Bedri Çallı

Taraflar; Çağrım size

28 Mayıs 2009 Perşembe

Yazı başlığındaki taraflardan kastım çeyrek asır boyunca ülkede derin yaralar ve izler bırakan Türkiye Cumhuriyeti ve PKK arasındaki anlamsız çatışmaların muhataplarıdır.


İster kabul edin ister kabul etmeyin. Bunların çatışmaları sonucu yıllarca süre, binlerle insanlar ölüyor ve acıları tüm ülkeyi sarmışsa elbette bunlar taraftır. Bunun aksini savunmak demek ölüm ve acıları teyit etmek anlamına geliyor.


Bu çerçevede, PKK'ye bağlı KCK'nin 1 Haziran 2009 tarihine kadar bir çatışmasızlık imkanı sunması, meselenin siyasi olarak tartışılmasına zemin hazırlamıştır. Bu nedenle KCK tarafından alınmış olan bu kararın çok isabetli ve yararlı olduğuna inanıyorum.


KCK'nin aldığı bu çatışmasızlık kararını Türkiye"nin geçmişte alışılagelmiş katı ve vurdumduymaz yöneticilerinden farklı davranan ve bu süreci bütün olumsuzluk ve katı yorumlamalara rağmen, büyük bir cesareti ortaya koyan Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜL'ün de katkısı ciddi anlamdadır.

 

Her iki tarafın en ciddi organlarınca alınan bu karar ve açıklamalar çığ gibi büyümüş tüm ülkeyi düşünmeye ve tartışmaya sevk etmiştir. Ayrıca tüm uluslar arası siyasi çevrelerin dikkatlerini bu bölgeye ve bu mevzuyu takibe itmiştir. Bu süreç son günlerde en ciddi gündemi oluşturmaktadır.


Hal böyle iken, Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşı, Kürt asıllı bir vatandaş, düşünen ve düşüncelerini sanal ortamda tüm insanlıkla paylaşan bir yazar olarak sorumluluk bilinciyle çağrılarımı yapıyorum.


İlk çağrımı, bu zemini yaratma ve sunma cesareti gösteren KCK'ye (KOMA CIVAKEN KURDİSTAN) yapıyorum. Açıklamanızın ardından önce Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜL ve sonrasında Başbakan, Ana Muhalefet, Genel Kurmay ve tüm ciddi mercilerde bir çalışmanın başladığını sizde takip ediyorsunuz. Bu aşamadan sonra zamana ihtiyaç olduğu göz önündedir.


Yapılan çalışmaların ve çabaların heba olmaması adına, akan kardeş kanının durması adına büyük harflerle altını çizerek KCK'YE 1 HAZİRAN 2009 TARİHİNE KADAR OLAN ÇATIŞMASIZLIK KARARINIZIN EN AZ İKİ AY UZATILMASINI TALEP EDİYORUM.


İkinci çağrımı ülkemin Cumhurbaşkanı, Hükümeti, Siyasi Partileri, Güvenlik Güçleri, Sivil Toplum Örgütleri, Aydınlara ve yıllarca her yönüyle yüreği yanmış halkımızadır.


Karşınızdaki güç bir çözüm için çatışmıyorsa, sizin çatışmaya devam etmeniz bu süreci sabote etmektedir. Bu nedenle lütfen son zamanlarda yoğunlaştırılan operasyon, göz altı ve baskıları en azında bu süreçte durdurun.


Yine büyük harflerle ve altını çizerek bu süreci anlamlı kılan Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜL'ün şahsında tüm sorumlu ve yetkili organlara sesleniyorum.

 

BU SÜREÇTE ÇATIŞMASIZLIK KARARINA SİZDE OYUN, İLLEKİ PKK'Yİ MUHATAP ALIN DEMİYORUM, ANCAK YASAL ÇERÇEVEDE KURULMUŞ BİR SİYASİ PARTİ OLAN DTP'Yİ MUHATAP ALMALISINIZ. ONLARI KÜRT HALKI SEÇMİŞ İSE, KÜRTLERİN LEHİNE ALINAN KARARLARDA ONLARIN KATKILARI OLMALIDIR. AKSİ TAKTİRDE TRT ŞEŞ"TE OLDUĞU GİBİ OLUMLUDA OLSA KÜRT HALKI SAHİP ÇIKMAYACAKTIR. ÇATIŞMASIZLIK SÜRESİNCE HERHANGİ BİR İYİLEŞTİRME OLMAMASI HALİNDE BUNUN OYALATMA OLDUĞU KANAATI İNSANLARDA HASIL OLUR.


Aşağıda sadece bir kısım olumlu görüşlere yer vermek istiyorum. Bunların çok daha olumlu faktörlerin tartışıldığı bir zamanda ve sürekli  öldürme haberlerini duymaktan bezmiş, artık televizyon seyretmek istemeyen sorumlu bir vatandaş olarak gerek TC DEVLETİNE VE GEREKSE KCK'YE ÇAĞRI YAPMA HAKKINI KENDİMDE BULDUM.


Bu gün artık Türkiye Cumhuriyetinin 1 Numaralı Makamındaki Cumhurbaşkanı KCK'nin çatışmasızlık sürecini kastederek, bu sürece tarihi fırsat diyorsa bunun ciddiye alınması gerekir.


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin en önemli sorununun Kürt sorunu olduğunu ifade ederek, "İyi şeyler olabilir, fırsat kaçırılmamalı" şeklinde mesajlar vermiştir.

Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL'ün açıklamalarına şaşırmadım desem doğru olmaz. Ama yine sayın Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları beni memnun etmedi yada barış adına umutlandırmadı desem de doğru olmaz.

Neden şaşırdım; çünkü Refah Partisi, Fazilet Partisi ve nihayet Ak Parti çatısı altında sürekli sorumluluk mevkiinde, geçen 18 yıl boyunca gerek ortaya koyduğu düşünceleri, gerekse gerçekleştirdiği icraatları ile son birkaç ayda ortaya koyduğu düşünceleri arasında dağlar kadar farkı öyle sanıyorum ki sizlerde görüyorsunuz.

Kürt mücadelesi yolunda konuşulan bazı sözlerden, bir çok partinin kapatılması için zamanla destek sunan sayın Cumhurbaşkanı bugün farklı düşünüyorsa bu sevindiricidir. Bu farklılıkları eski Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL deyimiyle dün dündü, bugün bu gündür şeklinde ve olumlu yönde değerlendiriyorum. Bu değişimi büyük bir cesaretle ortaya koyan sayın Cumhurbaşkanını tebrik ediyorum. Çünkü bu değişim, sayın Başbakan'a, sayın Genel Kurmay Başkanına ve en son CHP lideri sayın Baykal'a yansıdı.


Sayın Cumhurbaşkanının "sorunlarımızı kendi inisiyatifimizle çözmeliyiz" sözünün çerçevesini tam olarak algılayamadım. Şayet Türkiye dışındaki ülkelere verilmiş bir mesaj ise, yani bu sorun bizim iç meselemizdir diyorsa elbette ben de aynı şeyi söylerim. Yok eğer bu dava için mücadele edenlere rağmen, yani onlara danışmadan emrivaki bir şekilden söz etmiş ise yazık derim. Çünkü tutmayacaktır.


Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN ilk başlarda Kürt Sorunu ile alakalı çok ciddi açıklamalar yaptı, ancak daha sonra geri adım atarak bu kez aksine açıklamaları oldu. Nedenini bilmiyorum. Ancak Cumhurbaşkanının bu desteği kendisinin işini kolaylaştıracaktır, diye düşünüyorum.


Geleceğin Türkiye'sini birlikte kuracağız, şeklinde açıklama yapan CHP lideri Deniz BAYKAL'ın bu açıklamasını fikir ve davranışların değişime uğraması ve sürpriz olarak niteliyorum.


Kürt sorunu için kapsamlı bir plan çalışması olduğunu anadilde dilekçe imkanı, yayın hakları, ekonomik, sağlık ve eğitim hizmetlerinde pozitif ayırımcık gibi. CHP'nin en azında bu konuyu tartışmaya açması ve kafa yorması sevindiricidir. MHP"den de benzeri olumlu katkılar sunulmalıdır.

BAYKAL'ın katkıları bunlarla sınırlı kalmıyor. Kuzey Irak'la ilişkilerin uzun vadeli geliştirilmesi. Kürtçe, Arapça ve Türkçe yayın ve bin tane kuzey ıraklı gencin Türkiye"de eğitilmesi.

Iğdır'ı da alarak Ermenistan sınırlarına dayandılar diyen Devlet Bakanı Cemil Çiçek gibi bölen değil de bu halkların olumlu ve birleştirici yönlerinin ön plana çıkarılması durumunda çözüm yolunda yol alınmış olacaktır.

Lütfen dikkat ediniz, gerek güvenlik güçleri ve gerekse PKK mensuplarından ölen her biri birer canımızdır. Her birinin bir dramı ve geride bıraktıkları acılı sönmüş hayatları göz önüne alarak kim ne katkı sunabiliyorsa esirgemesin.

Bu yazı toplam 4791 defa okunmuştur
yakışıklı
 // aylin
yazanda çok yakışıklı çekici...
18 Haziran 2009 Perşembe 11:42
silahlar sussun
 // adilane
dünyanın hiçbir ülkesin silahları kuvvetleri silah bırakmaz. böyle komik bir istekde olmaz. silahı bırakacak olanlar dağa çıkanlar. kardeşçe yaşamak varken konuşarak anlaşmak varken silahlardan uzak duralım. sevgiler...
12 Haziran 2009 Cuma 21:22
çözüme katkı
 // çiya botan
işte bir sivil eylem önerisi,tarafların birbirini muhatap alması şart,olmasa olmazı.karşılıklı bir çatışma varsa,ateşkeste karşılıklı olmalı katılıyorum sayın yazarımıza,böyle cesaretli öneriler sunun...
04 Haziran 2009 Perşembe 11:56