1. YAZARLAR

  2. İrfan Sarı

  3. Sol dedikleri
İrfan Sarı

İrfan Sarı

Yazarın Tüm Yazıları >

Sol dedikleri

A+A-

Dünyada son yüzyılda o kadar hızlı gelişmeler oldu ki bunlara ayak uydurmakta insanlar oldukça zorlandılar. Bu zorlanan kitlelerin başında da solcular gelir. Tarih onların hep insan sevgisi ve paylaşımcı yanlarıyla tanıdı.

 

Evet, kendi yaşamlarını başkalarının sevgisini kurtarmak için feda eden bu aslan yürekli insanların asırlar boyu karşı karşıya kaldıkları insanlık dışı uygulamalar hep onların kahramanlık hikâyelerinin aktörü yapmıştır. Bunun için sayısız örnek vermek mümkündür. Bugün dahi bu damardan beslenen gerçekten devrimci insanların içinde oldukları durum budur.

 

Fedakâr, ilerici ve aydındırlar.

 

En ağır iş kollarında en umulmaz başarıyı sağlayabilecek güç ve yetenektedirler. Solcuların bulunduğu alanlarda bir örgütlülük ve bilinç görmek mümkündür. Baskıcı değillerdir. Cehennem denen yakıcı cezaevini cennet gibi yapmak için beyin güçlerini kullanmaktan asla aciz değillerdir. Paylaşımcıdırlar.

 

Hem insan tabiatında hem yeryüzü sayfasında gelişebilecek bütün tahribatlara panzehir olmak için bildik yöntemlerin günün koşullarına göre revizesi onlarca yapılır. Buluşlarını onlar gerçekleştirir.

 

Kadın erkek ilişkilerinde oldukça duyarlı ve aile ilişkilerinde katılımcıdır, akıllıdır, romantiktir.

 

Ve yine dünyanın tanıklığında solcular ya da devrimciler en çok baskıya şiddete maruz kalmış olmanın bayrağını elinde tutar. Felsefesinde üretim ve üretim modelleri taşıyan bu geleneğin aydın bireyi yazım dilini ve sözlü dili rekabetsiz elinde tutar. Buna karşın üretimde yetersiz ve karşılık vermede eksiklik taşıyan yöneticiler ile yöneticilerin güvenlik organları tahribatı yüksek şiddeti uygulamalarla üstlerine yürümüştür.

 

Bedenlerinden öte savunma gücü olmamasına karşın cezaevlerinde üstlerine darp yeteneği yüksek birey ve darp etkisi ölümcül aygıtlarla yürünülmüştür.

 

Dünya idaresinde yönetim modellerinin yanında yönetim yardımcıları olarak göreceğimiz basın ve yayın organları bu hususta ellerinden gelen çabayı sarf etmekte geri kalmaz. Yönetim ağzıyla oturdukları yerden insanlara kan kusturmayı ekonomik istemlerine yenilerek verirler. Bu savunmasız duruşları ellerinde dünyanın bütün savaş teknolojisinin var olduğunu göstererek hedef tahtasına sokar. Halk kitlelerine bu insanlık suçu durumları ya götürmemekle ya da götürürken terörize ederek taşırlar.

 

Basın ayağının yanında sermaye gruplarının saldırıları da bir o kadar etkindir.

 

Basın derken belki biraz açmak gerekir, bugün ve dün kapital dengeyle işbirlikçi “kraldan daha çok kralcı” mantaliteyle yaklaşım içinde olan ve bu ayakta önemli karakterler yaratandır.

 

Sol, bu kirli ayağın içinde kendine düşen misyonu belki tam anlamıyla güçlü bir şekilde sahiplenemedi. Kendi kıyısına çekildi. Düzenin uygulamasındaki yerini kabullendi.

 

Düşündüğü için ölümle karşı karşıya getirilirken bakmakla sorumlu olduğu bireyleri de aynı akıbete tabi tutmadaki tutum rahatlıkla görülebilir.

 

Solun sancılı yürüyüşü yakın geçmişteki 12 Eylül darbesi duvarına çarpar…

 

Orada yaşanan insanlık dışı uygulamalar, kişiler, karakterler, hapishane modelleri devletin bütün birimleri tarafından bilinmesine karşın bugüne dek henüz yapı yargı sürecine taşınamamıştır.

 

Buna şahitlik yapmış solun durağan bir seyirde olması doğal gibi görünür.

 

Özellikle son süreçte “Ergenekon” yapılanması ve geçmişteki “Susurluk” ile “Şemdinli” deşifresiyonunda da öne çıkan gerçeklerde sol kesimin hedef tahtasında olduğu anlaşılacaktır.

 

Anlaşılacağı üzere bu zorlu tırmanışta solun soluksuz bırakılması hedeflenirken aslında dünya düzenindeki gibi kaderine razı olan bir halk tabakası yaratılmak istenmekte. Çünkü sol soluksuz kaldıkça geniş halk kitlelerine aydınlık her halükarda taşınmaz mantığındaki egemenler iktidarlarını sonsuz kılma peşindedirler.

 

Ancak buna karşın sol kendi üretim birikimini harekete geçirmekte kayıtsız şartsız var olmalıdır. Belki böylelikle 12 Eylül darbecileri yargı önüne taşınır bununla birlikte hergün sefalete sürülen halkın mutluluğuna da bir kapı aralanır.

Bu yazı toplam 8768 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
15 Yorum