İbrahim Genç

Tercih Senin: Ya Kürtler ya da IŞİD

06 Ekim 2014 Pazartesi 12:12

Ortadoğu coğrafyasının dinmeyen bu acılarının en önemli sebebi, farklılıkların birbirilerini hoşgörüyle kabullenmemesidir. Bazı yerlerde koyu bir mezhepçilik gelişirken bazı yerlerde menfi bir milliyetçilik gelişiyor. Her nerede ne tür bir ideoloji ortaya çıkarsa çıksın, burada merkeze “insan olma” fikri yerleşmedikçe sorunlar bitmiyor. Çünkü her ideoloji, kendini dayattıkça biriken öfke ilk fırsatta kendini dışarı vuruyor. Özellikle din-mezhep konularında, İslam’ın barışa ve sevgiye dair tüm öğretilerine rağmen kendilerine Müslüman (!) diyen karanlık ellerle büyük vahşetler yaşanıyor. Her ne kadar İslam ile “hak ve batıl” birbirinden kesin olarak ayrılmışsa da IŞİD-Nusra gibi çetelerin “Allahuekber”li vahşi katliamlarına tolerans göstermeye çalışanları etrafımızda görebiliyoruz.

Özellikle son yıllarda Ortadoğu’da yaşanan olaylara gösterilen reaksiyonlar kimin ne olduğuna ayna tutuyor. Bu konuda Suriye krizinin başladığı Mart 2011’den bu yana işlenen vahşice cinayetler, Müslümanların silkelenmesi gerektiğini ortaya çıkardı. Çünkü Ortadoğu coğrafyasına müdahil Müslüman ülkelerin mezhepçi politikaları beraberinde katliamlar getiriyor. Bu noktada Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın mezhepçi politikaları her yerde yazılıyor, çiziliyor. Hatta bu çizgide olan kimi çevreler IŞİD ve Nusra gibi terör örgütlerini aklayıcı ifadeler kullanarak bu örgütlerle “Sünni”lik üzerinden ortaklaşabilmekteler . Tabii Ortadoğu’nun değişken ve karışık yapısından dolayı net bir tanımlama, analiz ve yorum mümkün olmayabiliyor. Ama son yıllarda Rojava Kürtlerine yönelik uygulanan politika ve çetelerin saldırıları, Kürtlerin “ortak düşman” olarak görüldüğü izlenimini veriyor.

Rojava’da alternatif yönetim

Bugün Rojava Kürtleri, Ortadoğu’nun tekçiliği dayatıcı mantalitesine bir alternatif olarak yeni bir sistem geliştirdiler. Dolayısıyla tüm halkların inançlarıyla, değerleriyle ve kimlikleriyle var olabileceği düşüncesiyle hareket ettiler. Tüm bu uğraşlara rağmen uluslar arası kamuoyu ve irili ufaklı tüm örgütler, Kürtlere düşman kesildi. Çünkü Kürtlerin özelde Ortadoğu, genelde de tüm dünya için yarattıkları alternatif yönetim; kendisine sürekli acıdan bir rol biçilen Ortadoğu’nun kalıcı bir çözüme kavuşmasını sağlayacaktı.  Böylece  “önce insan” ilkesiyle hareket edilerek, bu çatı altında diğer din, mezhep ve kimliklerin var olması sağlanacaktı. Buna uluslar arası güçler, Ortadoğu’da kalıcı çözümün onları geri plana iteceği düşüncesiyle karşı çıkarken bölge ülkeleri  ise üç sebepten dolayı bunu istemediler: Birincisi, Rojava Kürtlerinin yarattığı sistem diğer ülkelerde yaşayan Kürtleri ayaklandırabilirdi. İkincisi, Ortadoğu halklarını sömüren otoriter-feodal yapıların miadı dolabilirdi. Üçüncüsü, her ne kadar Kürtlerin çoğunluğu Müslüman olsa da yıllarca “köle” olarak görülen Kürtlerin rol model olmasını içine sindiremezlerdi.

Bugün de IŞİD çetesi tüm gücünü Kürtlerin yok edilmesi için kullanırken Müslüman bölge ülkeleri sessiz kalmakta ısrar ediyor. Bununla birlikte ikili ilişkilerini kullanıp Batı ülkelerinin de yapılan zulme müdahale etmesini engelliyorlar. Burada özellikle Türkiye’nin tavrı çok dikkat çekici ve rahatsızlık vericidir. Çünkü Türkiye Kürdistanı’nda Kürtlerle diyalog sürecinden müzakere sürecine geçişin konuşulduğu bir dönemdeyken Rojava Kürtlerine yönelik politikalar kuşku uyandırıyor. Türkiye her ne kadar IŞİD’e yardım etmediğini söylese de Rojava sınırını dolaşan herkes kolayca Türkiye’nin IŞİD için kolaylaştırıcı bir pozisyon aldığını söyleyebilir. En azından Kürtler böyle hissediyor. Buradan asıl meseleye geçelim: Türkiye’nin Kobanê politikası, barış sürecinin sadece “PKK’nin silahsızlandırılması” olarak görülmesinin Kürtlerin bölgede IŞİD gibi çeteler karşısında savunmasız bırakılması amacını taşıdığı görüntüsü veriyor. Bugün de IŞİD’in ağır silahlarla Kobanê’ye yönelmesi karşısında Türkiye’nin politikası, IŞDİ’in Kürtleri Türkiye sınırına sıkıştırıp bir göçe neden olduktan sonra oluşacak mağduriyet üzerinden Rojava’da tampon bölge kurulmasını Birleşmiş Milletler’e kabul ettirmektir. Çünkü Türkiye hâlâ serxet ve binxet Kürtlerinin özbeöz akraba olduklarını anlamadığı gibi Rojava kazanımlarını sabote etmeyi amaçlıyor.

Bu yazı toplam 13109 defa okunmuştur
hadi
 // amedin
Wandalizm...
08 Ekim 2014 11:45