İbrahim Genç

Urfa'da İbrahim'in Baltası Arapların Elinde

29 Mart 2015 Pazar 13:14

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Balıkesir’de birkaç hafta önce “Kardeşim neyin eksik senin? Bir Kürt olarak sen bu ülkede cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. Başbakan çıkardın mı? Çıkardın. Devletin en üst kademelerinde yönetici gönderiyor musun? Var. Türk Silahlı Kuvvetlerinde var mısın? Var. Ne istiyorsun daha? Bizden farklı neyiniz var. Her şeye sahipsiniz." şeklindeki sözleri, tekçi dayatma dönemlerinin klasik “üstenbakmacı-efendici-elitist” yaklaşımıydı. Bu yaklaşım, özellikle Kürtleri hedef aldığı için, “Kürtler bu ülkede her şey olabildiler ama bir tek Kürt olamadılar” tepkisiyle karşılaşırken; halkların büyüyen ortak mücadelesiyle de gerilemeye mahkum edilmişti. Çünkü uygarlıkların çıkış yeri ve beşiği olarak görülen bu topraklarda homojen bir yapıdan bahsetmek mümkün değildi.

Bugün söz konusu farklılıkların ilk defa daha güçlü ve örgütlü olarak sisteme karşı ortak hareket etmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Şüphesiz bu konuda HDP’nin etnik, inanç ve kültür gruplarını örgütlemede başı çektiğini; halklar arasında bir koordinasyon sağlama, birbiriyle temas etme işini gördüğünü söyleyebiliriz. Ki tekçi yaklaşım ve dayatmalara karşı HDP, olabildiğince en geniş halklar ve özgürlükler çerçevesi çiziyor. HDP’nin parti programında “Farklı kimliklerin, dillerin, inançların ve kültürlerin hak eşitliğinin anayasal güvenceye alınması ve bu anlayış üzerinde şekillenen bir anayasal yurttaşlık tanımının yapılması” şeklinde dile getirilen amaç doğrultusunda herkese ulaşmak için yoğun bir diplomasi çalışması yürütülüyor.

Uygarlıklar merkezi Urfa

Yukarı Mezopotamya’nın merkezinde yer alan Urfa (Riha, Edessa), dünyanın ilk üniversitesinin (Harran) ve ilk mabedinin (Göbekli Tepe) yer aldığı bir inanç ve kültür mozaiğidir. Neolitik köy ve tarım devriminin merkezi olarak görülen Urfa, bulunduğu konum ve iklimi, bereketli toprağıyla her zaman farklı etnik, inanç ve uygarlıkların ilgisini çekmiştir. Bediüzzaman’ın da Urfa’yı “Arabistan’ın, Anadolu’nun ve Kürdistan’ın” merkezi, buluşma noktası olarak görmesi gibi bu stratejik özellik, Aryen ve Semitik kabilelerin de ilgisini çekmiştir. Aynı zamanda bereketli toprakların ve iklimin tanıdığı olanaklarla avcı-toplayıcı kabileler de burada yerleşik hayata geçip uygarlığın çıkışına kaynaklık etmişlerdir. Urfa’nın bir diğer özelliği de peygamberler ve evliyalar diyarı yönleriyle bir kültür başkenti, manevi bir şehir olmasıdır. Bu yönüyle adeta Kudüs’le yarışabilecek Urfa, doymak bilmez kapitalist çevrelerin eliyle hakkettiği değere ulaşamamıştır.

Bunun yanında Urfa’nın sahip olduğu özellikler, Sümer - Akat - Hitit, Babil - Kalde, Hurri - Mitanni, Aram - Asur, Med ve Pers gibi birçok uygarlığın buraya ilgi duymasına neden olmuştur. Bugün Kürt (Kurmanc, Zaza), Türk ve Arapların birlikte yaşadığı Urfa, geçmişte Ermeni ve Asurilerin de yoğun yaşadığı bir yerdi. Urfa’da aşiret konfederasyonları şeklindeki örgütlenmeyle birlikte yurtlarını dışarıdan gelenlere karşı öz savunma ile koruyan halklar, geçen yıllar içinde bu özelliklerini yitirdiler. Özellikle dışarıdan gelen hükümranlıklar, aşiretleri işbirlikçiliğe yitmiştir. Daha önce dışarıdan gelen saldırılara karşı gerçekleştirilen ortak öz savunma, yerini ayakta kalmak için farklı yollara başvurmaya bırakmıştır. Aslında bugün de devlet tarafından köylerinin yakılmaması, sürgüne gönderilmemek için özellikle Kürdistan coğrafyasında kimi aşiretler sırf ayakta kalabilmek için ihbarcılık, ajanlık ve işbirlikçilik yönelimlerinin genel adı olan koruculuğa başvurmuşlardır. Ben Kürtlerin özgürlük ve eşitlik için on yıllardır verdiği mücadelede Araplardan yeterli desteği almamasını, halklara “ayakta kalmak istiyorsanız” ile başlayan bu tür bir şantaja bağlıyorum.

HDP, bin bir çiçekli bahçe

Devletin baskısı karşısında “Ayakta kalmak” amacıyla girilen işbirlikçi ve teslimiyetçi yapı  bugün HDP’nin halkları “ortak ve yeni yaşam” şiarıyla buluşturup umut olmasıyla parçalanıyor. Daha bugün (29 Mart) ajanslara düşen haberle Hatay’da Alevi, Çerkez ve Ermeni çevrelerin HDP’yi destekleyecekleri haberi düşüyordu. Bunların yanında ülkenin birçok noktasında HDP’den milletvekili aday adaylığı için Arap, Çerkez, Laz, Türk, Ermeni vs. birçok kesimin başvurduğunu biliyoruz. Kimileri bunu sadece HDP’nin Türkiyelilik düşüncesine bağlayabilir ama ben bu yaklaşımın çok dar olduğunu düşünüyorum.  Bana göre işin sırrı, tüm farklılıklar artık kendi güçlerinin farkına vardılar. HDP ise bu gücün toplanma merkezi oldu. Ve diğer bir nokta, HDP tüm inanç ve etnik yapılara yerinden yönetim başta olmak üzere birçok noktada kendi rengiyle, diliyle, inancıyla yaşayabilme programı sunuyor.

Urfa’da Arap aday adayları

Buradan Urfa özeline dönecek olursak; çok kimlikli ve inançlı olan Urfa’da 7 Haziran seçimleri öncesinde milletvekilliği aday adaylığı için 102 kişi başvurdu. Bu adayların içinde Kürt (Kurmanc, Zaza) ve Türk adayların dışında en çok Arap adayların ilgisi dikkat çekiyor. Sanırım HDP’den milletvekilliği için 10’a yakın Arap aday adayı başvurdu. 350-400 bin Arap’ın yaşadığı Urfa’yı şöyle bir gezdiğinizde bilboardlarda “ilk Arap aday” şeklindeki afişlere rastlarsınız. Yerel televizyon programlarında Arap aday adayları harıl harıl ortak yaşam inşasından, halkların ortaklaşmasından bahsediyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse bu da bizi heyecanlandırıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi bu ülkede insanlar Arap, Kürt (Kurmanc, Zaza), Laz, Çerkez vs. her şey oldular ama hiçbir zaman kendi dillerine ve inançlarına bir katkıları olmadı. Şu an Urfa’da AKP’den de başvuran çok Arap aday adayı var; ama siz bir HDP’den aday aday olanları dinleyin ve bir de AKP’den aday aday olanları dinleyin. Farkı anlayacaksınız… Çok eminim ki HDP’den milletvekili olacak olan biriyle birlikte Araplar ilk defa görünür olacaklar; dilleriyle, kültürleriyle, inançlarıyla…

Mümkün olsaydı tüm Arap aday adaylarının HDP’leşme süreçlerini onlardan dinlemek isterdim. Çünkü Araplar ilk defa bu kadar canlı sözcüklerle ve net bir duruşla “Buradayız” diyorlar. Buna imkanım olmasa da yazımı belki tüm Arap aday adaylarının duygularına tercüman olur diye Urfa HDP aday adayı Mahmut Öcek’in şu sözleriyle bitirmek istiyorum: “Halkları ezen ve varlığımızı inkar edenlere karşı burada olduğumuzu hissettirmek; tüm etnik, inanç ve kültürlerin HDP’de yaşam bulduğunu göstermek;  Arapların her zaman barıştan yana olduklarını gösterip bir Arap olarak barışa ve ortak yaşama katkı sunmak için HDP’den aday adayı oldum.”

Urfa denince Hazreti İbrahim’in Nemrudilere karşı kullandığı baltayı bilirsiniz. Şimdilerde bu balta HDP’nin Arap aday adaylarının da elinde…

Bu yazı toplam 8861 defa okunmuştur