İbrahim Genç

Ülken anadilimden daha önemli değil ki bayım!

18 Ağustos 2013 Pazar 12:44

Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri Kürt halkının varlığının yegane delili olan Kürtçenin inkarı üzerinde atıldığı için anadilde eğitimle ilgili devlet aklından bir türlü olumlu açıklama yapılmıyor. Yapılmıyor; çünkü Kürtçe anadilde eğitim söz konusu olduğunda adeta ağız birliği etmişçesine tüm sistem partileri, bütün çelişkilerini bir kenara bırakıp anadilde eğitime karşı çıkıyorlar. Anadilde eğitime karşı çıkışlarının hiçbir pedagojik, vicdani, dini ve ahlaki dayanağı yok. Bu söz konusu partilerin anadilde eğitime karşı çıkışlarının yegane nedeni geçmişin inkarcı zihniyetidir. Zor bela Kürtlerin varlığını ve dilini kabul eden bu zihniyet şimdi de Kürtçeyi görmezden gelerek birkaç nesil sonra yok olmaya bırakmaya çalışıyor. Bu yüzden de Kürtçenin okullarının, müzelerinin, yasal güvencesinin olmaması için adeta işbirliği halindeler.

Dedik ya, söz konusu Kürt halkının dili olduğunda hepsi ağız birliği etmişler adeta. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Anadilde eğitim toplumu böler”; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “Anadilde eğitim milli birliği bozar”; AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan “Anadilde eğitim ülkeyi böler” diyerek Kürt diline karşıtlıkta gayet güzel uzlaşıyorlar. Bu da sistemin zihinsel kodlarının her ne kadar bazı konularda farklılaşsalar da aynı olduğunu gösteriyor. Bu derin zihniyeti, geçmişin kemikleşmiş kodlarından kurtarmadığımız sürece bir barış dilinin yaratılması ve demokrasiye kavuşmak hayal gibi görünüyor.

Bugün AKP Hükümeti, barış sürecini baldıran zehri içmek metaforuyla sembolize edip sürdürdüğünü söylese de ortada bir proje, somut adam görülmüş değil. Her seferinde anadilde eğitime karşı çıkıp, seçim barajını koruyup, toplumsal kucaklaşmayı sağlayacak reformları yapmayıp “Süreç iyi gidiyor” demek bir anlam ifade etmiyor. Her şeyden önemlisi bugün hâlâ sürece uygun bir dil benimsenmiş değil. Geçmişin kaba, hor gören, tehdit içeren üslubu kendini her gün hissettiriyor. Müthiş bir güven ve belirsizlik durumu var. Belli başlı yetkin gazeteci ve yazarlar bile AKP’nin ne yapmaya çalıştığını anlamış değiller.

Türkiye halkı AKP’den bir şey anlamadığı gibi bugün artık tekrar ölümlerin olmasından korkuyor. Çünkü şu ana kadar sürecin ruhuna uygun herhangi bir adım atılmış değil. Tam tersine Başbakan Erdoğan’ın ağzından çıkan ifadeler her gün biraz daha umutları kırıyor. Daha haziran ayında akil insanlarla yaptığı toplantıda, kendisinin görevlendirdiği insanların raporlarını okumadan peşinen anadilde eğitime karşı olduğunu belirtmişti. Oysa Doğu Anadolu Akil adamlar heyetinin sunduğu raporda yer alan bir talep de anadilde eğitimin verilmesi gerektiğiydi. Tabi Başbakan Erdoğan’ın raporları okuduktan sonra bu fikri değiştireceği havasına girildi. Bundan sonra da barış süreci için atılacak adımları içerecek demokratikleşme paketi gündeme geldi. Bu pakette anadilin kamuda kullanılması ve özel okullarda anadilde eğitimin önünün açılacağı ifade edildi. Tabii bu paket konusunda son söz Başbakan Erdoğan’ın olacaktı.

Tam da Başbakan Erdoğan’dan güzel sözler beklenirken dün (17.08.2013) Türkmenistan dönüşü kendisine anadilde eğitimle ilgili sorulan bir soruya verdiği şu cevapla herkesi hayal kırıklığına uğrattı: “Hayır yok. Özel okullarda da yok. O konu bizim için şu anda ele alınacak durum değil. Biz, ülkemizi bölecek konular üzerinde Ak Parti olarak adım atamayız. Biz zaten okullarda anadili öğrenme imkanı sağladık. Ama anadil ile eğitimin önünü açarsanız resmi dili zedelersiniz”. Yine aynı zihniyet, aynı sözler… Başbakan Erdoğan, sadece anadilde eğitimle ilgili değil, değişikliğe gidilmesi gereken tüm konularda olumsuz ifadeler kullandı. Üstüne de Kürt Ulusal Kongresi’nden çıkacak sonuçlar üzerinden Kürdistan Bölgesel hükümetini tehdit etti. Kongre’nin Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile karşılaştırılmasına da karşı çıkıp “Onlar (Filistinliler), kendi toprakları gasp edilmiş, mücadele veren insanlar. Kürtlerin böyle bir sorunu var mı? Filistinlilerin pasaportu bile yok. İsrail verirse çıkıyor. Benim ülkemde Kürt vatandaşımın böyle bir sorunu var mı?” derken acaba Kürtlerin kendi topraklarında hangi özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını, ne tür acılara maruz bırakıldıklarını fark etmiyor mu? En basitinden Kürtler kendi kadim topraklarında dillerini özgürce okullarda öğrenemiyor. Bunu anlamak çok mu zor?

Şüphesiz anadillerinin, Türkçenin önemini tüm devlet yetkilileri ve özellikle Başbakan Erdoğan çok iyi biliyor. Başka ülkelerde yaşayan Türklerin dillerini korumasını öneren ve bazı ülkelerden Türkçe anadilde eğitim verecek liseler kurulmasını isteyen kendisiydi. Orada Türkçe için bunu isterken Türkçe o ülkeleri bölmüyor da Türkiye’de Kürtçe mi ülkeyi bölüyor? Bugün beğenmediğiniz Irak Kürdistan Bölgesel yönetiminde bile Türkmenlerin her türlü dil, kültür, eğitim hakları garanti altına alınmış; Türkmence hem eğitimde hem de resmi anlamda bir statüye kavuşmuş durumda. Dünyanın demokratik ve gelişmiş ülkelerinin hepsinde anadilde eğitim garanti altına alınmış. Buna karşın Türkiye hem anadilde eğitime karşı çıkıyor hem de Çocuk Hakları sözleşmesinin birçok maddesine çekince koymak şartıyla koyarak imzalamıştır.

Anadilde eğitim Kürtlerin olmazsa olmaz talebidir. İster hemen bu eğitim-öğretim yılında başlasın ister on yıl sonra; ama bu hakkın tanınması gerekiyor. Türkiye’de pedagoglar, dil bilimciler, eğitim bilimciler de artık anadilde eğitim konusunda bir bildiri bile yayımlayamayacak acizlikten kurtulsunlar artık. Akademilerinde korkakça yaşayıp kes-kopyala-yapıştır metodolojisinden sıyrılıp memur zihniyetinden arınıp artık bu anadilde eğitim meselesine müdahil olsunlar. Hollanda’da okullarda Türkçenin eğitim kurumlarından çıkarılmasına ilk tepki gösterenler 2003’te yayımladıkları bildiriyle Hollandalı dilbilimciler olmuştu.

Yıllarca Radikal’deki Dil Yâresi adlı köşesinde dil konularını yazan ve Türkçe sevdalılarının sorularına cevaplar veren Hakkı Devrim bir röportajda anadilin öneminden bahsettikten sonra muhabirin “‘Ana dilde eğitim ülkeyi böler’ diyenlere siz ne dersiniz?”sorusuna verdiği şu cevap Kürtlerin de meramını gayet iyi anlatmaktadır: İsterse böler. Ben ne yapayım? Ülke benim için dilden daha önemli değil ki!

Bu yazı toplam 8755 defa okunmuştur
ÖNCE DEVLET SONRA KÜRTÇE EĞİTİM...
 // MEZOPOTAMYALI
En milliyetçi kürt dahi devlet destekli bir mecbüriyyet olmadan çocuğunu bir kürt okuluna bırakacağına pek inanmıyorum.
Böyle bir durumda bu kapıyı zorlamanın ABESLE İŞTİGAL olacağını düşünüyorum... Aslında başbakanın demek istediği "henüz alt yapı hazır olmadığından bölünemeyiz...biraz daha sabredelim şartlar elverdiğinde bölünürüz ve ondan sonra kürtçe eğitime dönersiniz.."" şeklindedir...
21 Ağustos 2013 Çarşamba 21:23
KURDLER KURDCE KONUSAMIYORSA O AYIP SIZ TURKCE KONUSANLARINDIR
 // yezda
bir kere demokrat olan dandik ulkelerde herkes kendi dili konusuyor ve ozel okullarda egitim ala biliyor o dandik avrupa ulkelerde buna demokrasi ve ozgur yasama,bireye saygi demek oluyor.Ama TC gibi fasist,kemalist,iskenceci,herkesi oteki goren ve onlara katliam yapan,herkesi osmanli oyunu yaparak bir birinine dusuren,fakir cocugunun hastane parasini odemeyince rehin kalan,ama neyse yine de NE MUTLU TURKUM diyen insanlarin yasadigi BUYUK ULUSALCI TC gibi yerde sadece tukce konusulmasi tabi ole olacak,geri klamis.kafa tasci ulkelerde kimseye ne kendi dilini konusur nede ozgurdur onlara sadece olum yakisir diyen ulke TC dir.O zaman dandik ulke hangisi,fasist zalim,zulum yapan ulke hangisi ? saygilarimla,kurdce kufur etmesini bilirizde neyse...
19 Ağustos 2013 Pazartesi 21:49
19:41
 // tükçe ne zenginmiş peh pehhhhh
madem türkçe dili kadar zengin neden selçukluların resmi dili farsçaydı mogollar....ayrıca tekefon kart sim kontur teknoloji tıp ilaç isimleri hastalık isimleri fen teknoloji matematik felsefe tıp orjinal marjinal siyaset din iman mumin müslüman namaz zekat rekat otobus jet helikopter inşaat malzemesinin nerdeyse tümü vites motor ve sana binlerce kelime sayabilirim söylermisin bu kelimelerin hangisi türkçe alişan efendi...
19 Ağustos 2013 Pazartesi 19:41