Ümit Yazıcıoğlu

Türkiye’de Başkanlık Sistemi

08 Kasım 2010 Pazartesi 22:58

1) Türkiye Başkanlık sistemine hazır mı?

Başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir. Bu sistemin Türkiye’de uygulanması ister istemez idari yapnın da modernleşmesini birlikte getirecektir. Yolsuzlukların, suiistimallerin önünü engelleyen ciddi tedbirlerin alınması Başkanlık sisteminde mümkündür. Ülkemiz Başkanlık sistemiyle idare edilmeye hazırdır, çünkü çağdaş demokrasiler, temel hak ve hürriyetleri sağlamayı hedefleyen, çoğulcu ve katılımcı düşünceye dayanan, özgürlük ve hoşgörü ortamında gelişen sistemlerdir. Bu bağlamda ülkemizde devlet idaresinin modernleştirilmesi başkanlık sistemine en kısa süre içerisinde geçiş yapılarak, büyük şehir belediye başkanlıkları birleştirilerek, Bölge belediye başkanlıklarının yine en kısa süre içerisinde yerel yönetimler yasasında yapılacak değişiklikler sonucu kurulması zaruridir kanaatindeyim. Ülkemizde yönetimde istikrarın ve temsilde adaletin sağlanması için en kestirme ve en pratik yol bugün yüzde 10'luk olan seçim barajının acilen yüzde beşe çekilmesi ve anayasada yapılacak değişikliklerle başkanlıkla idare edilen on iki bölge belediye başkanlığından oluşan, idari yapıya geçilmesi olacaktır, kanaatindeyim

2) Hangi Başkanlık sistemi Türkiye’ye daha uygun?

Başkanlık sisteminin Türkiye'ye uygunluğu sorusunu hakkıyla inceleyebilmek için, her şeyden önce, bu konuda neye ihtiyacımız olduğuna ve ne istediğimize bakmak gerekir. Başkanlık sistemi, Başkanlık hükümeti sistemi olarak da adlandırılmaktadır. Bu tanım çerçevesinde dünyada hepsi birbirinden farklı, kendi tarihi, sosyolojik ve siyasal koşullarının ürünü olan başkanlık rejimleri mevcuttur. Bütün bu rejimlerin içinde  en başarılı bulunan örnek, ABD başkanlık sistemidir. Amerikan siyasi sistemi, bir kişinin en fazla iki dönem başkanlık yapmasına izin veriyor. Mevcut hukuk sistemi geliştirilmeli, uzmanlar tarafından mevcut sistemin eksikleri iyi tespit edilmeli, parlamenter sistemin avantajlı yönlerinin başkanlık sistemine nasıl yükleneceği iyice araştırılmalı ve Türkiye’nin şartlarına göre, geliştirilerek uygulanmalıdır.

Gelişmiş ülkelere baktığımızda başkanlık sistemiyle idare edilen ülkeler, gerçekten istikrara çok önemli bir güç katıyor. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin aslında federatif idareler olduğunu vurgulamakta yarar var. Amerika Birleşik Devletleri, Elli tane eyaletten oluşan bir Federal anayasal cumhuriyettir. Amerika'da Hükümet, halk hükümetidir; halk tarafından kurulur.

Günümüz devletini, gerçek anlamda devlet yapan, artık klasik unsurları değil. Eskiden olsa, bir ülke, bir insan topluluğu, bir de egemenlik unsuru derdik. Günümüzde, bu unsurların arasına, çok önemli bir özellik daha yerleşti. İşte günümüzde devleti devlet yapan en önemli özelliklerin başında hiç kuşkusuz, o devletin hukuku uygulayıp uygulayamadığı, insanlara hukuk güvencesi verip veremediği, kısaca "hukuk devleti" olup olamadığı geliyor. Bu bağlamda ABD’nin bir Hukuk Devleti olup olmadığını da başkanlık sistemine geçiş yapmak istediğimizde tartışabiliriz, çünkü ölüm cezası uygulanan ülkelerde, hukuk devletinden bahsetmek yanlıştır, kannatindeyim. Türkiye ise tarihi, milli ve dini değerlerine bağlı, hem de dini hayat sahasında büyük ölçüde kendi yorumlarını öne çıkaran bir ülkedir. Fransa'daki model yarı başkanlık sistemi, Fransız modeli ülkemiz için sağlıklı değil.

3.) Başkanlık Sistemi Türkiye için tehlike oluşturur mu?

Başkanlık sisteminin Türkiye’ye daha uygun olduğuna inanıyorum. Parlamenter sistem ülkemizin sorunlarını çözemiyor,  tıkanıyor. Başkanlık sistemi anayasada pek çok değişikliği gündeme getirecektir. En önemlisi ülkemizin idari yapısında, idarenin yeniden yapılanmasını gündeme getirecektir. Başkanlık sisteminde, siyasi partiler başkan adaylarını belirler, millet seçimde ülkenin başkanını seçer, seçilen başkan hükümetini kurar ve süresi içinde ülkeyi idare eder. Bakanlar kurulunu Meclis dışından oluşturur, bakanlık yapan üyenin milletvekilliği düşer. Başkanın güvenoyu ihtiyacı, gensoru korkusu olmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi de yasamayla uğraşır milletvekilleri de böylece iş takibinden kurtulur, yasa yapmakla meşgul olur, Kürt meselesi de bu bağlamda yenilenen idari yapılanmayla çözülür. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerdeki sistemi değerlendirmek, tahlil etmek, olumlu olumsuz yanlarını ortaya koymak, mukayese ederek, acaba böyle bir sisteme geçildiğinde nelerle karşılaşırız, ne gibi avantajları, dezavantajları olur, bunları gördükten sonra bir adım atmanın doğru olacağı düşüncesindeyim. Eğer bir sistemi iyi işletmeye değil de kendi çıkarlarımıza uymayan yönlerini törpülemeye çalışarak ülkeyi yönetmeyi kalkarsak hiç bir sistem işlemez.

ABD Başkanı kongreden izin almadan bir şey harcayamaz. Türkiye'de denetim mekanizmaları çalışmıyor. Gerginlik yapmamak gerekiyor. Kuvvetler ayrılığı parlamenter modelde yok. Ülkemiz için kanaatimce sağlıklı işleyecek tek model başkanlık sistemidir.

www.yazicioglu.de

Bu yazı toplam 23117 defa okunmuştur
gelecek bu sistemde
 // sinem akin
dunyada gelismis ulkelerin hemen hepsi bu sistemle yonetiliyor..bu baskanlik sistemine kesin gecis lazim...yoksa erdoganin dun konusmasinda dedigi gibi kasaplar cogalirda cogalir..ulan sen kimsinki bir basbakana boyle ithamlarda bulunuyon en basitinden boyle bisey fransada olacak(ozgurlugun ve demokrasinin merkezi konumunda suanda dunyada) adami afaroz ederler be..bide diyorlarmis basin ozgurlugu falan istiyoz ..hangi ulke farketmez bakin bi arastirin .turkiyedeki demokrasinin cegregini gorecekmisniz..! bizde herkes iktidar.! ondan memleket(ozelikle dogu) icler acisi bi hal icinde....ayrica yazarin mekalesi konuyu 12'den vurdugu icin kendisine ayrica tesekur ediyorum..elinize saglik..basarilariniz devami dilegiyle.....
11 Kasım 2010 Perşembe 02:12