Ümit Yazıcıoğlu

Ukrayna krizi ve Normandiya Dörtlüsü

13 Şubat 2015 Cuma 16:58

Ukrayna içerisinde iç savaş anlamında bir savaşın olması, insanların hayatını kaybetmesi hem bölge barışı için, hem de uluslararası barış açısından ciddi sıkıntılara sebebiyet veren bir durum.Sadece Donetsk’te değil, Doğu Ukrayna’da hiç kimsenin adını bile bilmediği birçok yer çatışma bölgesine dönüşmüş durumda. Yakınlarını kaybetmiş, kendileri yaralanmış sivillerin kimin ilk önce ateş açtığıyla ilgilendiği yok.

Ukrayna krizi Batı ülkeleriyle Rusya arasındaki gerginliği tehlikeli bir mecraya sürüklüyordu. Münih'teki Güvenlik Konferansı'nda Avrupalı politikacılar Ukrayna'ya silah verilmesinin savaşı uzatmaktan başka bir işe yaramayacağını savundular. Amerikalı konuşmacılar ise savaş yanlısı görüş belirttiler, bu opsiyonun mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getirdiler. Böylece NATO ile Rusya'yı karşı karşıya getirmek istediler. Ancak Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande bu oyuna gelmedi, çünkü Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov haklı olarak , ABD ve AB'yi Ukrayna krizinde gerginliğin artmasına neden olmakla suçluyordu. Merkel ve Hollande acısından bir an evvel varılacak ateşkesin özel bir değeri vardı. Ancak kalıcı bir barış çözümü aranırken ve Avrupa savaştan kendi sonuçlarını çıkartırken, bu faciada kimin sorumlu olduğunu belirlemekte tarihçilerin görevidir. Rusya hep barış yanlısı tavır aldı.  Ukrayna krizinin her anında Amerika ve onların etkisi altındaki AB, ihtilaftaki gerginliğin artması için adımlar attı.

Bu arada Ukrayna’daki krizi görüşmek üzere Normandiya Dörtlüsü 11.02.2015 tarihinde Minsk'te bir zirve gerçekleştirdi. Zirveye Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rusya Devlet Başkanı değerli Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande, Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko katıldı. 11. Şubat 2015 tarihinde başlayan ve 16 saat süren zorlu siyasi pazarlıkların ardından ortak bir metin imzalamayı zirveye katılan liderler başardı.

Minsk'teki bu görüşmelerin sonunda tarihe geçecek karar bir çıktı. Bu anlaşma metnine göre ‘’15 Şubat 2015 itibariyle ateşkes ilan edilecek, taraflar sınırdan ağır silahlarını çekerek, karşılıklı esirleri serbest bırakacak. Hollande, “Bu anlaşmanın, Ukrayna için gerçek bir umut, AB için bir rahatlama sağlayacak ilk adım’’ olduğunu belirtti. Angela Merkep ise daha temkinli bir açıklama yaparak “Hala çok büyük engeller var” uyarısında bulundu.

Ateşkesin sağlanmış olmasını, kalıcı bir barışın tesis edilmesi anlamında önemli bir adım olarak görmek gerekiyor. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana Avrupalılar bu boyuttaki bir krizi masa başında ve Amerikalılar olmaksızın hiç bu kadar çözmeye çalışmamışlardı.  Avrupalılar, Amerikalı diplomatlar olmaksızın Rusya'yı bir kısım askerini geri çekmesine razı edebildiler.ABD ise. Minsk’te devre dışı kalarak bu defa Avrupa liderlerine boyun eğdi. Başbakan Angela Merkel ile Fransa Cumuhrbaşkanı Hollande ortaya koydukları büyük çabalarla kayda değer bir başarı kaydettiler! Avrupa'nın geleceğinin tamamen karanlık bir tablo çizmemesine yol açtılar. Münhasıran övgüler kuşkuları ortadan kaldırmıyor.

Masada varılan ateşkes uzlaşmasının ardından gözler planın uygulanabilirliği olasılığına çevrildi. Varılan ateşkes anlaşmasına uyulacak mı, ya da Minsk bir anlaşmasını, Minsk İki, Üç, Dört mü izleyecek? Çatışmaların sona erdirileceği tarih öncesindeki günlerde ne olacak? Ümit tükenmez. Fakat özellikle bu anlaşmazlıkta, ümit, dürüst pozisyondakilerin irade gücüdür demek doğru olsa gerek.

Poroşenko, ülkesinin merkezî yapısını değiştirmek zorunda kalacak; Uluslararası Para Fonu ve AB'ye borçlanacak, Ukraynalılar da batılı anlamda özgürlüğün, birçok olumsuz sosyal yansımaları da beraberinde getirecek ekonomik bir özgürlük olduğunu hissedecekler.

Ukrayna'nın geleceğine ilişkin görüşmeler asıl şimdi başlıyor. Ancak görüşmelere katılan taraflar en azından zaman kazanmış oldular. Bu süre içinde Amerika'daki şahinler de Amerikan silahlarının Kiev'e sevk edilmesi konusunda gerekçe bulamayacaklar. Ayrıca krize siyasî bir çözüm bulunmasına da hız verilmiş olacak. Ukrayna'nın doğusundaki siviller de ilk kez çatışmalardan uzak, rahatça uyuyabilecekler. En azından şimdilik ümit edilen bu.

Ateşkesin sağlanmış olmasını, kalıcı bir barışın tesis edilmesi anlamında önemli bir adım olarak görmek gerekiyor. Kanaatimce Ukrayna'nın toprak bütünlüğü içerisinde sorun halledilmeli, yani ateşkes kalıcı bir barışa dönüşmelidir. Tabii bu, Ukrayna yönetimiyle Donetsk ve Luhansktaki taraflar arasındaki görüşmelerle çözülebilecek bir sorun. Eğer Ukrayna federalleşme yönünde bir gelişmenin karşısında ise bu ateşkesin uzun sürede olmayacağı sonucu çıkar buradan. Ateşkesin devam edebilmesi için Ukrayna’nın federal bir statüye geçmesi ve tarafların uzlaşmaya varmaları şarttır. Giderilemeyecek çelişkiler varsa, uzlaşılamayacak bir takım konular varsa, bu ateşkes uzun süre devam etmez kanaatindeyim.

Bu yazı toplam 8453 defa okunmuştur