1. YAZARLAR

  2. İrfan Sarı

  3. Sonuncu kaldık yine
İrfan Sarı

İrfan Sarı

Yazarın Tüm Yazıları >

Sonuncu kaldık yine

A+A-

Üniversite yarışında yine sonuncu kalmış memleketim yani Şırnak’la burun farkı var. Sonuncu olmak için attığımız adımları bir bilenin gelip Müslüman nidasıyla (Allah rızası için) anlatması gerekiyor. Yoksa bu iş ciddi ciddi mide bulandırmaya başladı.

İnsanlar çocuklarını sonuncu gelsin diye göndermiyor okula, eğer öyle olsa okula göndermez kendi iş gücüne karıştırır en azından babadan kalma da olsa bir meslek sahibi yaparlar.

Zannımca bunu bilmeyen yok.

Eğer her yıl ama her yıl sonuncu geliniyorsa ilkin bu işin içindeki eğitimcilerin ve idarecilerin kendine sorular sorması gerekir. Stratejilerinde eksik argümanları sıralamalılar bunu veli ve öğrencilerle paylaşmalılar. Gerekirse kamuoyu oluşturulur ve eksik araç gereç, bilgi, yöntem konusunda bir birliktelik oluşturulur.

Geç kalınmış olunan her ne ise, lazımsa devletin kendisinden uygun talep yeterliliği ile istenir gerekirse projelendirilir üniversitelere yollanılır ve üniversiteler üzerinden bu gündeme taşınır.

Yok, eğer gündem oluşturulacak bir gereklilik ya da lüzumluluk görülmüyorsa yerel düzeyde çözüm varsa bu konu için seferber edilir aileler.

Ki hassasiyetler konusunda bura aileleri fedaidir.

Eğitimci önce kurdun düştüğü ve giderek kemirdiği yeri bulmalıdır. Eğitimci bu anlamıyla sorumludur. Eğitimci politik arenadan değil düşünsel yenilik, araştırmacılıktan beslenir. Değişimci olmalıdır.

Eğitimci, Dönüştürebildiği zaman kar hanesine artı gurur koyar yoksa sesi soluğu dört duvar arasında küflenir velev ki evi sarayda olsa. Üretime geçirmek için, sonda kalanları hangi yol yöntem izlenecekse hangi strateji belirlenecekse eğitimcinin önemli oranda katkısı gereklidir.

Kıran kırana bir mücadeledir öğrenmek ve öğretmek görüyorum ki bu konuda mücadele azmi yok daha çok önerilen müfredat takvimi uygulanıp rafa çekiliyor sonrası. Ardı sıra ne olur nasıl bir hüsran olur bakılmıyor. Daha çok istenileni yapmayı görev edinen kulluk felsefesi tarafında duruluyor. Evet, ben devletin söylediği çizgide görev zamanı ve yetkimi kullanır çekilirim köşeme diyen bir ağırlık görülüyor.

Bir eğitim/öğretimcinin elinde nakışlanan cevher sınırları zorlamalıdır.

Gelinen noktada bilimin payı elbette tartışılmazdır.

Ama gelin görün ki bu payda Hakkâri olarak katkımız az olmaktadır. Sınırlar ancak sona doğru tarafımızca sıkıca zorlanmaktadır.

Şayet daha farklı bir bilinmezlik varsa yani aile faktörü, IQ vs.

Hiç durmadan bu da eğitimcinin çözüm konusundaki çalışmalarına aktarılmalıdır. Keza çözümü oluşturacak faktörler üzerinde yerelde ve genelde bir konsensüs oluşturulup katkı hamlesi haline getirilmelidir.

Ama kulağıma "taş atmaktan vazgeçin" her şey çözülür diyen sesler gelir gibi.

Bununda etkisi yok değil bunu biliyor herkes. Ama sonuncu gelmekte yeni bir şey değil. Türkiye kuruldu kurulalı bu gerçek olduğu yerde duruyor. Seksen öncesi okulsuzluk yıllarında tek tük üniversiteliden söz ettiysek şayet bu da o sonuncu olma geleneğinin bozulmamasından kaynaklıdır.

Bir güç sürekli sonuncu geleceksin dedi ama bu sonuncu geleceksin diyen tutuma karşı alternatif olma bilinci asla çıkmadı. Çıksa ne olur? Denilebilir. Statüko istediğini yaptırır ki nitekim yaptırıyor da işte o statüko denilen her ne şeyse ona alternatif olmasa bile onu cevaplayacak bir materyal elde yok elde.

Yani mevcut duruma karşı alternatif çözüm arayışı makale, rapor vs. yok.

Bu yüzden gelecekteki durum bu günden belli oluyor gibi.

Haber bültenlerine sonuncu olma kervanı ilimiz doğal olarak ilimizde yaşayanlar konulacaktır.

Her neyse bir eksiklilik var bunu biliyoruz bu konuda kimler kusurlu kimler sorumlu demekten çok ortadaki mevcut durumu değiştirmeye yönelik pratik nasıl yaratılır ona bakmalıyız.

Ama kendi mevcut durumuzu korumaktan vazgeçme zamanı.

Ne sonuncu olmalıyız bundan böyle ne de sonuncu olunan durumdan kendimize pay çıkarmama alışkanlığında olmalıyız.

Bu çocuklar yarışlarda inim inim inlerken mevki ve görev sandalyesinde kıpırdamayı ve oradan vazgeçmeyi bilen onurlu insanlara karışılmalı. Elinizdeki kalem koltuğunuzdaki saklılarınızdan her zaman daha önemlidir çünkü.

Bu yazı toplam 5332 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
17 Yorum