İrfan Sarı

Tehlike ve tedbir

11 Mayıs 2011 Çarşamba 13:08

Taş atan çocuklar ve tekbir getiren çocukların birbirine ölüm denemeleri yapmaları üzerinden çok zaman geçmiş. Öldürme ve yaralama denemeleri zaman çukurunda bırakılıp yaşatma ve yaşama çabalarının felsefe haline getirilmesi daha çok öne çıkarılmalıdır bu süreçte.
 
Bunun üzerine sayfalar dolusu yazabilir insan ama yazmaktan çok düşünmenin ve hayatla pratikleştirmenin zamanıdır. Artık iletişim çağındayız. Gün be gün neler döndüğünü görebilme şansımız pek çok.
 
Aslında çok muğlak bir atmosferden geçmedik dönüp şöyle göz ucuyla gerilere bakarsak anlayacağız ki içine çekilmek istenilen tablo pek açıktır.
 
Bilindiği gibi Yüksekova’da dağıtılan “Mezit” bildirisinden bu yana yaşanmakta olan gerginliğin arkasındaki güçler Kürtlerin el ele tutuşma sahnesine karşı duydukları kaygıyı düşmanlık yaratma temeline taşımaya çalıştılar.
 
Biraz tahripkar bir gerginlikten sonra hava duruldu.
 
Ama genel olarak Mustazaf tabelasının varlığı onlar için öfke kabartacak bir durumdu ve bunun farkındalığı ile pozisyon aldılar.
 
Dersim dağlarına düzenlenen operasyonlarda yaşamını yitiren Kürt gençlerinin acısı bir bir evlere-kentlere düşerken yarım kalan işlerini tamamlamak üzere tablo hazırdı. Bir tek fitili ateşlemek kalıyordu.
 
Eylemsizlik halinde olmasına karşın PKK, bu operasyonlarla çatışmaya davet ediliyor.
 
İşte bu portre eşliğinde Kürtleri ve Kürt dinamiklerini fikirleri noktasında ayrıştırıp vuruşturmak planı sinsice devre içine alınıyor.
 
Tam da bu süreçte Emek, Özgürlük ve Demokrasi bloğu bağımsız adaylarla 12 Haziran seçimlerine hazırlanıyor. Ama özellikle seçime Kürt illerinde kafası dağınık bir şekilde girilmesi isteniyor oysa Kürt illerinde güç dengeleri BDP’nin destekleyeceği adaylardan yana görünüyor.
 
Çünkü AKP’nin politikaları en son başbakanın “Kürt meselesi yoktur bazı Kürt yurttaşların sorunu vardır” şeklindeki açıklamasıyla gün yüzüne vurdu halk AKP’nin yalancı politikalarla entrika yaptığını anladı.
 
Bölgenin genelinde çeşitli grup ve kesimlerle ilişkilenmeye çalışıp Kürt illerinde en büyük gücün kendisi olduğunu dünyaya ve kamuoyuna anlatarak entrikasını sürdürmeyi hedefleri içine almaktadır iktidar.
 
Böyle olunca kurgulanan senaryoda Kürtleri birbirine kırdırıp zil takıp kenarda durmayı esas alıyor.
 
Kürtçe atasözünün de dediği gibi “Agır berda komê ço serê zomê”
 
Böyle olmazsa Yüksekova çarşısında cereyan eden ve bir cana mal olan gerginliğin güvenlik birimlerince önlenebilmesi mümkündü. Bir yandan göstericiler karşısında donanımlı polisler tam ortalarında Mustazaf-Der in üyeleri. Böyle elim bir arbedenin arasında esnafın da zararı önlenebilinirdi.
 
Güvenlik birimlerinin daha sonraki gün için istihbarat toplamadığını kimse söyleyemez. Muhakkak ki dernek üyelerinin farklı bölgelerden gelişi noktasında bilgi sahibi olduklarını düşünüyorum. Hassas durum önceden önlem alınarak durdurulabilinirdi.
 
Ama en çok farklı düşüncedeki Kürtlerin bu konularda yeterince duyarlı olması ve lider konumundaki yöneticilerin kendi kitlelerine bu konuda referans olması gerektiği bilinmelidir.
 
Keskin bir yol ayrımı uçurumun kenarı demektir. Kürtler düşüncesi ne olursa olsun uçurum boylarından inmek zorundadır. Medet umulacaksa kendi dinamiğinde bulmalıdır. Bir tartışma zemininde buluşmak çatışmaya giden yolu keser. Nasıl ki yaradılışın farklılığı varsa yaşamda ve düşüncede de farklılıklar olacak bu olgunun faydasını bulmakta Kürt dinamiklerine düşer.
 
Ateş düştüğü yeri yaktı evet ama her yangında etrafta zarar görür. Yiten yaşamın acısını his edip başka yaşamların kararmaması için düşünce yelpazemize olgunluğu, sabrı koymalıyız.
 
Öfkemizi dönüştürmeli ve bu meseleyi kan davasına dönüştürmeyi asla düşünmemeliyiz. Babadan kalma kan davalarının evlerimizi nasıl yıktığını hepimiz biliriz. Bildiğimizi bir yangının içine yürümeyi akıl edemiyorum. Akıl etmeyiniz, akıl etmemeliyiz.
 
Şimdi yaralarımızı sarma ve geleceğimizi sağlam temellere oturtma zamanıdır. Kendimize döndürdüğümüz namluları ebediyen toprağa gömmeliyiz.

Bu yazı toplam 5285 defa okunmuştur
geçte olsa
 // mustafa elma
nihayet gerçekleri görebildiniz. umarım bu gerçekler aklınızdan bir daha zayii olmaz. siz sadece kendi istek ve görüşlerinizi değil genel olarak bütün kürtlerin arzulayıp dile getirdiği bir tabloyu ortaya koydunuz. kürtler genelde hep aşiret bağıyla bir birine bağlı. yani hemen hepsi uzaktan yakından akraba sayılırlar. o yüzden birey birey hepsine saygı duymak elzemdir. gerklidir. sadece onlara değil türkiyede ki diğer halklara da...
12 Mayıs 2011 Perşembe 15:14
biji kurdıstan
 // biji kurd
Hizbullah kesinlikle şiddete şiddetle cevap vermesin! Derin Devlet denen kirli yapının oyununa -tekrar- gelinmesin. Toprak kana doydu, analarin gözlerinde akitacak yaş kalmadı. Kardeş kavgasına tekrar donulmesin! Şiddete hayır, kana hayır, gözyaşına hayır!

Zaman hizmet zamanıdır, kavga zamanı değil. Hizmete çok muhtaç çok Kürdler var. Kürdistan Hizbullah’a da BDP’ye de, her kese de yetecek kadar geniştir. Şiddete bulaşarak bu geniş memleketi birkaç metrekarelik çukurlara/mezarlara dönüştürmeyelim....
12 Mayıs 2011 Perşembe 14:21
OLMASI GEREKEN DÜŞÜNCE
 // ADA
DEĞERLİ ODABAŞKANIMIZ
Bu güzel yazıyı kaleme alman bizi çok sevindirdi. demek ki bizim aydınımız haykırsa haykırışı hakka gider haktan halka iner.bu toprağın insanıyız. kardeşiz.ama birbirimizin düşüncesine tahammül etmeyi öğrenmeliyiz. yüreğinize sağlık ....
12 Mayıs 2011 Perşembe 11:59