Bedri Çallı

Teke tek ve siyaset meydanı programları üzerine

2005-12-12 17:59:45
Ünlü Gazeteciler Fatih ALTAYLI ve Ali KIRCA yönetimindeki Teke tek ve siyaset meydanı programları, her ne kadar gecenin geç saatlerinde yayına giriyorsa da, yine de izleyiciyi ekran başında tutmaya devam ediyorlar. Bir çok zaman çok önemli gündemlerle hepimizi uykusuz bırakmış, yine de değdi uykusuz kalmamıza diyorduk. TEKE TEK Teke tek programı yapımcı ve sunucusu, ünlü gazeteci Fatih ALTAYLI’nın konuğu CHP. Hakkari Milletvekili Esat CANAN idi. 2. Susurluk olarak bilinen Şemdinli olayının kamu oyuna mal olmasında sayın CANAN’ın katkısı inkar edilemez. Öyle sanıyorum ki Fatih ALTAYLI’da bu gerçekten yola çıkarak Esat CANAN’ın konuk edilmesi yönünde program hazırlamıştı. Ancak Fatih ALTAYLI’nın ısrarla, art niyetli insanların iddiaları yönünde açıklamalarda bulunması ve bu iddialarla Esat CANAN’ın sıkıştırılmasını ben çok adaletli bulmadım. Aniden bir topluluğun yönünü hiç kimse bir yerlere çeviremez. Sürekli bu tür saldırılara maruz kalan bu halk, her an her türlü olumsuzluğa karşı hazır durumdadır. El bombasının atılmasından sonra halkın yönü eğer bombalanan kitap evinin yerine, başka bir yere yönelmiş ise bu sebepsiz olmamıştır. Bombayı atan kişi, eğer kurtarıcılarına ve yandaşlarına doğru kuşmuş ve onlara yönelmiş ise, ister istemez bu halkta oraya yönelecektir. Bir kişinin ifadelerinde küçük bir ayrıntıda çelişki olduğunu ifade etmekteydi. İlk ifadesinde ben kitapevi kapısındaydım, daha sonraki ifadesinde ben pasajın kapısındaydım, gibi bir çelişkiden söz ediyordu. Yani bütün bu çelişki 2 yada 3 metrelik mesafe ile sınırlı. Yani adeta bombayı atan ve attıranların neredeyse suçsuzluğu tartışılacak gibi. Efendim, bombalayan o an için cep telefonunu nasıl çıkarır gibi gereksiz tahminler, sadece dikkatleri gerçek olaydan çevirmeye yarar, başka bir işe yaramaz. Bu bilgilerin art niyetli insanlar tarafından Fatih ALTAYLI’ya verildiği görülmektedir. Birileri bak orada ayı var demiş, diğeri bak ayak izleri var, demiş. Ayı görünüyorsa, onun ayak izlerinin bir anlamı olmamalı. SİYASET MEYDANI Bu kez uykusuz kaldık, ama yinede değdi diyemedik. Her halde her zaman böyle olmuyor. Tıpkı günlerce yapılan reklamından sonra, gece saat 12.00’lerde başlayan Hakkari Şemdinli olayları ve Kürt Sorunu isimli siyaset meydanı programı gibi. Evet sayın Ali KIRCA kusura bakmasın, bu program ne Ali KIRCA’nın tecrübeli gazeteciliğine ve ne de Siyaset Meydanına yakışmadı. Hiç kimseye haber vermeden gelişini saygıyla karşılıyorum. Galiba gelişi fark edilse, belki can güvenliği tehlikeye girerdi gibi bazı yanlış telkinleri ya almıştır, yada böyle düşünmüştür. Ben Ali KIRCA’nın neden sessiz sedasız Hakkari’ye gelip, sadece çocuklar ile söyleşi yaptığını, ya da derdini anlatamayacak kapasitedeki birkaç kişi ile görüştüğünü ben hangi nedene bağlayacağımı, emin olun bilmiyorum. Tabi bu arada sadece sayın Vali’yi ziyaret ettiğini biliyorum. Ancak bu ilin Belediye Başkanı, sivil toplum örgütleri ve bu olayları yakından yaşayan ya da olayları tahlil edebilecek durumda aydınlar var. Her ne hikmetse bunların hiç biri sayın KIRCA’yı ilgilendirmemiş. Programın isminde bile anlaşılma yoktu; Acaba Şemdinli, Yüksekova, Hakkari konulu bir program mıydı? Eğer böyle ise ne Şemdinli, ne Yüksekova ve ne de Hakkari konuşulmadı. Şemdinli olayı hiç anlatılmadı, Şemdinli halkının bu olayı ortaya çıkarmaları ile, ülkesine ne kadar önemli bir hizmet yaptığı hiç vurgulanmadı. Sadece cılız bir mahalli radyo istasyonunda, çalışmayan düğmeleri kamu oyuna göstermeye gelmiş gibiydi. Yok eğer konu Kürt meselesinin tartışılması ise, ben eşit ve Demokratik ölçüler çerçevesinde bir görüş alışverişi görmedim. Ben Kürt’ler adına oraya oturtulan iki – üç kişi gördüm. Onlara karşı oturtulan birkaç tane ırkçı saldırgan yetmiyormuş gibi, o beyinde bir takım öğrenci oturtulmuştu. Bunlar saldırganlıkları ile bu genç öğrencileri harekete geçirmeye çalışıyorlardı. Yani meseleyi tartışmaktan ziyade topluma mesajlar yollanıyordu. Bu büyük çoğunluk saldırıyor ve güya Kürt halkını temsilen orada oturanlar, bu kadar saldırgan karşısında yetersiz kalıyordu. Programı yöneten Ali KIRCA. ya, müdahalede yetersiz kalıyor veya vurun abalıya diyordu. Programın reklamını duyunca, bu program olayların açığa çıkmasına, ülke huzuru ve barışına hizmet edecek düşüncesi bende hakimdi. Oysa böyle olmadı. Olumlu yönde hizmet eden bir program olmadığı gibi, var olan huzursuzluk, kin ve nefretin daha da derinleşmesine hizmet etmiş oldu. Bunun bir tecrübeli bir aydın tarafından idame edilmesi üzücüydü. Umarım bu iki programda yapılan hatalar bir daha tekrarlanmaz. Birlik ve beraberliğe her halükarda ihtiyacımız var. Bunun pekiştirilmesi ve olayların doğru değerlendirmesi ile ilgili programların gerçekleştirilmesine vesile olmasını dilerim. 12.12.2005 Bedri ÇALLI bedricalli@mynet.com bedricalli@hotmail.com
Bu yazı toplam 2120 defa okunmuştur