İrfan Sarı

Solin öldü Anne

31 Ağustos 2011 Çarşamba 17:48

Bir sen bilirsin Solin’in yarasını anne. Bir tek sen bilirsin savaşı anlamadan kaybolup giden canın acısını. Bir tek sen bilirsin doğurmuş olduğun çocuğun emeklemeden nasıl öldüğünü.

Bir tek sen kocaman bombaların düştüğü yerde, karnında henüz adı konulmamış yavrularınla öldün çünkü.

Savaş ne çirkin bir şeydir anne.

Yavruları annelerinden alır.

Anneleri de yavrusundan alan bir savaşın içindeyiz anne, hiç acımadan koyup yavruları öksüz.

Böyle bir ölüm yazılmadı henüz, bir Halepçe gördü evvel zamanlarda birde Ceylan’ın annesi toplarken etlerini çocuğunun eteklerine tanık oldu.

Gözüne çomak soktuğum dünya henüz görmedi anne.

Tonlarca ağırlığında bir bomba gül bedenini paramparça etti Solin,in…

Solin öldü anne!

Ağustos sıcağında boş bir tabutun içinde toprağın soğuk yüzüne teslim edilirken güneşin eridiği zamanları da gördük. İlktir güneşin bir mum gibi içim içim eridiği.

Yaz çiçekleri dallarını kolay kolay terk etmez. İnatçıdırlar. Yaz mevsimi bal mevsimidir çiçekler bunu bilir. Solin bizi balsız bıraktı anne!

Emekleyip orta yerde büyümenin denemelerini yapacaktı. Olmadı.

Yürümeye başlayacaktı. Oynayacaktı sokağın başında. Okula gidecekti. Arkadaşları olacaktı. Olmadı.

Olmadı işte anne…

Henüz başlamışken yaşama, biri ölüm emri verdi ve parçalarına ayrılarak öldü Solin…

İşte böyle anne, insan hayatına gireni kolay kolay unutamıyor, hele insanın ruhunun kapısını çalıp içeri girenleri ve yaşama sevinci verenleri asla unutamıyor. Yüreğin çılgına döndüğü sevilerin sonunda gelip başucumuza oturanları kaybetmek ayrıdır ama bir savaşın en acımasız hızında kaybetmek beter mi beter bir yangındır Anne…

Öyle üç damla gözyaşıyla iki ağıtla kapanmıyor açtığı yara…

Onlar yokmuş gibi davranıp onlar yokmuş gibi yaşamak aklını yitirmekten de acı verir insana anne.

Tut ki bir şehirde yitirilenler her şehirde hatırlanıyor…

Köprülerin iki ucunu birden uçurmaktır bu…

Solin’in gözlerini öpmedi dünya anne, dünya Afrika’da açlık yangını, Filistin’de işgal, Amerika’da işgalci, Avrupa’da iki yüz haritası, Solin’in Ülkesi ise annelerin kara yazısı yani gözlerinde tükenmez yaş deryası…

Annelerin yüreği; Unutmamakla, hatırlamak arasında ülkelerin mayınlı bölgesi…

Gözyaşların dantel dantel örülürken leçeğine, yanağında sabrı tükenmiş elmacık kemiği ile nereden nereye kadar ölünür kalbinin kuyusunda anne. Nereden nereye kadar uzanır saçlarına düşen akların nehri…

Eskimişlikten çıkan kokuların bıraktığı keskin yerdeyiz.

Bıçak desen değil, kılıç desen hiç, jilet asla bu devrin görünmez kesiğidir durmadan kanayan, kokan, öldüren.

Unutmak! İşte o acıklı sığınak.

Göğsünün orta yerinede uyuturdun üşümesin diye geceleri, sabaha güneşin olurdu şimdi hangi bomba, bunu unutturur anne…

Bu yazı toplam 8048 defa okunmuştur
elinize sağlık
 // murat aras
keşke afrikada atan kalpler biraz da insanlığa çarpsa..vicdanınıza elinize sağlık...
03 Eylül 2011 Cumartesi 15:35
zılm
 // idris (ciwan xebat)
çi bı bejem hindike.. ez nı zanım we çawa şirove bıkem.. tenê dı bêjêm xweda we zılm u zordestiye qebul neke.. fırsetê nede dest zalıman.. hêviya xwe dı gehinim xweda ku ew faşit dê nava xwina wan zarokan da bı fetisın... u wendabın.. hêvidarêm ji yezdanê dilovan re......
01 Eylül 2011 Perşembe 18:44
bazı gözlüklerinizi çıkartıp öyle bakın
 // ali kara
İrfan Sarı 20 yaşında yeni evli karısı çocuğuna hamile kimisinin ise daha 6 aylık çocukları olan askerler bir hiç uğruna mayınlarla kalleşçe öldürülürken bu asker çocuğunun günahı neydi tek taraflı olmayın biraz o at gözlüklerini çıkartın hep tek taraflı yazıyorsunuz daha sonrada teröristler ölünce türkler bayram ediyor diyorsunuz bu olanları gören halk ne yapsın olmaması gerekeni yapıyor ve tv'de terörist öldü denildiğinde bu az olmuş daha yokmu diyor...
01 Eylül 2011 Perşembe 17:10