Necip Çapraz

Ustaya mı Çırağına mı İnanalım?

2005-08-29 19:15:36
Önceki sayımızda: “Ters Lale korunuyor mu kurutuluyor mu?” Başlıklı yazımda dünyanın ender bitkilerinden olan ters lalenin üzerinden birçok kuruluş, kişi ve kurumların rant elde etme peşinde olduğuna işaret etmiştik. Bu yazımızı da yazılı ve sözlü iddialar üzerine yapmıştık. Bu iddialardan biri de Hakkari’de ziraat mühendisi olan Y. TAŞKIN’ın konuyla ilgili iddiasını içeren bir yazısını yayınlamıştık. Bu sayıda da geçen sayımızdaki Y.Taşkın’ın yazısına tamamen karşıt bir yazıyı yorumsuz olarak yayınlıyoruz. Özellikle yazının Y.Taşkın’ın Profesör olan bir hocası tarafından yazılmış olması “Ustaya mı çırağına mı inanalım?” Yorumu size bırakıyoruz. PROF. DR. NEŞET ARSLAN Şimdi bazı konuları kısa kısa açıklamaya çalışayım; tabii gazetenizde bunlara nasıl yer vereceksiniz bilmiyorum. Ben 1983 veya 1984 yılında Milliyet gazetesine bir makale göndermiştim; onlar bunu kısaltarak yayınlamışlar ve benim ifade etmek istediğimden tamamen farklı bir anlam çıkmıştı. O günden beri gazetelere beyanat vermek veya yazı yazmaktan uzak duruyorum; umarım bu yazı kuşa çevrilmez (kısaltılsa bile anlam bütünlüğü bozulmaz.) Bu yazıyı özellikle Y. TAŞKIN'ın okumasını istiyorum aslında kendisi resmen bize hakaret etmiş; bu yazı ile mahkemeye başvurulabilir. Kendisinin hocası olmasam bile onun gibi binlerce ziraat mühendisinin yetiştirilmesinde emeği olan bir hoca için yazmadan önce şüphelerini sorabilirdi. Boşuna dememişler cahil cesur olur diye (insan bilmediğinin cahilidir ve benimde cahili olduğum pek çok konu vardır.) 1-Soğanlı yumrulu bitkilerin tabiattan toplanarak süs bitkisi kullanılmasına ait kayıtlar Fatih Sultan Mehmet zamanına kadar gitmektedir. Bitkilerin bazılarının kullanımına ait bilgiler ise tarihin eski çağlarına kadar uzanmaktadır.1554-55 yıllarında lale ile birlikte bir kısım soğanlı bitkiler Avrupa'ya götürülmüştür. Bu meyanda ters lale de gitmiştir. Bu bitkinin ilk defa Viyana kraliyet bahçesinde 1576 yılında çiçek açtığı bilinmektedir.1600-1700 lü yıllarda çok sayıda çeşidi geliştirilmiştir. Yani Avrupa da üretim iddia edildiği gibi son yıllarda kaçak (bu bil de yanlış aşağıda açıklanacaktır) giden soğanlardan üretim yapılmıyor üretim çok daha eskilere dayanıyor. Ama GEN MERKEZİ ANADOLU OLAN bir çok bitki türünü yabancıların bizden çok daha iyi değerlendirdiği hatta bize sattığı ayrı bir yürek sızlatıcı bir gerçektir. 2-Ülkemizden soğanlı bitkilerin ihracatı çok eskiden beri yapılmaktadır en az 130 yıllık geçmişi bilinmektedir. Önceleri ters lalenin gittiği muhakkasa da sonraları gitmediği de bilinmektedir. Bu bitkinin ihracatı 1965 yılından sonra tekrar başlamıştır. Bu materyal önceleri Adıyaman ve Malatya civarından toplanmış;sonraları Hakkari (önce Yüksekova ,sonra Şemdinli ve hatta Kuzey Irak) ve Van illeri de devreye girmiştir. Doğadan toplama 1991 yılına kadar sürmüş, sonra bitkinin kültürünün yapılması ve kültürden ihracatı yoluna gidilmiştir. Bundan sonra bazı yıllar damızlık olarak söküm yapılmıştır. En son 1996 yılında böyle bir talep olmuşTUR. Teknik Komitede 150 bin adet soğanın (Talep 250bin adetti) sökümüne izin verilmiş; Komite Prof. Dr. Mehmet KOYUNCU ile beni yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirmiş;bizim de Hakkari'ye gelişimiz böyle başlamıştır. O yıldan beri de ters lale konusunda inceleme faaliyetlerini sürdürüyorum. Ancak,söküm izninden sonra firmalar arası anlaşmazlıklar ile yörenin güvenlik sorunu bazı karışıklıklara sebep olmuş ve verilen izinden az (102 bin adet) olan sökümün kalan miktarı (48bin adet) için farklı kişiler devreye sokulmuş ve maalesef daha fazla ve kayıtsız söküm yapılmıştır. Bu arada çeşitli illerde ters lale üretimim var diyenler ortaya çıkmış ,yaptığımız incelemelerde buna da bir başka kişi(ler)nin sebep olduğu da anlaşılmıştır. En son sökenin bunu Kuzey Iraktan getirttiğini iddia ettiği ve kendisini Şemdinli Kaymakamlığına nakil için başvurduğunda ortaya çıkan kaçak söküm vukuu bulmuştur. Bu olayın hemen hemen tüm yönlerini biliyorum. Kaymakamlık bu soğana el koymuş, sonra da üretim materyali olarak kullanılması yönüne gidilmiş; bir kısmı Adıyaman'a gönderilmiş bir kısmı Şemdinli'de bırakılmıştır. Yüksekova'ya ise üretim için Adıyaman'dan İl Müdürlüğünün sevk belgesi ile gelen soğanlar dikilmiştir. 3-Türkiye'den ihraç edilen çiçek soğanlarının sayısı önceleri çok fazla ise de son yıllarda 21 tür olup; Galanthus, Anemone, Eranthis, Leucoum ve Cyclamen cinsleri en önemlileridir.İhracatın %75 e yakını Akdeniz bölgesinden yapılmaktadır. Ters lale ihracatı az yapılan türlerden birisidir. Özellikle son birkaç yıldır verilen ihracat kontenjanlarının çok altında ihracat gerçekleşmektedir. Bu yıl firmaların hiç birisine ters lale ile ilgili bir talep şu ana kadar gelmemiştir. Bizim Hakkari'de bitkinin üretim çalışmaları başlatmamıza denk gelen dönemde bu sıkıntının ortaya çıkması çok büyük bir talihsizlik olmuştur. Bu konuda Proje yürütücüsü Şevket ALP'e yazdığım yazıdan bir alıntıyı buraya aktarıyorum. Ters lale ihracatını artırmak için Teknik Komite de bazı girişimlerde bulundu ancak bir sonuç alınamadı. Bu işe soyunacaklar pazarı garanti ediyorlarsa ona göre başka bir değerlendirme yapılabilir,yoksa akıntıya kürek çekmenin bir anlamı yok ;fatura zavallı üreticiye mi çıkarılsın isteniyor ? Benim bu konuda Bakanlığa yazdığım çeşitli raporlar dışında bitkilerin bölge tarımına kazandırılması için 3 ayrı yayınım oldu .o zamanlar bu bitkilerin ihracatı fazla değilse bile tıkanık değildi ve firmalar bunun arttırılabileceğini ifade ediyorlardı. Bir yetiştirici öğretim üyesi olarak bu konularda ışık gördüğüm her yere fedakarca koşuyorum ve koşuyoruz. Tüm bunları her ortamda gündeme getiren bir kişiyi engelleyici konumda görmek en hafifi ile haksızlıktır. Bu bitki yaratıldığı günden beri orada bulunuyor ,şimdiye kadar kim ne yapmış acaba?Bizim gündeme getirdiğimiz konuları bir ön bilgiye dayanmadan sahiplenip yanlış yönlendirmelere çekmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Eğer bu bitkinin o yörede kültürü yapılacaksa elbette öncelik yöre halkınındır. Bizimde amacımız budur. Bunun aksini söylemek abes ile iştigaldir. Bizi korkutan iki önemli sebep vardır. Birincisi üretilecek soğanların bugünkü duruma göre satılamaması;ikincisi çevre bilinci oluşturulamadığı ve yeterli kontrol yapılamadığı müddetçe üretim yapıyoruz diye doğal alanların tahrip edilmesidir. Bu öyle önemlidir ki böyle bir üretim görüntüsünden doğrudan doğadan kontrollü söküm çok daha iyi bir yoldur. Bu tıpkı farelerin görünmez bir yerden tahıl ambarını boşaltmaya benzer; nasıl ki ambar tamamen boşalır bir tedbir alamazsın doğa potansiyeli de tükenir haberimiz olmaz. 4-Teknik Komiteye bilimsel bilgi akışı sağlayan 8 kişilik bir bilim heyeti var. Onlardan üçü Prof. Dr. M. KOYUNCU, Prof. Dr. Tuna EKİM ve ben özellikle ters lale ile ilgileniyoruz. İlgilerin tümünün katılımı ile bir yönetmelik çıkarılmış ve uygulamaya konulmuştur. Yönetmelikten sonra 85 milyon adete kadar çıkan çiçek soğanı ihracatı bugün bir kısmı da üretimden olmak üzere 30 milyon adetin altına düşürülmüş AB CITES üyeleri ülkemize yaptıkları değişik yıllardaki inceleme gezileri sonucunda yazdıkları raporlarda Türkiye'deki uygulamaların tüm dünyaya örnek olduğunu AB ülkelerinin çoğundan daha iyi durumda olduğumuzu yazmışlardır .Bunları bilmeden bilim adamı görüntüsünde olan kişiler kime hizmet ediyor,amacı ne gibi soruları sormak çok kolay. En son örneğini aşağıda veriyorum,değerlendirilmesi size aittir. Ama bunu okuyup ta hala siz kime hizmet ediyorsunuz diyenlere de şartlandırılmış kişiler demekten başka bir söz bulamıyorum.
Bu yazı toplam 4455 defa okunmuştur