İbrahim Genç

Ulusalcılar Kürtlere ne vaat ediyor?

08 Haziran 2013 Cumartesi 10:29

Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçları kurtarmak için başlayıp daha sonra tamamen Başbakan Erdoğan karşıtlığına dönen olaylarda şiddet olayları objektiflere yansıdı. Belki de ilk defa beyaz şehirli Türkler, polisin yıllardır Kürtlere karşı kullandığı orantısız güçle tanıştılar. Böylece Kürt çocukları polise taş attığında “Bunlar çocuk değil, terörist”, demokratik taleplerle sokağa dökülenlere “bunların hepsi bölücü, hain” diyenler; müthiş bir yıkıcılık örneği sergilediler. Bu yıkıcılığa karşı “Kim bunlar?” diye sorulduğunda “Ülkenin tüm kesimlerinin içinde olduğu sivil hareket” cevabı veriliyordu. Tabii özellikle imtiyazlı sınıfın, kendini “efendi” olarak gören kesimlerin yaşadıkları şehirlerde bu eylemlerin olması; başta Kürtler olmak üzere gerçekten devrimci-sol kesimleri düşündürtüyordu. Bu anlamda Kürtlerin eyleme-direnişe katılıp katılmama noktasındaki kafa karışıklığını irdelemek büyük bir önem taşıyor.

İşin başlangıcına bakıldığında Gezi Parkı eylemi, BDP tarafından başlatılmış bir eylemdir diyebiliriz. Çünkü medyanın ilgisi ilk defa BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in kendini ağaçları sökmeye çalışan iş makinelerinin önüne atmasıyla oluşmaya başladı. Polisin bir sabah zorbaca eylemcileri dağıtmaya çalışması birçok kesimden tepki çekerken eylem daha da fark edilmeye başlandı. Bunu fırsat bilen ulusalcı CHP, kendisinin de destek verdiği projeye karşı durup bir AKP karşıtlığı oluşturmaya çalıştı. Böylece eylemin rengi artık değişmişti. Çünkü Kürtlerin de haklarını alabilecekleri bir demokratikleşmeye şiddetle karşı çıkan kesimler sokağa dökülmeye başladı. Bu andan sonra Kürtlerin kafası iyice karışmaya başladı. Özellikle BDP ve Kürt yazarlarının birçoğunda birbiriyle çelişen fikirler ortaya çıktı.

Belirtmeliyiz ki Kürtlerin bu eylemlere katılmamalarında, kuşku duymalarında ya da çekinerek katılmalarında haklı nedenleri bulunuyor. Birincisi işleyen barış sürecinin sekteye uğramaması, ikincisi de eylemcilerin büyük çoğunluğunun Kürtlerin özgürleşmesine karşı oldukları inancı. Çünkü on yıllardır Kürtler her türlü zulme uğrarken kentlerinde bir gün bile Kürtlerin yanında olmayanlar, bir anda devrimci ve demokrat kesildiler. Devrimcilik ve demokratlık bir benlik işidir, bugün tamamen bir kitlesel coşkuya gelip sokağa çıkanın Kürtler söz konusu olduğunda tavrı tamamen olumsuzlaşmayacak mıdır? Ki eylemcilerin dikkate değer bir kesiminin AKP’ye karşı olmasının nedeni de AKP’nin PKK ile başlattığı yeni süreç değil midir?

Yanlış zamanda başlayan bu eylemler, Kürtlerin lehine bir sonucun çıkmasına yarar mı merak ediliyor. CHP’nin Kürt sorunu karşısındaki olumsuz tavrı düşünüldüğünde, ulusalcı kesimin Kürtler konusunda AKP’den daha kötü bir pozisyonda olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda Kürtlerin ulusalcılara güvenmesi için bir gerekçe ortada görünmüyor. Durumu daha anlamak için Suriye’deki Arap ulusalcılarını ve Suriye Kürtlerini analiz edebiliriz. Bilirsiniz Suriye’de olaylar çıkmaya başladıktan sonra Kürtler de hemen birkaç gün içinde kendi bölgelerinde sokağa çıkıp ayaklanmışlardı. Daha sonra da Türkiye’nin denetiminde Suriye’deki çeşitli kesimleri kapsayan Suriye Ulusal Konseyi (SUK) kurulmuştu. Başta Türkiye’de olmak üzere çeşitli ülkelerde SUK tarafından toplantılar yapılmıştı.

SUK’un yaptığı toplantılara genel olarak Kürtler davet edilmiyordu, davet edildiklerinde de toplantılarda Kürt karşıtlığı kendini gösteriyordu. Çünkü Kürtler, Esad sonrasının Suriye’sinde Baasçılığın tamamen bitmesi için Arap ulusalcılığını simgeleyen “Arap Cumhuriyeti” ifadesinin kaldırılmasını talep ediyorlardı. Konsey’deki Arap ulusalcıları başta bu olmak üzere Kürtlerin demokratik taleplerine olumlu cevap vermiyorlardı. Bu sebeple de Kürtler, üçüncü taraf olduklarını dile getirip kendi gölgelerinde özerkliklerini ilan ettiler. Özellikle on yıldan beri örgütlenen PYD, arkasına aldığı halk desteği ve kurduğu YPG silahlı direniş gruplarıyla sistemini kurdu. Suriye Kürtleri; bölgelerine ne Esad askerlerini ne çeteleri ne de Arap ulusalcılarını bırakmadılar. Bu süreçte izledikleri üçüncü taraf taktiğiyle kendi bölgelerinde bir başarı elde ettiler.

Buradan yola çıkarsak; bugün ulusalcılar ve diğer başka kesimler AKP’yi devirdikten sonra bir boşluk oluştuğunda Kürtlere ne vaat ediyorlar? Kürtlerin anayasa, statü, anadil vs. gibi konulardaki istekleri karşısında bu eylemcilerin büyük bir kesiminin tüyleri diken diken olmuyor mu? Bu sebeple de yıllarca Kürtlere karşı yapılan zorbalığa, zulme ses çıkarmayıp sırf imtiyazları elinden alınıp Kürtlerle eşit vatandaş olacakları ya da rahatları kaçırıldığı için sokağa dökülenler; bundan sonrası için neyi amaçladıklarını açıklamalıdırlar. Bir öz eleştiri yapıp o zaman Kürtlerden destek beklemelidirler.

Bu yazı toplam 10339 defa okunmuştur
00:47
 // ..
hakan kosum we türk isimli arkadaslar sizn beyniniz órümcekten mi?...
13 Haziran 2013 Perşembe 00:47
yorum
 // hakan kosum
Bu ülkeye batıdan gelerek ve hiç bir Kürt e denk gelmeden malazgirtte Türklerlse savaşan Alparslan ordusu olduğuna göre Kürtlerin Anadoluda olmadığını gösterir. Bizanslılar zaten Anadoluda haçlı zihniyeti nedeniyle Anadoluda müslüman kürtleri barındırmazdı. Şimdi Kürtler Batı İran dan selçuklular zamanında müslüman olmaları dolayısıyla Kürtlerin Anadoluya yerleşmesine hoş görü ile bakmıştır. Yani gördüğünüz gibi burda size bir statü çıkmıyor. Anayasada bir devlette bir millet olur. Milletin de altında haklar olur, halk ve eşit vatandaş olarak yer alacaksınız. Dil konusunda zaten problem yok. Fransanın dil konusunda vermiş olduğu haklara sahipsiniz. Eğitim herkese kendi dilinde açamayız. Arap, çerkez, laz. Herkes tek resmi dili birbirleri il...
12 Haziran 2013 Çarşamba 22:10
11:24
 // tunahan kurt
kurtler bu ulkeye ne vaat ediyor?...
11 Haziran 2013 Salı 11:24