Ümit Yazıcıoğlu

Sivil anayasada Kürt realitesi

2007-09-10 15:30:40

Anayasa, bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirleyen bazı ülkelerde yazılı, bazılarında ise yazısız genel kabul görmüş kurallar silsilesidir.

Ülkemizinde sivil bir anayasaya, toplumsal mutabakata dayalı demokratik bir anayasaya gerçekten ihtiyaç var.

Bilindiği gibi Türkiye’de en son olarak 2004’te AB reformları değişikleri ile anayasaya yeni açılımlar getirilmeye çalışıldı. Buna rağmen bazı alanlarda hala çok büyük boşlukların olduğu ileri sürülmekte, bu nedenle sivil bir anayasaya AB baskısı sonucu ihtiyaç duyulduğu görülmektedir.

Geçtiğimiz yasama dönemi TBMM çalışmalarına baktığınızda Kamu Reformu Temel Yasa Tasarısı, Belediyeler Yasası gibi tasarılar gündeme geldi. Bunların hepsini bir bütün olarak incelediğinizde Türkiye’nin başkanlık sistemine veya eyalet sistemine hazırlandığını iddia edebiliriz.

Fakat bilmemiz gereklidir ki, AB dayatmasıyla Türk Hukuk sistemi oluşturulamaz? Çünkü herhangi bir modeli, bire bir kopyalamak mümkün değildir.

Her ülke kendine özgü hususiyetlere, tarihi bağlama ve diğer ülkelerdeki rejimlerden az veya çok ayırt edilen, karakterize bir siyasi rejime sahiptir. Ancak Türkiye için diğer tecrübelerden yararlanmak da bir zorunluluktur. Dolayısıyla küresel güç veya AB istedi diye anayasa yapılmaz. Bu, bu kadar basit bir iş değildir. Kimse kendini tarih önünde basitleştirmesin. Demokrasilerde tek taraflı irade beyanları maddeler halinde dikte ettirilemez.

Türkiye’nin iç sorunları anayasa değişikliğini zorunlu hale getirdiği için, Anayasa değişikliğine Erdoğan Hükümeti gitmek mecburiyetinde kalmıştır. Konunun sosyal, kültürel ve Kürt sorunuyla ilgili arka plânı inkâr edilemez.

Bu nedenle önemli olan Türkiye’de çok daha pozitif katılımla çok şeffaf bir şekilde tartışılarak sivil bir anayasanın yapılabilmesidir. Herkesin buna olumlu katkıda bulunması gerekir.


“
Başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de, hukukçuların kişisel arzularını hukuk kuralı olarak sunmak gibi bir zaafları vardır. Oysa hukuk kurallarının koyucusu, hukukçular değil, yetkili siyasal organlardır. Anayasa kuralı koymaya aslî kurucu iktidar, anayasa kurallarını değiştirmeye tali kurucu iktidar, kanun koymaya yasama organı yetkilidir”. Dolayısıyla sivil bir anayasanın yapılamasında başta DTP olmak üzere TBMM'deki bütün partilere bu ortamda büyük görev düşmektedir.

Eğer DTP hazırlanan sivil anayasada Kürt realitesini siyasi olarak kabul ettirtmek istiyorsa, bu realitenin anayasada yapılacak değişiklikte yer almasını mecliste sağlayabilmelidir. Çünkü Kürt ve Türklerin birlik ve beraberliğini güçlendirmenin yolu, onların ortak değer ve hedefler etrafında kenetlenmesini, anayasada anayasal hak olarak perçinleştirmekten geçer. Aksi takdirde büyük bir tarihi fırsat heba edilmiş olacaktır.

Evet hükümeti denetleme yetkisi TBMM'ye aittir. Ama demokratik bir hukuk düzeninde cesaret tutuculuğun siperlerinden çıkıp, zihniyet devrimlerini göğüslemek için de lazım.

Bu yazı toplam 11579 defa okunmuştur