Şeyhmus Diken

Siyasete Yasaklı Dil: Kürtçe!

28 Mart 2009 Cumartesi

Esirgeme benden gözlerini
Derin denizlere bakan
Tüm gökleri eritmiş denizleri senin bakışında göreceğim
Sert yaylalar karlı dağlar yok burada
İnsanların kum gibi doğup öldükleri
Dirimin her gün derin denizlerden geçip
Uzaklaştığını bilerek yaşadığımız bu yerde” 
             Susanlar / Bilge KARASU*

Garip bir ruh hali içinde, adeta terapi ile, kendine yanıtsız sorular sorarak, dibine kadar içilmiş kahvenin anında tersine çevrilmiş fincanının iç çeperindeki telvesinin sırrı falcı tarafından bile çözülememiş bir haleti ruhiyeyi yaşıyor bu tuhaf ülke…

Memleketin doğu yarıküresinde yaşayan, ayrı bir kavim! Dili, kültürü, kimliği, coğrafyası ve ruhunun; öbür taraftakilerle bin senedir bir arada yaşamalarına rağmen hiçbir yakınlığı yok. Bunu epeycedir biliyorlar. Nedendir diye sormayın. Yaşadıklarından öğrendikleri bir şeyler var. Hayat öğretti onlara “ayrı” olduklarını. Hep “birlik” dedi birileri. Demek ki “ikilik” var diye anladı öte yakadakiler…

Suskunluk var doğu yakasında ülkenin…

Şimdi batı yarıküredekiler gözlerinizin içine bakıp diyorlar ki; bakmayın yıllardır birlik demiş olmamıza, ayrıymışız evet, yeni anladık! Bakın, biz sizin dilinizle şarkılar söylüyoruz, konuşmayı yeni öğrenen el kadar bebelerin kekemeliğinde, peltekliğinde. Ne olur, ama ne olur dilimiz varmıyor demeye, ama ne olur lütfen affedin bizi, sizlere çektirdiğimiz bunca eziyetten sonra.

Söylüyorlar mı bunları, heyhat. Söyler gibi yapıyorlar, utangaç, mahcup ama epeyce pişkin bir edayla gözlere bakıp bakıp şivekârlık gösterisinde bulunuyorlar…

Affetmek sadece şarkının ayrı ve aykırı dilindeki nağmelerinde kalsaydı keşke! O kadar kolay olurdu ki, affetmek. Altı üstü yasaklanmış bir şarkı sözü olurdu affını bekleyen. Oysa dağ boyu suskunluk var doğu yakasında ülkenin. Susanların suskun dilini kim çözecek. Bakın insan kemikleri, kafatasları, saç telleri, fanilalar, donlar, göynekler, bereler çıkıyor derin ve dipsiz sandığınız epeyce bir zamandır suspus olmuş kuyulardan. O kuyulara atılmış bedenlerin sahipleri affedecek mi? Affedilmeyi bekleyen dili, ruhu kirletenleri…

Bırakın dininizi doğunun dilinden anlatma sevdasını. Siz yasakladığınızda da doğu yakadakiler kendi dilleriyle okuyorlardı ilahilerini. Şimdi siz kekeme, onlar hatip. Alay ediyorlar sizle, para-tanrıcı ithal ikameci izinsiz destursuz siyaseten ödünç alıp kullandığınız doğunun vakur diliyle…

Anamın dili Kürtçenin yüzü suyu hürmetine…

“Kanın akıyordur bir yerlerde şimdi/geçilmemiş kapıların aşılmamış eşiklerin ölümlü ığıltısında / geleceğimi umarak / gelmeyeceğimi duyarak içinden”.*

Ölüm çukurlarına, dipsiz derin kuyulara, derin ve vahşi vadilere, çakallar kurtlar parçalasın diye savurduğunuz bedenlerin; duymasın diye kesip maskot yaptığınız kulaklar, kopardığınız lal u ekbem diller, oyduğunuz göz çukurları, kırdığınız kol ve bacaklar siyaseten dil olacak ant olsun, sizin din aşkına inanmadan kullandığınız anamın dili Kürtçenin yüzü suyu hürmetine…

* Bilge Karasu, Suskunlar Kitabı, Metis Yayınları. Ocak 2009 İstanbul.

Bu yazı toplam 6021 defa okunmuştur
demokrasi yavaş yavaş oturur
 // cern
Biz hiç bir zaman sizi kürtçe konuşuyorsunuz diye yadırgamadık.Aksine görev yaptığımız yerlerde bizde öğrenmeye çalıştık sizin dilinizi.Burda çalışan memurların nerdeyse %80 ni konuşamasa bile sizin konuştuklarınızı anlıyor.Bence siz bu olayı çok abartıyorsunuz.Önceden yasakmış tamam ama Türk halkının bu konuda size bir baskısı mı oldu.Zamanında devleti yönetenler yasaklamış.Artık geçmişle bu günü karıştırmayalım.Demokrasilerde olur böyle şeyler.Doğusu batısı yok zamanında baskılardan herkes payını aldı.Okuduğun kitap gazete herşey yasaktı.İnsanlar özgürce fikirlerini söyleyemiyorlardı.Önemli olan bunları aşabilmek .Bu gün daha özgürsek bu halkın daha bilinçli ve okumuş olmasından.Böyle geçmişe takılıp kalacağımıza çocuklarımızı okutalım da onların gelecekleri bizden de iyi olsun .Biz nasıl kendimizden önceki kuşaklardan daha iyi şartlarda yaşıyorsak.Onlarda bizlerden daha iyi şartlarda yaşasınlar....
29 Mart 2009 Pazar 13:46