İrfan Sarı

Uzun soluklu çığlık

13 Ekim 2007 Cumartesi

Uzun çirokları (masal) Mezopotamya deryasında dolaştırırken kendi yaşamımızı çağlayan sesiyle sunuyordu bize o. Hani gurbeti yaşamışsa bir kişi ve özlemi kendinde içim içim bir yangına çevirmişse biri o da oydu kanımca.

 

Hasreti Urfa önlerinde kupkuru toprağın yangınına bıraktı, Diyarbakır"ın alnı terli lehçesine, bir Süryani kızın mavi boncuğuna… Karanfil kokulu geceleri Dicle"nin yamacından salıp nehrin sinesine sevgi sevgi işledi. Ama akşamüstleri su verir gibi toprağa bir dengbêjin edasıyla akıttı Fırat"ı.

 

Su toprağı öptükçe ve rahmine döllendikçe çiçek verdi oğul oğul Mezopotamya. O ise hasreti narçiçeklerinin yumrusunda çoğalttı. “Sen”li sürgünlerde çok kültürlülüğü dilin en üslupvari hatlarına işleyen ve o işlenmiş anadil rengini zamanın iklimine damıtandı. Onun için mahzenlerde ışık görmemiş sevdayı dünyanın en özgür havasına serip kurulamak zahmetsizdi. Çünkü hasreti evcilleştirmeyi beceren en akil adamdı o. Tüm basamaklarında sürgünün, vahşi özlemi anadilinin ninnileriyle beslemiş ve kaç kat arşa yükseltmişti.

 

Çocukluk yıllarının en azgın anısı nasıl yer etmişse belleğinde öyle bir hasretle çağladı kitapların arasında ve bilgeliği güvercin olup uçuverdiler sayfa sayfa dillerin dünyasına. Kıtalar ötesinden gah yanardağlar gibi kükredi gah kartallar gibi süzüldü.

 

Çocukluğundan işlik cebine sığanları alıp götürmüştü ancak komple Amed"in surlarına emanet etmişti her şeyini. Ömür bu çıktı yola epey bir zaman. Bir yerinde dedim tam bir yerinde hayatın sancısı tuttu. Gelince o terli toprağın ve kavruk tenli çocukluğunun yurduna “yeniden doğuşunu” gerçekleştirdi. Ama o her kitabında “yeniden doğuşu” zaten gerçekleştiriyordu.

 

Bu kez kayalıkların sırrı bedenini diriltemedi.

 

Kürtçe yazarak ruhunun derinliklerindeki çocukluğu hep taze tuttuğu gerçeği onu sonsuzluğa uğurlarken, acısı sürekli Kürtlerin kasıklarında kalacak ki ilk gün tazeliğinde tutsun sevdasını. İnandığı sevgiyi sırtından hiç eksik etmesin beyninden hiç eksik etmesin diye.

 

“Aşk gibi aydınlık, ölüm gibi karanlık” yolculuklarda sırrı yüklemiş olduğu kelimelerin kanadından esen yelin insan yüzünde bahara, gülücüğe dönmesi ve bir o kadarda düşündüren öğeler olması itibarını yaratmıştır. Yaratmıştır diyorum çünkü o varlığında olduğu gibi yokluğunda da yaratma sanatını miras olarak bırakacağı günleri önceden düşünmüş ve özlemlerinde dinginleştirmişti.

 

Uzun soluklu bir çığlık, aşk dolu bir gelecek için sürmüştür.

 

Paramparça yürekler bıraksa da her soluğunun ardında aslında toparlayabilen bir yaratıda bırakmıştır her zaman yanı başına okuyanın. Her kim ki onun soluğundan geçerse kendinden bir parça görecek ve bir parça esin alacaktır. Elbette ki o dillerin ve kültürlerin çoğalması için aşk gibi bir ömür yaşarken, rüyalarında dahi çok renkliliği yakalamıştır. Dilini kullanmak için doğduğu toprakların kanunları cömert davranmasa da ona o mert yanını hiç esirgememiştir.

 

“Mehmet uzun
Uzun ola ömrüm
Ana dilinde ağlayamayan çocukların
Gözyaşlarını anlattın anadillerinde...
Senindir zafer
Kansız, silahsız zafer senindir”

 

Bu gün bayram, küslüklerimizi toprağın derinliklerine gömeceğimiz o mavi akşamüstüdür. Çılgınca yaşamı arzuladığımız ve öpücüklerde yarattığımız aşk sarhoşu gerçeğin kavşağında. Alıp seni götüren ölüm karanlığına inat bayram aydınlığında öpüyorum ellerini. Tıpkı Depinde bir öğle üstü alabalık eşliğinde içtiğimiz Hakkâri havası gibi hasretle öpüyorum ellerinden.

Bu yazı toplam 11567 defa okunmuştur
ACIMIZ BÜYÜK
 // YALIN ONAT
Büyük bir kayıp. Ama eminim rahmetli UZUN için bu nokta son değil. Mehmet UZUN hepimizin sesi olmayı en büyük meziyetlerinden yapmış bu yolda ilerlemeyi bilmiştir. Peki biz ne yapmalıyız: Arkadaşlar her insan ölümü tadacak fakat hak edenler olması gereken yerde olmalı; işt bu bağlamda söz etiğimiz şahıs toplumumuzda büyük bir yeri olan bir insan onun savunduğu düşünceler sahip çıktığı değerler yok olunca o gibi insanlar ikinci kez ölür. Sevdiğimiz insanı ölüme mahkum bırakmama yolunda herkz üzerine düşeni yapmalı.... Acımızın büyüklüğünün farkında olalım ve değerlerimize sahip çıkalım... Allah'tan toplumumuzu onun gibi insanlara suzuz bırakmamasını diliyorum...........!!!!!!!!!!!!!...
16 Ekim 2007 Salı 17:48
mehmet uzun
 // erdgn....
bütün iyi çocuklar gibi mehmet uzunda göçtü.... uğurladık mehmeti sevdiği topraklarda sevdiği diliyle kürtçeyle uğurladık....evdalı zeynekı onu karşılamıştır biliyorum dengbeşler ona şimdi sıtranlar söylüyordur.... amedin avluları nar çiçekleri taş duvarları diclesi surları mehmet için yastalar....başımız sağolsun.......
15 Ekim 2007 Pazartesi 12:52
Allah Rahmet Eylesin
 // SADIK
Allah Rahmet eylesin. Ama buradan hepinizi kınıyorum çünkü türkiye olarak halk olarak hep gidenlerin arkasından iyi biriydid eriz. bu bizim doğamızda var. yazık gerçektende yazık....
15 Ekim 2007 Pazartesi 11:47