İbrahim Genç

Uğur’suz ve Ata’sız 23 Nisan

23 Nisan 2011 Cumartesi 14:44

Her yıl bütün ülke olarak kutladığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı, 23 Nisan 1920’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan  dört yıl sonra 23 Nisan’ın bayram olarak kutlanmasına karar verilmesi ve beş yıl sonra 23 Nisan 1929’da da ilk defa çocuk bayramı olarak kutlanmaya başlanmasıyla günümüze kadar kutlana gelmektedir.

Dünyada sadece Türkiye’de çocuklara verilmiş bir bayram olan 23 Nisan, 1979’dan itibaren uluslar arası bir boyut kazandı. Bu sebeple her 23 Nisan’da dünyanın birçok ülkesinden çocuklar Türkiye’ye davet edilmektedir. Bu yıl da dünyanın farklı coğrafyalarından ve kültürlerinden gelecek yüzlerce çocuk Başbakan tarafından kabul edilecek. Bunun yanında aylar öncesinden 23 Nisan’a hazırlanan çocuklar, rengarenk elbiseleriyle çeşitli gösteriler yapacak. Bütün TV’ler, gazeteler ve devlet kurumları bugünde çocuklara özel ehemmiyet verecek.

Buraya kadar anlatmaya çalıştığım görüntü elbette ki bardağın dolu ve arzulanan kısmı. Bunun yanında çocuklara bayramın hediye edildiği tek ülke olmamıza rağmen; çocuk işçiliğinin, istismarının ve çocuk haklarının ihmal edildiği en yüksek olduğu ülkelerden biriyiz. Son birkaç yıl içinde çocuk esirgeme kurumlarında yaşanan olayların basına yansıdığı kadarına bile bakacak olursak bizde çocuklara göstermelik bir bayramın verilmesi dışında bir şeylerin yapılması gerektiğinin ne kadar önemli olacağını göstermektedir. Bunun yanında özürlü çocukların eğitim alabilecekleri kurumların kapasiteleri ve standartlarının yükseltilmesinin de özürlü çocukların eğitime katılma oranını yükseltmesi açısından önemli olacağını unutmamalıyız.

YA KÜRT ÇOCUKLARI?

Bütün bunların yanında sonuç olarak değinilmesi gereken en acı nokta, polis mermisiyle bu ülkede hala çocukların öldürülebildiğidir. Her ne kadar çocuklarına bayram hediye eden tek ülke olsak da İsrail’den sonra taş atıyor diye çocukların öldürülebildiği ikinci ülkeyiz maalesef. Bu sebeple her duyarlı birey için 23 Nisan, aynı zamanda bir hafıza yoklamadır. Her yıl 23 Nisan çocuk bayramında, devlet kurşunlarına hedef olan çocukların da anılmasını beklesem de her zaman gördüğümüz şey bir hayal kırıklığıdır.

Halbuki bugünde Uğur Kaymaz’ı, Enez Ata’yı ve daha birçok çocuğu anımsamalı ve bugünü daha bilinçli kutlamalıyız. Uğur Kaymaz, polis kurşunlarına hedef olduğunda henüz 12 yaşındaydı; ama devletimizin büyükleri onu terörist olarak görmekte sakınca görmemişlerdi(devletin cinayetini meşru sayma çabası).Yine Diyarbakır’da çıkan olaylarda bedenine polis kurşunu saplanan çocuk, Enez Ata’ydı; daha 8 yaşındaydı. Boynu yana düşmüş, gözlerinin rengi gitmiş ve küçücük bedeninden damlayan kanlar Diyarbakır asfaltına akmış Enis Ata’yı, ancak o andaki bakışlarına şahit olanlar içinde bir sızı hissedecek ve her 23 Nisan gününden 23 gün geriye sayarak bugünü anacaktır.

Bunun yanında daha geçen yıllarda Nevroz kutlamalarında çıkan olaylardan dolayı kameralar karşısında sivil polis tarafından kolu kırılan 14 yaşındaki çocuğun o anki acısını nasıl unutabiliriz? Geçen yıl hem de tam 23 Nisan günü Hakkari’de 14 yaşındaki Seyfi’yi polisin dipçikle komalık etmesi peki? Yine Hakkari’de 14 yaşındaki Hatip’e eziyet edildi, yerlerde sürüklendi.

Siz bunları unutuyor, unutturuyor musunuz yoksa? Ben her 23 Nisan, bunları düşünüyorum. Her 23 Nisan’da minnacık gözleriyle Enez, bana asfaltı yakan kanını gösteriyor; Uğur, bedeninde 13 kurşunu.

Bu yazı toplam 7969 defa okunmuştur
KKK
 // KK
bBU YAZDIKLARIZA EKLEME OLARAK BANA TUHAF GELEN BASKA BIR AYRINTIYI YAZACAGIM.TÜRKİYE'DE BÖYLE ULUSLARARASI BİR HAL ALAN BU BAYRAMIN ANAVATANI BİR COCUK SARKISI CIKARMAKTAN ACİZDİR.YANİ DOGRU DÜZGÜN BİR COCUK SARKSI YAZILMIYOR.ANCAK MARŞ HAVASINDAKI SARKILAR EZBERLETTIRIIYOR.ALMANYADA BINLERCE COCUK SARKSI MEVCUT....
17 Mayıs 2011 Salı 04:54