İrfan Sarı

Tek yön

22 Ağustos 2012 Çarşamba 11:30

"Tek din, tek dil, tek devlet" eylemlerine gark olan bir topluluk olup çıkmış Türkiye.

Uzaktaki ve yakındaki kim varsa Türkiye’nin ve Türk’ün düşmanı ilan edilmiş.

Deniz ötesi ülkeler Siyonist.

Deniz içre olanlar kapitalist.

Avrupalılar dinsiz, sahte demokrat.

Çöl etrafındakiler cahiliyeden kalma diktatörler.

Yukarıdakilerde komünist, Marksist vs.

Komşu ülkelerle birlikte ülke içindekilerde “terörist”

Yani sazın hangi teline değse mızrap, tel kopuyor.

Paranın tansiyonu düşer, işin ucunda PKK! Altının değer sisteminde oynamalar olur, ardında PKK!

Fenerbahçe yenildiğinde ya da Galatasaray galip geldiğinde, “Vatan bir bütün olur ve parçalanamaz”

Vatandaşlar BDP ye zorla oy verir yani başka bir değişle silah zoruyla oy verir.

Ama AKP ye ya da diğer partilere gönülden bağlı oldukları için oylarını da bu meyanda sandığa atar.

Türk parasından atılan sıfırların sebebi kaçak elektrik kullanan Kürtlerdir.

Enflasyonun düşmesinin becerisi ise üstün ırk olan Türklerin.

Bir Kürt çıkıp “birkaç Mehmet Şehit oldu diye meclis toplanmaz” diye bir cümle kurunca savunan devlet aklı, devlet organları olur.

Ama diğer bir Kürt “Türkiye’de demokrasi, insan hakları, hukuk anayasal bir düzenleme” diye bir cümle kurunca “Terörist” olabiliyor.

Duble yol varken, tek yön yolu kullanan inatçılıktır bu.

Aslında farkında olunmasına karşın ille de bu ülkede yolun tek yönünü kullanıp sürekli kargaşa, karmaşa yaratıp iktidardan biraz daha fazla istifade etmektir.

Kürtçe konuşabilirsiniz ama Kürtçe eğitim alamazsınız. Nasıl olsa “Kürtçe medeniyet dili değil”

Kürtçe şarkı söyleyen insanlara köşelerinde vicdana sığmayan küfürler dizip köşe yazıları yazan, demeçler verenler türer. Yargı suskun şarkılar dinler çünkü.

Son yıllarda gerçekleşen “linç” provalarından geçmiş saldırıların ucunda istenmeyen Kürtler olur.

Ölen askerin, gerillanın faturası kürtlere kesilir.

Büyük-küçük Firmaların iflası, dünyada değişen para politikaları ile bağlantısı olmaz nedense ya da Türkiye’de ki ekonominin acemi yönetilmesi ile değil de Kürtlerin yaptığı kaçakçılıkla ilintili kılınır.

Eroinin, afyonun Kürtlerle alakası olur.

Fevkalade üzüntü duyulan ölümlere nedense Kürtlerin zil takıp oynadığı düşünülür.

Oysa Kürtler her ölümün başında kendinden bir parça kopmuşçasına üzülür. Üzüntüsünü rol gereği yapmaz.

Ama birileri çıkıp; “siz hangi kanı taşıyorsunuz” diyebiliyor.

Kanın asaleti içmekle değil onu taşımakla ispatlanır.

Bayrak yürüyüşlerini Türkler kimlere karşı sürdürür ikide bir?

Bombaların patladığı yerde yapılan yürüyüşler kimlere karşı yapılır sahi?

Kötü şeyler oluyor bu ülkede, hem de çok kötü. İnsanlar ölüyor ve kimse elini taşın altına sokmuyor.

Tek yön devam ediliyor.

Bu ülkede nihai çözüm garantörü devlet değil de kim?

Ve söylendiği gibi ise eğer; Türkiye’nin bütün komşuları hain. Uzaktaki müttefikleri ikiyüzlü, Siyonist ve kan emici.

İçeridekiler bölücü/Kemalist/ulusalcı.

Diyelim ki; çözümsüzlüğü yaratan Kürtler.

Peki devletin ve iktidarın kendi ülkesi için tek yön olmayan bir politikası var mı?

Antep’te bombalar, Hakkâri’de mayınlar patlamasın diye ne yapıyor iktidar?

Roboski benzeri ölümler gerçekleşmesin diye hangi önlem alındı?

70 milyon insanın güvenebileceği, inanacağı, kendini eşit görebileceği bir huzur ortamı sağlandı mı?

Sağlanacak mı böyle bir ortam? 

Huzurun formülü ne olacak?

Ortada ne sebep ne bahane kalmasın diye yapıcı ve inandırıcı sonuçların politikalarını yurttaşlar devletten ister başka yerden değil.

Kınama-lanetlemeyi bırakıp onca olayı ele avuca sığacak mantıklı çözümlerle buluşturun. Kınamakla olmuş olsaydı bu gün gerçekleşen ölümlerin hiç biri olmazdı. Bu mesele böyle bıçak keser gibi ifadelerle geçiştirilemez. İnsanları bölmeden-parçalamadan sevip işe başlama zamanı.

Bu yazı toplam 8983 defa okunmuştur
sayın revan
 // reşit
çok güzel bir yazı.olayları özetine güzel yorumlamış çok beğendim,lakin revan arkadaş bir başlık atmış(uçurumdasın),yazarın yazısına.acaba benmi dğru okumadım,eleştirdiğin bölüm neresi beğenmediğin yeri nere,nesini beğenmedim yazının söyleyebilirmisiniz?...
27 Ağustos 2012 Pazartesi 13:12
anlayarak okuyun
 // GeWSoOo
asLında yazarımız bi takım analizlerde bulunmuş yazısında, ki bu analizlerin çoğu kabul edilir cinsten.. sayıN sarı birnevi köhnelenmiş zihniyetlere, oLaydan rant sağlayan,bu kargaşadan menffaaatt gözeten kesimlri vurgulamakta.. sözüm ona yazılarında bıraz daha teferruat yapsa daha başarıLı oLur dıye düşünüyorum.......
25 Ağustos 2012 Cumartesi 11:28
Yüksekovalı
 // Maşallah
Eğer Yüksekovadaki serhıldanlar diğer BDP belediyelerinin kazandığı şehirlerde olsaydı ve Şemdinli ve Çele'deki çatışmalar diğer Kürt coğrafyalarında yaşansaydı haklı derdim. Yazar eğer Şemdinlili Kürtlerin o çatışmalarda gördüğü zararı, yaşadığı ızdırapları farkedebilseydi, oradaki çocukların içine girdiği psikolojiyi anlasaydı yazarın elini de öperdim. Biz Yüksekovalılar hala Kürt sorunun neden sadece Hakkari ve ilçelerinin omzuna yüklenmiş sorusunu sormuyoruz. Kıyaslarsak Hakkari'yi T.C ile devede kulak misali olur. 90'larda bu tür olayları gördük ve atlattık, bu olaylarda sadece Hakkari ile sınırlı kaldığından maalesef yine biz Kürtler ağır bedeller verip sonuçsuz kalacaktır. Umarım diğer şehirlerimizde bizi örnek alır tersi durum ol...
24 Ağustos 2012 Cuma 19:47