Ümit Yazıcıoğlu

Urgan polemiği

2007-07-06 14:16:13

Gazeteci Yazarlardan Fatih Çekirge dün Haber Türk'te Gazeteci Metehan Demir ile yaptığı Perde arkası programında idamların kalkması ile ilgili anayasa değişikliğinin perde arkasındaki sırları anlatmış. Ama bazı gerçeklere ise değinmemiş. Ben ise onun değinmediği bazı konulara bu yazımda değinmek istiyorum.

İşin en ilginç tarafı, Bülent Ecevit, Sabah Gazetesiyle 13 Nisan 2005 tarihinde yaptığı mülakatta Balçiçek Pamir’e şu cümleyi sarf etmişti: “Bize niye Apo'yu verdiler onu hâlâ ben de bilemiyorum... Ama sonunda hayırlısı oldu. Apo konusunda hiçbir şart bize getirmediler" demişti. Ecevit bu söylemiyle kanımca  O gün kamuoyunu yanıltıyordu.

Oysa,

Öcalan meselesinde  bazı önemli şartların olduğu şimdi açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır. Örneğin 21/5/2005 tarihli Yeni Şafak gazetesinde
Taha Kıvanç meseleyi değerlendirdiğinde “kimse kimseye hayrına iş yapmıyor bu dünyada. Amerikalıların, “Bedava yemek yok” sözü ünlüdür... Öcalan’ı şartlı vermeselerdi, Başbakandan Cumhurbaşkanına dolaşıp Genelkurmay Başkanının da tasvibini almaya neden çalışsın ki MİT Müsteşarı?,” diye soruyor ve  Eski Mitçi Mehmet Eymür’e göre, şartların birden fazla olduğunu belirterek: Şartların sıralamasını dile getiriyor. Bu şartlara göre “Operasyonu Amerikan ve Türk ekiplerinin gerçekleştireceğini. Ancak ne olursa olsun Abdullah Öcalan Türkiye’ye sağ olarak getirilecek, mahkemede âdil olarak yargılanacak ve öldürülmeyeceği” belirtiliyordu. Çünkü Öcalan’ın, asılması halinde yüzyıla yayılacak korkunç tahribatlar yaratacak bir Kürt-Türk savaşının başlayacağını o zaman hem Amerikalılar hem de Türk yetkililer çok iyi biliyorlardı.

Peki bahsi edilen adil yargılama nasıl olmalıydı?

Bu sorunun cevabı ise şimdi ayna gibi ortaya çıkmış bulunmaktadır. Amerikalıların Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etmeden önce o dönem T.C. devletini idare edenlerden adil yargılama şartlarının AIHM normlarına göre olmasını şart koştukları mesele detaylı analiz edildiğinde belli oluyor. Bu hukuken ne anlama gelir? Eğer Öcalan idam cezasına çarptırılırsa bu ceza infaz edilmeyecek, müebbette çevrilecek demektir. Yani AIHM’in içtihatlarına göre Abdullah Öcalan’ın en geç tutuklandığı günden itibaren cezası sayılmak kaydıyla 15 Yıl sonra serbest bırakılması gerekiyor anlamına gelir. Aynen Almanya’da RAF (Kızıl Ordu Fraksiyonu) üyelerinin serbest bırakıldıkları gibi.

Bu analizden de anlaşıldığı gibi Abdullah Öcalan sadece TCK’nunun 125. Maddesi'ni ihlâlden hâkim karşısına çıkarıldı: Yani "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı devletin hakimiyeti altına koymaya veya devletin istiklalini tenkise veya birliğini bozmaya veya devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf bir fiil işleyen kimse ölüm cezası ile cezalandırılır." suçunu işlemekten hakkında hüküm verildi.

Daha sonra ANASOL-M hükümeti, bir yandan Öcalan’ın idam kararını bekletirken diğer yandan da idam cezalarının kaldırılması için yasal düzenleme hazırlığı başlatarak verilen idam kararının infaz edilmesini yasal olarak da imkansız hale getirdi.

AİHM de Abdullah Öcalan davasında vermiş olduğu bir kararda “Kürt politikacı Öcalan’ın adil yargılanmadığını tespit ederek. Öcalan’a hüküm veren Mahkemeye dedi ki; siz aslında Öcalan’ın mahkemedeki samimi tavırlarını ceza ölçümü yaptığınızda sanık lehine değerlendirmediniz. Öcalan’ı tekrar yargılayın ve vermiş olduğunuz cezayı yeniden gözden geçirin, sanık lehine hafifletici sebeplerde sanık lehine ceza ölçümünde değerlendirin” dedi. Türkiye’de ise bu davada yeniden duruşmalı yargılanma AIHM’nin vermiş olduğu karara rağmen yapılmadı.

AK Parti döneminde ise Avrupa Uyum Yasaları çerçevesinde Türkiye’de yapılmakta olan yeni ceza yasasıyla deşiklik yoluna gidilerek Öcalan ve benzeri cezalara çarptırılmış olan insanlara verilen cezalar sınırlandırılarak, ilerde onlara cezaevlerinden tahliye edilebilmeleri kapısı aralanmak istendi.

Bunun farkında olan CHP ve Baykal ekibi “AK Parti Öcalan’ı serbest bırakmak istiyor” naraları atarak, Türk Ceza Yasasının modernleştirilmesini engelledi. Şimdi ise ülkemizde hergün kan oluk gibi akıyor.

Böyle bir ortamda adamlar milliyetçi seçmenin oyu için bir birlerine ipi sen niye çekmiyorsun diye ip, kement veya laf atıyorlar. Abdullah Öcalan’ı fiziksel imha etmekle Kürt sorununu çözebilir misiniz? Bence  Hayır.

Peki sorunun çözümü için ne yapmalı?

Kürt Sorununun çözümü hukukidir, siyasidir, ekonomiktir, imhayla milliyetçi naralarla mümkün değildir. Ben sizin yerinizde olsam devlet olarak babalık görevimi yapar, idari yapıda modernleşme yasaları çıkararak, yerel yönetimlere daha fazla yetki vererek, Büyükşehir belediyelerini birleştirerek, Bölge Belediye Başkanlığı sitemine geçiş yaparım. Bunun yanında bir sorunun çözümüne faydası olabilmesi için bir genel af ilan ederim.

Bu yazı toplam 11064 defa okunmuştur