İrfan Sarı

Ucu ölüm orucuna dayandı

20 Ekim 2012 Cumartesi 21:34

Mevsim sonbahar. Yapraklar sararmaya başladı ve yer yer dökülüyor toprağa. Rüzgârın esim gücüne kapılıp kendi kökünden uzağa savrulan yapraklarda var. Ama çok inatçı yaprakların haricinde diğer bütün yapraklar yakın bir zamanda toprakta dönüşüme hazırlanacak.

Beni bu sonbahar hüznüne boğan mesele, ne bir biten aşk, ne de tabiatın kendi eko sisteminde dönüşü…

 Ama ne yalan söyleyeyim, her sonbahar bende bir burukluk bir hüzün yeli estiriyor.

 Tabi bir Gerçekliktir, mevsimin daha zorlu ve daha çetin geçeceği.

Bu noktadan, Türkiye cezaevlerindeki siyasi tutsakların başlatmış olduğu açlık grevlerinin ölüm sınırına dayanmasına bakmak acayip üzüntü veriyor. Bilakis açlık grevlerinin direk ölüm orucu şeklinde eyleme dönüşmüş olması da kat be kat bir tedirginlik, kaygı uyandırıyor.

 Bu eyleme, BDP’nin tutuklu milletvekilleri de katılmış bulunuyor.

Açık grevine evvelden giren tutsakların bu gün itibarıyla 38. günün içinde olmaları, artık onarılması güç sağlık sorunlarının başlayabileceği ve bedenleri üzerinde kalıcı etkiler yaratacağı kuşkusunu çoğaltıyor.

Asıl tehlikeli boyutsa her an ölümlerin olabileceği ihtimalinin varlığıdır.

O ince çizgiye girilip, eşikte duruluyor..

İstenilen şeyse; bu ülkede biraz daha demokrasi, biraz daha insan haklarına saygı, biraz daha hak-hukuk…

Yürütülmekte olan savaşta daha fazla can kaybı olmasın diye, bir şeyler değişsin isteniliyor.

Acının köküne kibrit çöpü atılsın isteniyor.

Kalmasın bela, kahır, zülüm kalmasın isteniyor…

Yıllardır her hafta, cumartesi günü Galatasaray lisesi önünde, kayıplarını arayan annelere, yeni anneler eklenmesin istenilmektedir.

Çocuklarının kemikleri toprağı aşıp çıkan anneler gibi, “Ben çocuğumun kemiği ile yatıp uyuyacağım”denmesin istiyorlar.

Bunu söylemek, bunu istemek kötü değil.

Bu ayrıştırmaz.

Fikirlere saygı duymak, insan olmanın gereğidir, demokrasilerin vazgeçilmezidir. Bunu anlamayacak ne var?

Kim okurdu kim yazardı

Bu düğümü kim çözerdi

Koyun kurt ile gezerdi

Fikir başka başk' olmasa (Âşık Veysel Şatıroğlu)

Fikirleri, düşünceleri farklıinsanlar olmazsa bu dünyanın tadı olmazdı. Bu dünya bu tadı aramak için hıncahınç üretip, en iyisine giderken, hala cezaevlerinde düşüncelerinden ötürü insanlar var. Buna dair vicdan okumalıdır ülke yöneticileri.

Ve bu insanlardan 10 bin civarında bir kesim, açlık grevini bir şekilde dışarıdaki aileleri ile birlikte sürdürmektedirler. Kaygı, telaş, öfke, acı bir arada kaynıyor.

Belediye başkanları, meclis üyeleri, il meclisi, pati meclisi üyelerinin de aralarında bulunduğu kişilerin başlattığı açlık grevleri, yer yer ölüm orucuna dönüştürüldü.

Türkiye tarihi, bu durumu tanıyor. Bu gidişat evvel yılların göstermiş olduğu fotoğraftan okunabilir.

Yurttaşlığın, devlet mekanizması için anlamı her ne ise, vicdanı anlamı da olmalıdır.

Eğer bir beden açlığa, dolayısıyla ölüme yatırılmışsa, onun arkasındaki gerçekler, onun talep şiarı,çözüm istemektedir. Anlamı budur. Böyle okunmalıdır.

Bu yazı toplam 8646 defa okunmuştur
17:03
 // Ademoglz
Öcalan, Demirtaş, Baydemir neden ölüm orucu tutmaz? Buna verecek bir cevabiniz varmi...
22 Ekim 2012 Pazartesi 17:03
Kürtler'in kaderi.
 // Düşünen Adam
Suriye'de kelle kesen barbarlara, vahşilere "muhalif" diyor Türk medyası. Kürtler'in özgürlük ve hak arama mücadelesi verenlerine ise "terörist" diyorlar. Sonra da yüzleri zerre kızarmadan, utanmadan "kardeşlik"ten, "bir arada yaşamaktan" bahsediyorlar. İstiyorlar ki Kürtler "efendileri"ne boyun eğen ve sömürülen zavallı bir halk olsun. Buna isyan edersen eşkiyasın, teröristsin. Kürt özgürlük hareketi Suriyeli teröristler gibi barbarlık yapsa bunlar ne derdi acaba? Ama Kürtler iflah olmaz, çünkü asırlardır birbirine kırdırıp yönetiyor, sömürüyorlar. Yahu bunlarla ne işimiz var bizim onu anlamıyorum. Mecbur muyuz bunların ağız kokusunu, kendilerince efendilik taslamalarını çekmeye?...
21 Ekim 2012 Pazar 01:33
başarılarının devamını dilerim
 // Zérevan gever
irfan abi yazıların insanın yaşantısına hitap ediyur hep boyle gercekci kal başarılarının dewamını dilerim...
20 Ekim 2012 Cumartesi 21:53