözüm sürecinin bozulmasıyla bütün bu ticari alışveriş de durdu. Buna bağlı olarak iki kentte de esnaf büyük bir sıkıntı içinde.

Özellikle tüccar, çiftçi ve esnafın şikayetleri bitmek bilmiyor. Yüksekova’daki savaştan dolayı da Van’da işsizlik katlanmış durumda… Küçükbaş hayvan yetiştiricileri her gün açıklama yapıyor. Çünkü Van Valiliği yakın zamanda Van’da onlarca yayla ve merayı “Özel Güvenlik Bölgesi” ilan etti. Küçükbaş hayvanın en çok Van’da olduğu düşünüldüğünde küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin yakın zamanda nasıl bir krizle karşı karşıya gelebileceği anlaşılabilir. Van esnafı da her ne kadar 70-80 bin Yüksekovalı gelmiş olsa da insanların alışveriş yapmadığını belirtiyor. Buna bağlı olarak bırak kredi talep etmeyi, kredilerinin ertelenmesi için çaba sarf ediyorlar.

Van başta olmak üzere hiç kimsenin bu savaş sürecinden memnun değil. Çünkü böyle giderse bölgede derinleşecek bir ekonomik krizin yükü, batıdaki kentlere de yansıyacaktır. Dolayısıyla politik problemlerden kaynaklı gerginlik yerini ekonomik gerginliklere bırakacaktır. Bunun farkında olan herkesin temel talebi barıştır. Özellikle yürütmenin başı olmasından dolayı AKP’ye çok işin düştüğü vurgulanıyor. Bu gidişin gidiş olmadığı noktasında herkes gibi Vanlılar da hemfikir. 

Bu yazı toplam 8425 defa okunmuştur