Erkan Çapraz / Gerçeklerle Yolculuk

Tetikteki 'kirli' parmak!

08 Mayıs 2009 Cuma

Devlet, feodal yapılanmanın her zaman finans kaynağı oldu.

 

Feodal yapı ise onlara oy deposu ve kirli işlerin korucusu oldu.

 

Feodal yapılar devletin verdiği silahlarla güç kazandı.

 

Silah alan aşiret mensupları, kendisini "kanun koyan" ve "uygulayan" olarak gördü.

 

Korucular, aşiretlerin silahlı orduları haline geldi.

 

Koruculuk sisteminin başlamasıyla tüm köylerin girişlerine kurulan korucu arama noktalarında keyfi muamelelerle karşılaşılıyor ve her köy bir karakola çevriliyordu. Köylerin çevresinde oluşturulan mevziler ve ışıklandırmalar tam da karakol görüntüsünü tamamlıyordu o yıllar.

 

Köylüler, arlarındaki husumetlerde devletin verdiği silahları kullanarak ölüm saçıyordu, saçıyor!

 

90'lı yıllarda Yüksekova'da bir köydeki aşiret düğününde korucular roketatarlarla "güç" gösterisi yapmıştı.

 

Bu gösteri televizyonlara yansıyınca da ortalık karışmıştı.

 

Bu örneğe başka illerde de rastlanmıştı ancak koruculuk sisteminin halen var oluşu ve devletin günümüzde hiçbir önlem almadan üstüne bir de gönüllü korucu alışı sanırım yaşananlardan hiçbir ders alınmadığının bir göstergesi.

 

Bu vahşetler günümüze kadar katmerlendi.

 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi korucu kaynıyor.

 

Kime karşı silahlanıyor bunlar?

 

Güya hedeflerinde PKK var!

 

Hakkari-Irak sınırı boyunca dizilen köylerin hepsi korucularla dolu.

 

Buna rağmen geçtiğimiz yıl ve öncesinde yaşanan karakol baskınlarını ve ölümleri görmüyor mu birileri? Neye çözüm olabildiler?

 

Oluk oluk para akıttığınız ve zamanında uyuşturucu kaçakçılığıyla nam salan bu korucular kime hizmet ediyor?

 

Yüksekova çetesinin baş aktörleri de korucular değil miydi?

 

Bir köyü kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden vahşice katledenler kimler?

 

Devletin silahlı güçleri kapsamına giren "kahraman!" korucular…

 

Bu korucular ne iş yapar sormaz mısınız?

 

Birbirlerini öldürsünler diye mi verdiniz o silahları?

 

12 yılda 38 köy yakma, 294 silahlı saldırı, 454 işkence...

 

Ve kayıtlara girmeyen binlerce olay daha...

 

Devletin yapmış olduğu araştırmalarda binlerce korucunun çeşitli suçlara bulaştığı ortadayken, daha kaç insanın yaşamını yitirmesini istiyorsunuz?

 

Çoluğuna çocuğuna karşı varsa bir tehlike insan para karşılığı mı korur onları?

 

Ya daha çok silah verip, katliamları arttıracaksınız, ya da bu işe bir çözüm bulacaksınız.

Bu yazı toplam 8532 defa okunmuştur
Güldüm ve Yazdım
 // Kum Tanesi
:))) sayın heval merhaba yazı sizin sevgi ölçeğiniz mi acaba? insanı sevmeyen hiçbir canlıyı sevemez, hoşgörülü olamaz...İnsanları sevmeniz şart değil en azından saygı duymanız ve kendiniz ile barışmanız dileğiyle.....
15 Mayıs 2009 Cuma 09:21
hALAL UTANACATK SURATI KALDIMI KORUCULARI SUÇLAYANLARIN.
 // NECLA ŞENER
Katliam silahlarını devlet vermemiş
Mardin'deki katliamda kullanılan silahların balistik raporu açıklandı

Mardin'de 44 kişinin öldürüldüğü olayda kullanılan silahların korucu silahı olmadığı belirlendi. Olay sonrası koruculardan toplanan 32 adet silahın balistik incelemesinde, olayda kullanılmadığı tespit edildi.

Mardin'in Mazıdağı İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü'nde 44 kişinin hayatını kaybettiği olay sonrası, köyde koruculuk yapan Çelebi ailesine ait 32 adet silaha incelenmek üzere el konulmuştu. Silahlar, balistik incelemesi yapılmak üzere Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı Kriminal Şube Müdürlüğü'ne gönderilmişti.

Kriminal Şube Müdürlüğü'nde yapılan inceleme sonucunda 32 adet silahın katliamda kullanılmadığı ortaya çıktı. Olayda 6 adet silahın kullanıldığı belirlenirken, bu silahları akaryakıt ticareti yapan zanlıların Kuzey Irak'tan getirdiği tahmin ediliyor. Olayda kullanılan 6 silahtan 4'ünün cinayetlerde kullanıldığı, 2 silahla ise katliam gerçekleştirilmeden önce evin yanında bulunan elektrik trafosuna ateş açıldığı boş kovanlardan tespit edildi.

ATALAY 'KORUCU SİLAHI' DEMİŞTİ

İçişleri Bakanı Beşir Atalay olayın ertesi günü Ankara'da yaptığı açıklamada, "Hem ölen korucular var, hem de zanlılar arasında korucular var. Silahlar da korucu silahı" şeklinde konuşmuştu. (Habertürk)...
13 Mayıs 2009 Çarşamba 23:07
sevmiyorum
 // heval
erken bey kusura bakmayın ama sizi hiç sevmiyorum...
13 Mayıs 2009 Çarşamba 15:16