Necip Çapraz

Sofu'yu Yobaz'dan ayırmak

2005-10-16 21:19:25


 Yazar Dilek YARAŞ’ın 14.10.2005 tarihli www.internethaber.com daki “Sofu’yu Yobaz’dan Ayırmak” başlıklı köşe yazısını siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim. Yaraş’ın bu yazısı yıllardır karıştırdığımız iki kavramın açıklığa kavuşması için affınıza sığınarak bilginize sunuyorum. 
“……………..Eskiden olsa o kadar da önemli olmazdı belki de bu iki sıfatın birbirine karışması. Fakat geldiğimiz -bu geri- noktada, İslami terör var mıdır yok mudur, laik kimdir, yobaz kimdir tartışmalarının ortasında sofu’yu yobaz’dan ayırmanın yaşamsal bir önemi var.

Çünkü:
Yobaz; dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen kimse iken, sofu; dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan kimsedir. (TDK)

Gördüğünüz gibi iki sıfatın arasında vurgulanması elzem olan bir fark var: Sofu’da kendi halinde bir karakter tasvir edilirken, yobaz'da tam tersi müdahaleci -hatta saldırgan- bir karakter anlatılıyor.

Bildiğiniz gibi, gerek yobaz, gerekse sofu kelimesi sözlük anlamının ötesinde daha birçok örtük ve açık anlamla da örülmüş durumdadır.

Örneğin; yobazlık deyince, cehalet ve şiddet rahatlıkla bir arada düşünülebilirken, sofuluk ile ilim ve hümanizm yan yana getirilebilmektedir pekâlâ.

Rahmetli dedem örneğin; anlattıklarına göre, son derece sofu bir insanmış. O kadar ki ramazan gelince bir ay boyunca camide yatar kalkar ve mahalleli için dua edermiş. Bununla birlikte, kendi ailesi dâhil bir tek kişiye dahi baskı yaptığı, hele hele kötü söz söylediği veya davrandığı hiçbir zaman görülmemiş.

Rahmetli Kâmil Amca keza; günah olduğuna inandığı için televizyon seyretmezdi ama Madımak Oteli katliamını  gazetelerden okuyunca ’’İnsan yakan bu yobazlar cehennemde cayır cayır yanacaklar.’’ demişti…

Ama hiçbir yobaz görmedim ve dahi duymadım ki, kendisiyle aynı fikirden olmayana sevgi ve şefkat göstersin.

Şefkat; yobazlığın doğasına aykırıdır zira.

Baskı’nın içinde hangi şefkat barınabilir ki? Tahammülsüz bir insan nasıl sevebilir ki?

Sofu’luğun kendi halindeliği, görüşlerini kimseye söylemeyeceği, kimseyi kendi inancı doğrultusunda etkilemeyeceği anlamına da gelmez, gelmemeli elbette. Tabii ki, o da kendisi gibi inanan ve yaşayanların daha çok olması için elinden geleni yapar. Ama bunu yaparken hiçbir zaman ve koşulda, bırakın kaba kuvveti, zorlayıcı ya da dışlayıcı bir dil bile kullanmaz.

Yobaz, ise sözlük anlamında da görüldüğü gibi kendi fikrini, kendi inancını ve yaşam biçimini zorla, gerekirse şiddetle, hatta kanla başkalarına da kabul ettirmek isteyendir.

Sofularla yaşamak zorlu olabilir ama doğru değerlendirilirse eğer son derece geliştirici hatta tamamlayıcı bile olabilir.

Yobazlarla bir arada yaşamak ise imkansızdır.

Din uğruna, Allah uğruna, her türlü idealler uğruna insan öldürenler sofular değil, yobazlardır.

Yobazlık, bir başka ifadeyle fanatizmdir.

Fanatizm ve yobazlık
, sadece din için geçerli olan bir şey değildir tabii ki. Her türlü görüşün, her türlü inanışın yobazı ya da fanatiği vardır…

Başımıza ne geliyorsa da bunlardan geliyor zaten…………..”şeklinde yorumluyor.Yazının tamamını yukarıdaki adresten okuyabilirsiniz.
Dilek Yaraş’ın değerli yorumlarını okurken Sofu  ve kendi halinde olan dedem aklıma geldi.Dedemi  1970’lerde Yüksekova’da yaşayan herkes tanır.Namazlarını mutlaka camide kılar.Hiç kimseye karışmaz ,namaz kılması için ailemizde kimseye baskı kurmazdı.Çok temiz ve asla kimsenin kalbini kırmazdı.Onu bu vesile ile rahmetle anarken Yobazları ve Sofuları karıştırmamanız dileği ile hepinize iyi ramazanlar diliyorum.

Bu yazı toplam 3221 defa okunmuştur