Mehmet Dinç

Uğurlar olsun bizim kardelenler

10 Ekim 2013 Perşembe 10:39

Dün Nusaybin yas evine döndü. Kendine gelmesi de yakın bir zamanda olmayacak gibi… Bir şehir umutlarını yitirdi çünkü… Umuda yol alanlarını yitirdi. Hepsi de gencecik canlar… On beş, on altı, on yedi, on sekiz yaşlarındalar… Esra, Songül, Nurcan… Kör talihi yenmek, milyonlarca yıllık “kadın köleliğinden” kurtulmak, okumak, geleceğin gül bahçesi olmak için çıktıkları yolda makûs talih bırakmadı yakalarını… Gencecik yaşlarında ne olduğunu anlamadan, bir çocuk şaşkınlığında, dünyanın acımasızlığına yenik düştüler. Ne olduğunu anlamadan, sabahın seherinde çıktıkları yolda, günün ikindisi bile olmadan uzandılar kara toprağın bağrına.

Annelerinin umutlarıydılar, amcalarının göz bebeği, evin çalışkan kızlarıydılar, kardeşlerine kol kanat geren ablalardı onlar. Okuyacaklardı, bu yolu açacaklardı, kendilerinden sonra gelenlere örnek olacaklardı. Nusaybin’in zeki kızlarıydı onlar. Bilmek, öğrenmek için uykusuz gecelerde sarf ettikleri emek, bilgiye dönüşmüş, Nusaybin sınırlarından taşmış, daha uzaklara götürmüştü onları. Uzak yolların adresi Mardin’di. Yol zahmetli olsa da, yol masraflarını kendileri karşılasa da Mardin Kalesini bir de onlar fethedeceklerdi.  Alınları dik, ufukları açık, tırnaklarıyla kazıya kazıya zirveye çıkmayı başarmışlardı çünkü.

Çoğunluğu kız öğrenci on yedi kişiydiler. Her sabah, şafak sökümünde uyanırlardı. Saçlarını tarar, yol uzak, telafisi yok diye kitaplarını, defterlerini, kalemlerini bir bir gözden geçirirlerdi... Minibüs her birini evinin önünden almazdı ya… Sokak sokak yürürlerdi, gelirlerdi güzergâha… Sonra da bir, iki arkadaş olurlardı. Herkesin oturacağı yer rezervliydi sanki. Her biri, yol arkadaşı, sırdaşı, kan kardeşi bellediği ötekinin yanına otururdu… Kim bilebilirdi ki oturduğu koltuğun katline ferman olacağını. Hem onlar küçüktü daha, ölüm onlara kaf dağı kadar uzaktı...

Mardin kalesi ise yakındı artık. Ovanın düzünde yapılan yolculuk son viraja kalmıştı. Ondan sorası dağın eteklerinde kıvrıla kıvrıla çıkan yollar başlıyordu… Başlayacaktı.  Bir yolculuğun daha bitimine hazırlanıyorlardı. Okulun bahçesi, derslikler, orada bekleyen arkadaşlarını, başlayacak dersi düşünüyorlardı belki de…

Sonra bir çığlık bir feryad geldi uzaklardan. Elinde çapa, tarlada çalışan baba koştu çığlığın geldiği yöne, tandırda ekmek pişiren anne koştu,  okula gitmeye hazırlanan öğretmen koştu, savcılıkta ifade veren başkan koştu aynı yöne, kitap okuyan hoca koştu…

Koşmak yetseydi keşke, giden canlar geri dönebilseydi. Bir daha bu şakayı yapmayın diyebilseydik…

Dün feci kaza sonucu üç kızımızı toprağa verdik Nusaybin’de. Üç kızımızın durumu da pek iç açıcı değil… Bununla beraber yaşamını yitiren çocukların ailelerin acısı görülecek gibi değildi. Bir daha böyle bir kazanın yaşanmaması için bu kazanın sonuçları ve nedenleri tüm ayrıntılarıyla irdelenmeli diye düşünüyorum. Devlet yurdunun kısıtlı kontenjanından dolayı barınamama sorunundan, insan taşıyan şoförlerin ne kadar ehliyetli olduklarına kadar...  İrdelenmekle kalmayıp çözümler de üretmeliyiz.

Bir yandan bunları sorgularken, bir yandan da giden canlara kahrolduğumuz kadar, aileleri de teselli etmek, yalnız olmadıklarını, bu acının hepimizin acısı olduğunu hissettirmemiz lazım. Bunu söylemişken, bir ismi anmadan geçemeyeceğim.  Nusaybin Belediye başkanı Ayşe Gökkan… Bu gün Nusaybin, Mardin arasında mekik dokudu adeta. Bir yandan Mardin’e hastaneye koşarken, bir yandan defin işlerine yetişmek için Nusaybin’e yetişiyordu. Defin işlerinden sonra tekrar Mardin’e hastanelere koşuyordu.. Tüm mütevazılıği ile Nusaybin halkının efendisi değil, hizmetkârı olduğunu, doğal duruşuyla hissettirdi herkese.  Bitmez bir enerji ile bir an olsun yalnız bırakmadı, kardelenlerinin ailelerini. Bazen anne olarak acıya ortak oldu, bazen abla olarak, bazen kardeş olarak, bazen yoldaş olarak…

Son olarak bu yaranın büyük olduğunu söylemek lazım. Bu acıya hep birlikte derman olamasak, sınırları aşıp okumak için uzaklara gönderilen kız çocuklarımızın önü belki de kapanmış olacak.

Başımız sağ olsun…

Bu yazı toplam 10941 defa okunmuştur
Başımız sağolsun
 // Nusaybinli
Nusaybinlilerin başı bir kere değil iki kere sağolsun Birincisi bu kazada vefat edenler için ikinciside ayşe gökkan gibi bir belediye başkanına hala sahip oldukları için...
14 Ekim 2013 Pazartesi 19:55
PROPAGANDASI
 // SEÇİM
AYŞE GÖKKAN HANIM İÇİN İYİ BİR SEÇİM PROPAGANDASI OLMUŞTUR...
12 Ekim 2013 Cumartesi 21:13
17:29
 // ankarali
Allah rahmet eglesin geride kalanlara sabir versin...
11 Ekim 2013 Cuma 17:29