Ümit Yazıcıoğlu

Türkiye'li Avrupa Birliği

2006-02-26 22:08:23

Avrupa Birliği’ni oluşturan temel değerler kalıcı barışın sağlanması, birlik, eşitlik, özgürlük, güvenlik ve dayanışmadır. Amaçları ise özgürlük ve demokrasi ilkelerini korumak, insan haklarına saygı göstermektir. Böylece temel haklar ile birlikte hukukun üstünlüğü kuralının uygulanmasının sağlanmasının gerekliliği arzu edilmektedir.

Bu çerçevede
Avrupa Birliği, Türkiye'den, farklı kültürel gruplara azınlık statüsü ve hakları verilmesini istemektedir. Zira Türkiye bu konuda artık geçmişte olduğu gibi gocunma gereği de duymamaktadır, çünkü Türkiye'nin AB ile uluslararsı ilişkileri köklü ilişkilerdir. Bu köklü ilişkilerin dahada perçinleşmesi için sorunların giderilmesi gerekir. Dolayısıyla AB’nin Türkiye’den daha fazla özgürlük ve insan hakları istediği doğru ve doğaldır. Çünkü İnsan hakları ve özgürlükler konusunda eksikliklerimizin olduğu ve bunları gidermek için çabalar sarfedildiği hepimiz tarafından  bilinmektedir.

Bugün yakın tarihi bilğilerimizi değerlendirdiğimizde Türkiye'nin Avrupa Birliğine ilgisi, daha 1950’li yıllarda başlamıştır. Yani, Avrupa Birliğinin o zamanki Ortak Pazar adıyla kurulduğu dönemde başlamıştır. İlk defa 1963 yılında Ankara Anlaşması ile Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri bir hukukî temele oturmuştur. Dolayısıyla Türkiye ile  AB arasıdaki hukukî ilişkinin 46 yıla yaklaşan bir geçmişi vardır. Bu da Türkiye'nin AB ile olan siyasi  ilişkilerinin köklü olduğunun isbatıdır..

Ayrıca
AB,nin Türkiye’de azınlıklar yaratma çabasında olmadığıda AB ile Türkiye konusunda araştırma yapanlar tarafından bilinen bir realitedir.  Hemen belirteyim ki  Helsinki’nin doruk toplantısında Türkiye’nin oy birliği ile Avrupa Birliği’ne aday ülke olarak kabul ve ilan edilmiş olması ve başka aday ülkelerle eşit konumda olacağının açık ve kesin bir dille ifade edilmiş olması, olumlu bir gelişmedir. Böylelikle  laik Türkiye’ye, Avrupa Birliğin’de tam üyelik kapısı ön koşulsuz olarak da açılmış olmaktadır.  Dolayısıyla Türkiyede bu nedenle üzerine düşeni yapmaya çalışmalıdır. Yani hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi yüce kavramları ve ilkeleri praktikte yürürlüğe sokmalıdır. Ançak bu ğerçekleştiğinde AB’ de  Türkiye´yi bağrına basabilir.

Bu çerçevede AB Türkiyeden Kürtçe olarak ana dilde yayın ihtiyacına cevap verecek bir mekanizmayı da getirmesini istenmektedir.   Kanımca  Türkiye AB,nin bu isteğini  hemen praktikte  ğerçekleştirmelidir, çünkü bu durum ülkede yaşayan Kürtler için  zaruri bir ihtiyaçtır.
Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de sosyolojik ve siyasi anlamda azınlık olan Kürtlere ana dilde yayın ihtiyacına cevap verecek mekanizmanın praktikte ğerçekleştirilmesi aynı zamanda AB Hukuku acısından  hukuksal olarak da  gerekmektedir.

Dolayısıyla demokrasimizi istikrara kavuşturarak ve daha iyi işleterek, insanı merkez alan kalkınma hamlelerimizi daha büyük bir şevkle devam ettirerek en kısa zamanda Avrupa Birliği’ne tam üye olabilmeliyiz.

Bilindiği gibi AB’nin arzu ettiği siyaset alanındaki mücadelenin temel hedefi, AB ye üye olmak isteyen ülkelerdeki mevcut rejimleri çağdaş gelişmeler, değerler ve ilkeler çerçevesinde demokratikleştirmek, temel insan haklarına ve sivil özgürlüklere azami özeni gösterecek  bir sistem kurmak, demokratik idealleri yaşanır hale getirmektir.

Son söz olarak yeniden tekrarlamakta yarar var:  AB Üyeliği ve Uluslararası hukuk, herkesin, ister azınlık densin ister denmesin, kendi dilini, kültürünü ve dinini koruma ve geliştirme haklarına  sahip olması gerektiğini öngörmektedir.

Bu yazı toplam 6108 defa okunmuştur
prof.cevap
 // murathan
kürt türk kardestir bu ülkede azinlik degildir. ekzigimiz vardir..oda zamanla gidecek insallah birlik beraberlik icinde olalim bizim düsmanimiz cehalet ve batinin iki yüzlülügü biz aslimiza dönelim iyi günler sizin olmasi dilegi ile...
gerçek gündem
 // ehmed
Hocam.. gerçek gündemi hatırlattınız. yine savaş tamtamlarının duyulduğu şu günlerde asıl gündem demokrasi, ekonomik gelişme, ekonomik ve toplumsal eşitsizliğin giderilmesi olmalıydı. hele hele başlıkta vurguladığınız "Türkiyeli Avrupa Birliği" kavramına biraz içerden yani Türkiyeden bakarken aslında ne kadar ilgisiz olunduğu açıkça ortaya çıkıyor. yine Kürtlerin de gündemi sık sık sapıyor. Dünya dengelerinin oynak olduğu şu günlerde Kürtlerin birbirine ne kadar ihtiyacı var oysa... ama bu mantalite de pek hayra alamet değil gibi ...