Ümit Yazıcıoğlu

Türkiye-Suriye ilişkilerinde savaşa hayır

12 Ekim 2012 Cuma 14:05

Türk F-4 keşif jetinin Suriye askerleri tarafından düşürülmesi ve 2 pilotun şehit edilmesinin ardından Türkiye-Suriye ilişkilerinde başgösteren kriz ABD’den alındığı iddia edilen  istihbaratla geçtiğimiz Çarşamba günü yeni bir boyut kazandı. Bu istihbaratın  yanlış yönlendirmeden kaynaklanğı ortada.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Türkiye’ye yapacağı resmi ziyareti son anda ertelemesinin hemen ardından , Suriye Havayolları'na ait RB 442 sefer sayılı uçak Moskova'dan Şam'a giderken ‘askeri kargo’ taşıdığı gerekçesiyle Türkiye hava sahası üzerinde Türk Savaş uçakları tarafından Esenboğa Havalimanı'na indirildi. Olaya sebep veren istihbaratın  bilgi, çarpıtma ve yanlış yönlendirme oldugu belli. Cünkü bu yolcu uçağında sivil taşımacılık tarafından yasaklanan yük bulunmuyordu ve hiç bir silahda aramada bulunmadı.  Bu bağlamda Türkiye’den izahat isteyen Rusya, uçağın Moskova’dan kalkışı sırasında temiz olduğunu açıkladı. Şam’dan da hemen tepki geldi: Türkiye’yi “korsanlık”la itham eden Suriye Ulaştırma Bakanı Mahmud Said, uçağın indirilmesinin, “düşmanca bir davranış” olduğunu ileri sürdü. Suriye'yi bu bağlamda anlamak mümkün

****

Ama biz gelelim Belkıs'ın katili Nuri  El Maliki‘nin burnunu bu olayın icerisine sokuşuna, ve Türkiye’ye karşi yapılabilecek en ağır hakareti  „Türkiye küstahca davranıyor. Kendi kararını empoze etmek istiyor“, acıklamasına.

Nuri El Maliki Saddam’dan daha tehlikelidir.  Partisinin adını Kanun Devletine çevirmeden önce Dava Partisinin fedailerinden birisi olmuştur ve Beyrut’ta 81 kişinin öldüğü 1981’de ki Bağdat Büyükelçiliğini kundaklamayı yapan kişidir. Şamlı aşık şair Nizar Kabbani’nin eşi Belkıs (er Ravi) in katili Nuri El Maliki dir. Bu katliamdan dolayı bir gün uluslararası ceza mahkemesine Nuri El Maliki davet edilebilir.

****

Ülkede hepimizin gözleri önünde, Savaş senaryoları emperyalist güçler tarafından planlanırken, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ne yapıyor?

Tarihten ders almıyor.

Belkıs'ın katili Nuri El Maliki‘ye cevap vermiyor.  

Herkes ayağını denk alsın diyemiyor.

Acaba eski Harbiye Nazır’ı Enver Paşa'ya mı özeniyor?

Burada bir kez daha vurgulamakda yarar var, tarihten ders almazsan, Atina'da anlattıgın süslü sözler fayda getirmiyor.

****

Toplumların ilerlemesi, doğru ve tarafsız bilgi edinmeleri ile mümkün olabilir.
 Bilgi, çarpıtma ve yanlış yönlendirmelerle Türkiye'yi Esad yönetimiyle savaşa sokmak isteyen emperyalist güçler  var.

Biz halk olarak savaş istemiyoruz.

Allah Suriye'yi ve Türkiye'yi savaşatan korusun. Bölgedeki durum yüksek derecede zor ve hassas. Bu hassas coğrafyada barış, istikrar ve refahın sağlanması, milletlerarası barış ve güvenliğin politika ve praktikte uygulanmasyla mümkündür. Doğrudan doğruya yapılan silahlı müdahale tehlikesi karşısında ve fevkalade zor şartlar altında kalmış olan Türk ve Suriye hükümetleri birbirine dostluk elini artık uzatmalıdır.

****

Gelelim  Rusya Devlet Başkanı Putin’in, 14-15 ekim 2012 de  Türk-Rus Üst Düzey Stratejik İşbirliği toplantısına katılmak için Ankara’ya gelmesi beklentisine. Putin bu ziyaretini erteledi. Ziyaretin ertelemesinin cesitli sebepleri olabilir:

Bilakis Suriye krizi konusunda Putin ve Erdoğan arasında görüş farklılıkları var. Putin Erdoğan ile 14-15 ekim 2012 de  buluşmuş olsaydı, kendinden emin tavırlı olan Başbakanın tüm kamuoyunun önünde Putine bir takım sorular yöneltmesi mümkündü. Örneğin, Rusya’nın sivil uçaklarda askerî araç-gereci gizlice Suriye’ye geçirmeye çalışarak, direnişçilere karşı mücadele etmesi için Suriye’deki rejime neden destek verdiğini sorabilirdi. Böyle bir soruya karşı Putin ya susacak, ya da takdiksel siyasi cevap vercekti  – anlaşılan o ki, Putin bu duruma bu an icin maruz kalmak istemedi.

****

“Yiğidi öldür ama hakkını inkar etme, diye bir sözümüz var. !” Bakın bela nasıl geliyor tarihden bir örnekle acıklayayım,

Sene 1914…Birinci Dünya Savaşı

Osmanlı‘nın  müttefiki olan  Almanya bizi savaşa sokmaya çalışıyor. Dönemin kudretli şahsiyeti Harbiye Nazır’ı Enver Paşa.

Enver Paşa milliydi,  idealistti, Türkçüydü, Turancıydı, komitacıydı, almanya tarafından iyi yönlendiriliyordu, ülkeyi  harbe sokdu.

Hemde nasıl!

Kalabalık bir İngiliz donanmasının Çanakkale Boğazı'na kadar kovaladığı Goben ve Breslav adlı iki Alman zırhlısının Çanakkale Boğazı'ndan geçmesine izin verdi.

Bu iki gemi 11 Ağustos' 1914 de İstanbul'a gedi. İngiltere'nin bu durumu yansızlığın ihlali olarak değerlendiren bir nota vermesi üzerine, Alman zırhlıları Osmanlı donanmasınca sözde 'satın alınmış' ve gemi mürettebatı fes giydirilerek Osmanlı hizmetine sözde alınmıştır.  

Osmanlı kurnaz ya, gemileri satınaldık dedi, sanki Enver efendi çocuk kandırıyor.  Goeben (Yavuz Muharebe Kruvazörü), Breslau‘yaya ise (Midilli Kruvazörü) ismi verlidi.

26 ekim 1914 de Osmanlı donanması bir keşif tatbikatı için hazırlanma emri alıyor ve ertesi gün toplanma bölgelerine gitmek için Haydarpaşa'dan ayrılıyor. 28 Ekim1914 de Osmanlı filosu 4 ayrı görev gücüne ayrılarak Rusya kıyılarında farklı hedeflere yöneliyor. Aynı gün bu iki gemi Karadeniz’e Manevra yapmak amacıyla açılma talep eder, Enver Paşa hemen izin veriyor, cükü ferasetsiz adam Almanya ile işbirliğini dogru buluyor.  

Alman Koramiral Souchon 29 ekim 1914 sabah 6:30'da 3 Osmanlı destoreyerinin refakatinde bulunan Goeben ile Sivastopol'daki kıyı bataryalarına ateş açıyor. Rus şehirleri olan Sivastopol’u ve Odesa’yı bombalıyor. İşte bir adım sonrayı görmeyen Enver efendinin feraseti bu kadar…  30 Ekim günü Rusya Osmanlı İmparatorluğu'na savaş açmış, bundan birkaç saat sonra Enver Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun Rusya'ya savaş ilan ederek, savaşa İttifak Bloku yanında girdiğini duyurmuştur. Bu duyurudan sonra İngiltere ve Fransa, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmiştir.

Sarıkamış Dağlarında 90 bin Askerimizi soğuktan ve açlıktan  kırıldı. Enver için Almanya ile işbirliği belki araçtı,  ama bu arac osmanlıyı kurtaramadı.

Osmanlı imparatorlugu tarihe karıştı.  

Enver Pasa mücadeleci idi, gözü karaydı, büyük ideallerin adamı idi, ama başaramadı. Çünkü  çok hayalperstti, alman altınına  bağımlıydı, Ermeni Tehçir Kanununu çıkarttırarak bugün bile Talat ve Cemal Paşa’larla beraber yediği naneyi temizlemeye çalışıyoruz.

****

Bu tarhi örnekden,  Erdoğan hükümeti ders almalıdır.

Suriye'de yaşanan iç savaş emperyalist güçler tarafından destekleniyor.

Olası bir savaş veya Suriye'ye karşı yapılacak bir askeri harekatın, başta ülkemiz olmak üzere tüm bölgeyi felakete götüreceği acıktır.

Bu yazı toplam 8504 defa okunmuştur
Suriye sınırını koruma sözü veriyoruz
 // Serpil Tek
Mohterem Hocam, Türkiye muhaliflere destek vermenin karşılığında Suriye’nin de PKK’ya silah yardımı yapmasından korkuyor. Oysa biz Türkiye ile anlaşırsak 877 kilometrelik bütün Suriye sınırını koruma sözü veriyoruz. Sınırdan tek bir PKK’lı geçemeyecek. Biz bunu Türk yetkililerle konuştuk. Biz silah kaçakçılığı yapmak istemiyoruz. Çünkü yanlış bir iş yapmıyoruz. Haklı olduğumuz bir mücadele veriyoruz”...
21 Ekim 2012 Pazar 21:46
İsrail ve ABD hâlâ Esad’ın gitmesini kabul etmedi
 // devrim dertli
Hocam, İsrail ve ABD hâlâ Esad’ın gitmesini kabul etmedi. İsrail ‘düşmanımın düşmanı benim dostumdur’ diyor. İsrail, Esad’ın gitmesini önlemek için hâlâ Amerika’ya baskı yapıyor. Çünkü halkta silah ve para yok. İran da Baas yönetimine yüklü miktarda silah ve para veriyor. Irak ve Lübnan Esad’ı destekliyor. İran - Irak - Suriye - Lübnan’dan oluşan Şii kemer ısrarla Baas rejiminin kalmasını istiyor. Bu bir İran projesidir. İran, Lübnan, Amerika ve İsrail hepsi Suriye halkına karşı olmakta birleştiler. Ama matematik yüzde 92’nin yüzde 8’den fazla olduğunu söylüyor. Biz Nusayri yönetimini kabul etmiyoruz”...
21 Ekim 2012 Pazar 21:44
Niye bunu yazmıyorsun
 // Veysi Güzel
Hocam, niye bunu yazmıyorsun nicin Beşar Esad’ın dedesi Süleyman Ali, bir Nusayri’dir. Aslen Samandağlı’dır. Daha sonra Kırdaha kentine geldi. Süleyman Ahmet, Kırdaha’ya gelen Osmanlı askerinin tamamını katlettiği için bu lakabı aldı. Onun oğlu Hafız Esad, Mısır’da Hava Harp Okulu’nda okudu. Hafız Esad 1958 yılında Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır ile görüşmek üzere bir heyet içinde Kahire’ye gitti. Abdülnasır, Hafız’a Vahşi anlamına gelen Vahş soy ismini Aslan anlamına gelen Esad olarak değiştirmesini tavsiye etti. O da ülkesine döner dönmez küçük düşürücü olan soyadını değiştirdi....
21 Ekim 2012 Pazar 21:39