İskender Kahraman

Türkiye Rojava’da Kazanabilir mi?

08 Eylül 2016 Perşembe 09:40

Dünya kamuoyunda dalga konusu, Türk politikacılarının ağzında ise pelesenk olan ‘kırmızı çizgi’ muhabbetini duymayan kalmadı galiba!

Gâh Karabağ için çizildi ‘kırmızıçizgiler’, gâh yemen için; gâh Güney Kürdistan için çizildi, gâh Rojhelat için… Gâh ‘sıfır’ sorun tezinden ‘sırf’ sorun tezine dönüştü, gâh ‘şer’ tezine…

Sonunda geldi, dolandı Rojava’ya takıldı. Orada da tutmayınca bu sefer isim değiştirip ‘Fırat Kalkanı’ oluverdi. Görünüşte ise ‘Türkiye Kalkanı’ olma ihtimali yüksek.

Çünkü kendi içini düzeltemeyen, içi kan gölüne dönüşen diktatör bir Türkiye bu gidişatla kendi sınırlarını koruyamaz hale gelecek.

Şimdi bakmayın başına buyruk bir kabadayı gibi oraya, buraya, Cerablus’a daldığına. Türkiye her açıdan sıkışmıştı. Özellikle iç kamuoyuna karşı…

Darbeden yıpranmış bir ordu, her açıdan sıkışmış bir hükümet söz konusuydu. TSK’nin prestijini tamir etmek gerekiyordu. İç kamuoyunu iyi hissettirecek bir kahramanlık öyküsüne ihtiyaç vardı. Vs.

Birkere Türkiye, IŞİD ile doğrudan savaşmaz. Ne zaman IŞİD’in bittiğini ya da IŞİD ile işinin bittiğini görse o zaman savaşır. Çünkü ikisi de amaç birliği yapan stratejik ortak. Ortak düşman da Kürtler!

(Bu konuyu daha önceki makalede yazdığım için burada yazmayacağım-Türkiye’nin IŞİD ile Kedi Fare Oyunu)

Türkiye Suriye’de ne arıyor?

Birçok analist ve siyaset bilimci Türkiye’nin kendi sınırlarını koruma güdüsüyle bu hareketi başlattığını söylüyor. Fakat Türkiye’nin amacının Kürt ilerleyişini engellemek olduğu aşikâr.

Ankara, güney sınırında kesintisiz bir Kürt kuşağını engellemek istiyor. Akabinde de bir ‘Tampon/Güvenli Bölge’ yaratmak...

Yoksa Cerablus iki yıldan fazladır IŞİD’in dünyaya çıkış kapısıydı. Ve Türkiye bu durumdan rahatsız değildi.

Madem IŞİD’e karşı savaşmak için bu kadar hevesli ve başarılıydı, bunca zaman IŞİD burunlarının dibindeki bölge halkına her türlü eziyeti yapıyordu. Neden ona saldırmıyordu? Neden bir fiske dahi atmıyordu? Ne den Kürt baskısıyla IŞİD orayı boşalttıktan sonra kahramanlığı başladı?

Türkiye Suriye’ye sadece macera için girmedi yani! Zaten Türk yetkililer, her fırsatta ‘Kürt koridoruna izin vermeyeceklerini’ dile getiriyordu.

ABD ve Rusya birçok nedenden dolayı ve Türk hükümetinin kendi kamuoyunu psikolojik olarak rahatlatması için Cerablus hareketine göz yummuş olabilir.

‘Eğit Donat’ gibi Türkiye’ye verilmiş bir sus payı ya da oyalama…

Fakat aynı güçler, TSK’nin Cerablus'un güneyine ilerlemesi halinde önünün kesileceği işaretlerini de verdi.

Dahası, Kürtler-YPG’nin de sessizce çekileceğini varsaymak siyasi körlük olur. Çünkü TSK’nin nereye kadar ilerleyeceği mutlaka hesaplanmıştır. Fırat kalkanı varsa Fırat’ın sahipleri de vardır!

Türkiye oyun kurucu mu oyun bozucu mu?

Şimdi oyun dışı olan Davutoğlu'nun çok kullandığı 'oyun kurucu' lafını hatırlamakta fayda vardır.

NATO ya da ABD, Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmek için Rus jetini düşürttü. Rusya, Türkiye ile NATO‘yu karşı karşıya getirmeye ve Türkiye’yi yanına çekmeye çalıştı, darbeyi önledi.

Rusya, Kürtleri yanına çekmek için Suriye’nin Haseke’yi bombalamasına ve Türkiye’nin Rojava/Cerablus’a girmesine göz yumdu. ABD de aynı şekilde, Kürtleri korkutmak ve Türkiye’ye sus payı vermek için olanlara göz yumdu ya da fazla ses çıkarmadı.

Görüldüğü gibi birtakım şeyler oluyor. Türkiye de ona göre tavır alıyor, kendini korumaya çalışıyor; daha ziyade, Ortadoğu'da olanların sonuçlarına katlanıyor.

Dolayısıyla, 'TSK'nin Cerablus'u işgali de öyle Türkiye’nin övündüğü gibi tek başına vermiş bir karar değil. Birkaç gün öncesinde Rusya’nın korkusundan kafasını kabuğundan çıkaramıyordu.

Yani Türkiye, ‘Oyun Kurucu’dan daha çok, bir ‘Oyun Bozucu’ durumundadır! Oyun bozucu olarak varlığını sürdürüyor. Cerablus Hareketi, PYD’yi vurması buna örnektir.

Bu anlamda bir kısım analistin ‘artık Türkiye Ortadoğu’da ya da Suriye’de belirleyici olamaz saptaması da biraz temelsiz kalıyor.

Türkiye'nin yıllardır olumlu ya da olumsuz bir Kürt politikasının olmadığı ya da savunmacı bir politikaya sahip olduğu tezi de…

Çünkü Türkiye’nin Kürtlere karşı çok sağlam ve saldırgan bir politikası elbette var: Nerede olursa olsun Kürtleri yok et!

Dolayısıyla, işgal, Türkiye'nin 'olmayan Kürt politikasının sonucu’ değil; Türkiye’nin ‘nerede olursa olsun kürdü yok et’ politikasının sonucudur.

Türkiye Suriye’de Tutunabilir mi?

Savaş alanında kazanmak ya da bir yeri işgal etmek yetmez. Çünkü savaş, eninde sonunda bitecektir.

Onun için, öncellikle, şunu sormak gerekir: Türkiye, Suriye toplumuna ne öneriyor? Hangi yardımları yaptı? Hangi projeyi sundu?’

Bu açıdan, işgal hareketi,  şimdilik bir başarı olarak görülebilir ama sonunda ne olacağını kestirmek zor.

Aslında Fransız İmparatoru Napolyon’un bu duruma vermiş olduğu cevap güncelliğini koruyor: ‘Bir yeri süngü ile işgal edebilirsiniz, ama süngünün ucuna oturamazsınız.’ Yani Süngü ile işgal ettiğin memlekette oturmak için halk lazım.

İşte en azından Suriye'de Türk ordusunu hoş karşılayacak bir halk ve al yapı yok.

Şimdi, Cerablus pastası Türkiye için ‘Eğit Donat Projesi’ gibi oyalayıcı bir sus payı mı olacak; yoksa Türkiye, Salih Müslim’in dediği gibi, Kasımpaşa kafasıyla Cerablus’a mı toslayacak?

Bu soruların yanıtları yakın zamanda alınmayacak ama ABD’nin Vietnam’da, Rusya’nın Afganistan’da battığı gibi Türkiye’nin de Rojava’da batacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok!

Bu yazı toplam 7999 defa okunmuştur