İbrahim Genç

Taksim, 1 Mayıs'ın simgesidir

01 Mayıs 2010 Cumartesi 00:00

Bir okulun öğretmenler odasındayım. Sabaha erken saatlerde başlamanın getirdiği mahmurluk var gözlerde. Bütün hafta, öğrencilerle uğraşmanın tatlı yorgunluğu…

Öğretmenler, 1 Mayıs’ın tatil ilan edilmesinden mutlular(!) Çünkü her teneffüs muhabbet işçilerden açılıyor ve 1 Mayıs konuşuluyor. 1 Mayıs günü neler yapacaklarını tartışıyorlar. Kimileri kendilerince “Eyleme gideceğiz.” diyerek espri yapıyor. Kimi de 1 Mayıs’ın hafta içine denk geldiği yıllarda yapacakları tatilin hesabını yapıyor.

Muhabbetin bu noktasında Din Kültürü öğretmeni karışıyor sohbete: “Azizim ben bu insanların 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istemlerini anlayamıyorum. Sanki İstanbul’da başka yer yok. Çocuk inadı bunlarınki de.”

Tam da bu nokta da bir şimşek çaktı gözlerimde: Sokrates’in kişinin kendini tanıması gerektiği yönündeki sözleri.

Sokrates, ancak doğru bilginin doğru eylemi gerçekleştirebileceğini savunur. Her ne kadar bir devlet düzeninin olması gerektiğini belirtse de bunun bir “ahlakilik”e bağlı olması gerektiğini vurgular. İnsanların içinde ortak bir eğilimin varlığını ve bunun da “iyilik” olduğunu vurguladıktan sonra, insanların kendini tanımaları gerektiğini söyler. Çünkü Sokrates, insanların bilgi eksikliğinden dolayı kötü olduklarına inanır.

Oysa biz biliriz ki silah dipçikleriyle kafaları ezilen çocuklara, haksızlıklara uğrayan insanlara karşı kayıtsız kalan ve insanları anlayamayan bir dindarlık asla “ahlakilik” erdemini taşıyamaz. Tabi bunun özelinde yatan ana etken de bilgi eksikliğidir ve yapılması gereken bireylerin “kendilerini tanıması”dır

KANLI 1 MAYIS

Ülkemizin proleter kesiminin ve buna destek sunan insanların neden Taksim’de direttiklerini anlamak, balık hafızalılığın parçalanmasından geçer. Her şeyi tarihsel bağlamından koparıp kendi şartlarıyla açıklayan zihniyet, sakat ve geri kalmıştır. Bu sebeple biraz geriye dönmek ve geçmişte neler olmuş bakmak zorundayız. Bunu, özellikle işçileri suçlayan zihniyetin yapması arzulanan bir durumdur.

Size Vikipedi’den bir alıntı yapmak suretiyle 1 Mayıs 1977’yi anımsatayım: “Kanlı 1 Mayıs, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda, 34 kişinin hayatını kaybettiği 136 kişinin yaralandığı olay. 1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı’nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul’a gelen yaklaşık 500 bin kişi DİSK’in organizasyonu önderliğinde Taksim Meydanı’nı doldurdu. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürmüş, miting de uzamıştır. Saat 19:00 sularında dönemin DİSK başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı. Sular İdaresi Binası’nın üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından açılan bu ateş sonucu insanlar panik halde kaçmaya başladı, kısa bir süre içinde İntercontinental Oteli’nin de üst katlarından ateş açıldı.”

Tabi açılan bu ateş yetmezmiş gibi, polislerin de panzerlerle kitlenin arasına girip kitleyi Kazancı Yokuşu’na doğru sıkıştırdığı da görülmüş. Bunun sonucunda geride kalan manzara; panikten dolayı birbirini ezen insanlar, panzerler altında kalanlar ve kurşunlara hedef olan işçiler…

Dünyanın her yerinde özgürce kutlanan bu bayramın Türkiye’de işçilere reva görülmesinin nedeni neydi? Yurttaşının istemlerini dikkate alıp buna yönelik düzenlemeler yapması gereken devlet neredeydi?

Devlet görev başındaydı o yıllarda tabi ki de(!)

Vikipedi’den şu alıntıyı da yapmak yerinde olacaktır: “Kontrgerilla tarafından askerî darbe hazırlığı olarak yapıldığı MİT tarafından Başbakan Süleyman Demirel’e rapor edilince, 29 Mayıs 19977’de muhalefet lideri Bülent Ecevit’e İzmir havameydanında suikast düzenlenince, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı 1 haziran 1977’de derhal re’sen emekliye sevk edilmiştir.”

Ülkemizde emekçi mücadelenin tarihinde yer etmesi itibariyle 1 Mayıs’ın taksimde kutlanması her zaman önemli olmuştur. Bu sebeple de işçiler her yıl Taksim Meydanı’na çıkmak için büyük gayret sarf etmelerine rağmen işçilere güvenlik güçleri sert müdahale etmiş ve olaylar çıkmıştır. Bununla birlikte bu bayramın içini boşaltmak için 1 Mayıs’a “Çiçek bayramı” diyen anlayışın, işçilerin mücadelesi sonucunda bu günü geçen yıl “Emek ve Dayanışma Günü” olarak ilan etmesi büyük bir kazanımdır. Yine geçen yıl işçilerin bir kısmının Taksim’e girmesine izin verilmesi ve bu yıl da işçilerin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacak olması işçi sınıfının mücadelesinin kazanımıdır. Bu bağlamda DİSK’in yıllarca bu uğurda verdiği mücadele saygıya değerdir.

Dünya ve ülkemiz emekçilerinin 1 Mayıs’ı kutlu olsun!

Bu yazı toplam 4190 defa okunmuştur
1 mayıs
 // aydoğan genç
çiçek bayramı! bazı cemaatlerde artık 1 mayısta taksime ineceklermiş.baharın gelişini kutlarlar artık. dikkat 1 mayısta dönüştürlüyor. 1 mayısın işçi ve emekçilerin bayramı olduğunu unutmamız an meselesi,malum balık hafızamız kandırılmaya çok müsait...
30 Nisan 2012 Pazartesi 23:40
YAŞASIN BİZİM SENDİKA AĞALARI
 // BEKTAŞ BALCI
Giderek yozlaşan, menfaat yuvası haline gelen bizim sendikalar ve yöneticileri tabiri caiz ise 4 köşe değil 40 köşe dönmüşlerdir. Servetleri kayda değerdir. Emekçinin sırtına basarak yükselmek belki daha kolaydır....
02 Mayıs 2010 Pazar 11:08
EN İYİ SENDİKACILIK ..!..
 // BEKTAŞ BALCI
Emekçinin hakkını en iyi SENDİKALAR korur ya..!.. KOMÜNİST RUSYA'DA , bir ayakkabı fabrikası o sene içinde 1 milyon çift imalat yapmayı planlamıştır. Yeterli işçi yoktur. Ama o iş yerinin bağlı bulunduğu SENDİKA baskısıyla işçiler 1 milyon 200 bin çift ayakkabı üretmek zorunda kalmışlardır. Üstelik fazla mesai ücreti yok, ekstra ödeme yok....
02 Mayıs 2010 Pazar 11:05