İbrahim Genç

Tutunamayanlar…

22 Nisan 2012 Pazar 21:35

İçime fazla vurmuş bu bahar, çiçek çiçek olmuş kollarım… Yüreğimin atışları bana dağ başlarına çık diyor, serin rüzgarlar topla diyor. Gitme diyor, üç saat bir kapalı kutuda… Hangi kutu? Pandora mı? Sen neyden bahsediyorsun Hakan, Hakan Ünsal… Ölmedin mi sen? Hani üç saatlik bir YGS’yi beceremediğin için… Aklın hâlâ serin rüzgarlar toplamakta dağ başlarında… Sen atlamadın mı bir sınav sonrası Beyler deresi viyadüğünden? Üstüme geliyorlardı, çok şey istiyorlardı benden. Bir ben kendimden bir şey istemedim. Rüzgarlar istedim sadece, kendim için. İçim yanıyordu, ah bir kaşık yoğurt verin bana… Serinlesin içim.

Uykumun arasından gelen sesinin tınısı neden intihar kokuyor hâlâ?… Sus Hakan, cevap verme! Yalnız değilsin; geleceği üç saate mahkum edilen sen değilsin sadece. Ben Tuğba Kuyucu, Hakan’ın yaşına iki kat eder sana yaşım yirmi bir. Gencim güzelim, intihar da edemem değil. Ellerim sızlıyor, son şansımı yitirdim. Ne şansı Tuğba? Dur kesme sözümü, dinle. Bak Damla da geldi, Sıdıka da gelmiş. Toplanmışız bir aradayız, öleceğiz ama nasıl? Tabanca, kablo, ip, yüksekçe bir yer… Seçiyoruz her birimiz başka bir ölme biçimi. Yapmayın gençler, hayat güzel. Yaşamaya değer… Mücadele etmek gerek, pes etmek yakışır mı genç yüreklere. Sus, bizler doğarken kendimizi patlamaya an sayan bir saatli bombanın etrafında bulmuşuz. Damla: Mavi kabloyu kesersek patlamaz. Tuğba: Bu sondan kurtuluş yok. Hakan: Kırmızı kabloyu keselim. Sıdıka: Bu sondan kaçış yok, bırakın patlasın!

Var çocuklar, yapmayın etmeyin. Bu karanlık bulutlardan kaçabilirsiniz. Hakantuğbasıdıkadamla: Kaçış arka tarafta mı? Sınıfa sokulmuşuz ve elimize yüz seksen dakikadan geriye sayan bir bomba verilmiş. Tik tak tak tik… Zamana karşı yarıştayız, koşuyoruz ha bire yarış atları gibi. Aileler: Çocuklarımız yapabilir, infilak etmeden YGS… Sarı kablo, mavi kablo… Kazanmalısın, o kadar masraf, dershane… Hakantuğbasıdıkadamla: Her şey bizim için tabii… Bu yüzden değil midir ki sizin belirlediğiniz bir hayatı yaşıyoruz. Devlet: Serbest sınava girme girmeme başarabilme başaramama… Tercih sizin! Bedava ayrıca, köprüden atlayan atlasın… İki milyon koyunumuz var sınava tabi olabilecek…

Hey biz Hakantuğbasıdıkadamla… Çok zaman önce çeşitli sebeplerle ayrıldık dünyanızdan. Bize katılmayıp okuyan Mustafa ne yaptı? Peki Ceyda? Çocuklar ne olursa olsun iyi bir şey yaptınız diyemiyorum. Şimdi anlatacaklarımdan dolayı hemen iyi bir tercih yaptığınızı düşünmeyin. Mustafaceyda: Dur dur, adımız geçti bu muhabbette sanki. Hey çocuklar, nasılsınız? Karanlık bir dehliz diyorlar orası için. Cennete mi yakınsınız yoksa cehenneme mi? Koordinatlarınızı verin. Komşu oluruz belki. Yapmayın yahu, biriniz de güzel şeylerden bahsetse… Hakantuğbasıdıkadamla: Buradayız buradayız, tercihimizi buradan yana kullandık. YGS, LYS, KPSS boş şeylermiş. Zaten sınavın kendisiymiş hayat. E ne yaptınız üniversiteden sonra? Bak Mustafaceyda kötü konuşup da şu haylazları haklı çıkarmayın. Mustafaceyda: Okuduk bitirdik üniversiteyi… Dediler iş yok, atama yok… Para yok, üniversitede aldığınız öğrenim kredisini ödeyin. Devlet: Evet, muhakkak ödeyin. Yoksa Bankalar Kuruluna haber salacağım ve adınıza açılmış hesaplardan tüm paranızı çekeceğim. Devlet sen neler yapıyorsun? Çocukların parasına mı göz diktin? Mustafaceyda: İbrahim sen dur karışma istersen. Devlet: Karışma İbrahim karışma… Hapishanelerimizi boylama… Mustafaceyda: Sen de çok vicdansızsın Devlet. Neyse… Hey Hakantuğbasıdıkadamla, anlayacağınız Devlet bizi işsiz bıraktı. KPSS dediler, çalıştık iyi puanlar aldık… Yine olmadı, hasılı geç de olsa yanınıza geldik. Mustafa kravatla astı kendini, ben balkondan atladım.

Bu karamsarlığınız beni boğuyor çocuklar. Ölüm neyin çaresi olabilir ki? Çetinsemihibrahim: Ölümü düşünmedik ama biz askerdeyken ailemize bizim intihar ettiğimizi söylemişler. Hem de fena intihar etmişiz. Devlet: Mehmetçiğimiz, gözbebeğimiz… Araya girme Devlet, bırak konuşsun çocuklar… Çetinsemihibrahim: Valla söylentilere göre birimiz G-3 gibi koca silahla kafasına üstten ateş etmiş. Mustafaceyda: Ben fizik öğretmeniyim, hayır olamaz. Fizik kurallarına aykırı. Devlet: Ne fiziği? Belki bizim Mehmetçik üstün yetenekleriyle bunu başarmış. Çetinsemihibrahim: Valla birimiz de kafasına arkadan ateş etmiş. Kimimiz kendine dört kurşun sıkmış. Bunların araştırılması lazım aslında çocuklar. Ailelerinizle görüştüm, onlar da çocuklarımız intihar edecek çocuklar değillerdi diyor.

Tersaneinşaatmadenişçileri: Ölmek için intihar etmeye gerek yok İbrahim bey… Devlet: Pek uyanık yurttaşlarım yeni metotlar geliştirmişlerse üstün hizmet ödülü hakketmişler. Sen araya girip de gerçeği ikide bir sulandırmasan Devlet? Tersaneinşaatmadenişçileri: İş güvenliğimiz yok, Devlet patronlardan yana. Onlarca arkadaşımız öldü şu Tuzla tersanesinde. Madenlerde öldük, Bakan bey eziyet çekmeden ölüşümüze sevindi. Temiz iş… Sokaklarda dövüldük, Devlet’in polisleri aman vermedi bize. Baraj inşaatlarında sular altında kaldık. Kimimiz kot taşlama işlerinde kanserden günden güne öldü.

Bu yazı toplam 9399 defa okunmuştur
18:52
 // dılxun
yaff ibrahim bey abartma...
28 Nisan 2012 Cumartesi 18:52
belkide tutunabilirlerdi!!
 // che
Tek kelimeyle harika bi yazı TUTUNAMAYANLAR.....
23 Nisan 2012 Pazartesi 14:24