İrfan Sarı

'Sözün bittiği yer' Şemdinli

14 Eylül 2011 Çarşamba 00:05

Söz bitti işte…

3 sivil vatandaşın ebediyen söyleyeceği sözü tükendi.

Nefesleri tükendi. Gözleri göremeyecek, kulakları duyamayacak, yürüyemeyecekler, gülemeyecekler.

Başlarında bir mezar taşı, göğüslerinin üstünde soğuk toprak, boylu boyunca uzanmış olacaklar o karanlık ve daracık yerde.

Dünya alem sözün bittiği yeri gördü.

12 Eylül darbesinin bilmem kaçıncı yıldönümünde… Sözün bittiği yeri gördü herkes.

Devletin kaybolan otoritesinin yeniden tesisi için yapılan darbenin protesto edileceği günlerde Şemdinli’de üç yurttaş biri çocuk henüz devletin kurulan otoritesinin gözleri önünde taranarak öldürüldü.

Evlere havan topu duvarlara kurşun camlara zelzele düştü…

Devletin kurulu otoritesi polisine de sahip çıkamadı askerinde de vatandaşına da.

Söz bitti kavga başladı…

Artık kurşun adres tanımaz oldu.

Öldürülen siviller için devletin kurulu otoritesi özür diler belki ama özür dilense bile onları geri getirecek hiçbir otorite bulunmamaktadır, bütün otoriteler bir araya gelse bile onların geri gelmeyeceği gerçeğini kimse değiştiremez.

Tıpkı Filistin’deki gibi Şemdinli’deki mesele de bir insanlık meselesidir her şeyden önce.

2005 yılında suçüstü yapılan devletin iyi çocukları Şemdinli’de gün ortası insanları öldürmeye çalışırken devletin otoritesi “ucu nereye kadar giderse” demişti. Korkarım ki ucu dönüp dolaştı geldi bu güne…

Şimdi ucu nereye kadar gider bilmiyorum ama hakikaten söz bitince ne oluyor onu öğrendik. Hadise öyle böyle bir şey değil. Hadise insanlık meselesidir her şeyden önce.

Yani Filistin’de bayrak asılarak Ortadoğu’ya barış gelebilir ama Şemdinli’ye ne zaman barış gelecek önemli olan odur.

Yani burada sözü biten devlet otoritesinin Filistin’de söyleyecek sözünün oluşu çok garip değil mi?

Şemdinli’de hayatını yitiren her kim olursa olsun “sözün bitiği yer”in tabutuna girdiğini söylemek mümkündür.

Hayallerine kadar her şeylerini bu söz ellerinden almıştır.

Tankın, topun, silahın, havanın, uçağın, helikopter ve panzerlerin ortaya koyduğu bu fotoğrafın içinden silinden insanların ahı mutlak tutacaktır.

Korkum giderek geciken barışında fotoğraftan çıkarılmasıdır.

Evet, Şemdinli de korku ve çığlıkların koptuğu kıyamet gecesinde silahların hakim olduğuna tanık oldu cümle alem silahların konuştuğu bir yerde elbette ki söz biter.

Söz bitince ölüm olur.

Kahrolsun ki ölüm olunca hayat olmaz.

Devletin otoritesi, Afrikalarla, Filistinlilerle Ortadoğu baharıyla ilgilenince kendi ülkesinde sözü bitiriyor işte budur bütün mesele…

Şemdinliliye ölüm Afrikalıya yaşam ısmarlayan otoritenin aklı kadar sözü de oldu işte.

Bu yazı toplam 14327 defa okunmuştur
sahibinin sesi
 // geversever
sitenizin okuyucusum.sizlerden objektif yazı ve çözümler bekliyoruz.nasrettin hoca misali hırsızın hiçmi suçu yok .selamlar....
18 Eylül 2011 Pazar 14:10
sistemin gereyi
 // Baran
Sevgili kardeşim şemdinli de çıkar varmı yüksekovada çıkar varmı hakkaride çıkar varmı tüm soruların karşılığı hayır yok olamazda ancak çıkar sistemin istediği insan kanı ile kazanılmış para bu ülkenin neresi olduğu nun önemi yok önemli olanın nerede insan kanının fazla olduğudur şu anda somali oradan iyi para kazanılıyor sebebi ise kanın oluşu hemde insan kanı ile beslenen mahluk sistem kaleminin mürekkebi bitmemesi dileklerimle...
18 Eylül 2011 Pazar 00:13
ELEŞTİRİLMEMİZ GEREKİYORSA ELEŞTİRELİM
 // Gever
Geverliyim yurtseven ve hümanist bir insanım. Yazara kesinlikle katılmıyorum. Ben katledilen insanların ölümünden sadece Türk tarafını sorumlu tutmuyorum. Bence asıl suç şehir merkezine saldırı yapan Gerillalarındır. Adamların elleri armut toplamıyor. Can korkusuyla kendilerini elbet savunacaklar ve isteyerek veya istemeyerek masum insanların canlarına kıyacaklar. Biz Kürt halkı sonuna kadar haklıyız ama ne yazık ki Kürt silahlı kanadı bu olayda olduğu gibi özellikle son 2-3 ay önceki olaylarda da yanlış yapıp haklı olan kürt halkını haksız duruma düşürdü. Hoş haksız düşürmesede ölen masum savunmasız kürt insanı oluyor. Buna benzer olaylara halkın PKK'ye tepkisini göstermesi gerek. Eleştirmekten korkmayalım ve geriladan soğumayalım lütfen...
16 Eylül 2011 Cuma 18:34