İbrahim Genç

Silah alımları neyin işareti?

17 Haziran 2010 Perşembe 12:32

Türkiye halkı her geçen gün biraz daha anlıyor ki Türkiye’de hiçbir yönetici kendilerini çok da umursamıyor. Çünkü bütün hükümetler halkını umursamak yerine genel bir alışkanlıkla “resmi ideoloji”yi ayakta tutmanın gayretine girdiler, giriyorlar. Bu sebeple de “halk devlet içindir” anlayışı egemen kılınmakta ve bu yüzden de zaman zaman yurttaşlar ölüme bile mahkum edilebilmektedirler. Bilmeliyiz ki eğitim ve sağlık alanındaki hizmetler, silahlanma yarışının gerisinde kalıyorsa bu o anlama gelmektedir.

Tabi bunun psikolojik tarafının ülkemizde özellikle Türk halkı üzerinde yaratıldığını biliyoruz. Bu sebeple de yurttaşların birçoğu eğitim ve sağlık alanında hizmet görmemeyi de göze alabilmektedir. Çünkü milliyetçiliğin getirdiği böbürlenme ihtiyacı psikolojik açıdan “Her Türk asker doğar”, “Biz asker bir milletiz” gibi sloganlarla doyurulmakta ve bu anlayış,  halka kanıksattırılmaktadır. Bu sebeple de eğitim ve sağlık hizmetlerine ayrılan bütçe daralırken silaha ayrılan bütçe azalmamakta, hatta artabilmektedir.

Hatırlanacağı üzere mart ayında Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) askeri silah transferiyle ilgili bir raporu medyada yer aldı. Bu rapora gör Türkiye, askeri silah satın alan ülkeler arasında ilk onda yer almıştı. Oysa ülkemiz 2008’de 13. sıradaydı. Bize en çok askeri silah satan ülkeler de İsrail ve Almanya. Bilindiği üzere yeni antlaşmalarla askeri silah satın almaya ayırdığımız para gittikçe artıyor. Yine bu raporda ilginç olan bir diğer ayrıntı da komşumuz Yunanistan’ın silahlanma yarışında 4. sırada yer almasıydı. Ki Yunanistan silaha geniş bir bütçe ayırmasının cezasını az kalsın iflas etmekle çekecekti.

Yunanistan’ın yoğun askeri silahlanmasından dolayı girdiği ekonomik kriz günlerinde Yunanistan Emek Konfederasyonu “silah yarışını bırak, istihdama bak” diyordu. Çünkü sadece silah spekülatörlerinin kazandığı bu silahlanma yarışında en temelde kaybeden halk oluyor. Bunun benzerini ülkemizin yaşamaması için Yunanistan’ın içine düştüğü durumun anlaşılması gerekiyor. Tabi bunun anlaşılması zor görünüyor.

Çünkü bugün Ortadoğu’da çeşitli güçlerin, başta Türkiye olmak üzere, iktidar mücadelesine girdiklerini görüyoruz. Bazı ülkelerdeki askeri gelişmelere, silah transferlerine ve karşılıklı restleşmelere baktığımızda insanı tedirgin eden bir havayı hemen fark edebiliyoruz. Özellikle Başbakan Erdoğan’ın tutumuna ve son günlerde ülkemizde tekrar başlayan düşük yoğunluklu savaşa baktığımızda ülkemizin karanlık sulara çekilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu noktada AKP Hükümeti’nin de etraflıca düşünmeden ürettiği hamaset kokan politikalarının ülkemizi bir savaş sarmalına sokması da korkulan bir sonuçtur.

Özellikle ülkemizin bizzat kendi topraklarında kullanılmak üzere AKP’nin silah alımlarını acilen yapması da bir hazırlık olarak algılanabilir. Zaten her türlü donanıma sahip orduya alelacele silah alımının mantıklı açıklaması yok. Bu bağlamda askeri totaliter bir devlet mi olacağız yoksa bir savaşa mı hazırlanıyoruz ciddi ciddi düşünmeliyiz. Oysa işsiz öğretmenlerin sayısı yüz binleri buluyor ve güya eğitim ülkemizin en önemli sorunu ama öğretmen atamaları için bütçe yeterli değil deyip ihtiyaçtan çok az kadro için bütçe ayıran maliyemiz, hiç de acil olmadığı halde silah alımı konusunda milyar dolarlık antlaşmalara nasıl onay verebiliyor aklım almıyor.

Ki silah satan ülkeler Türkiye’yi eşi benzeri görülmez sadık bir silah alıcısı olarak görüyorlar. Çünkü hem mantalite “asker millet” olma çizgisinde hem de ülke içinde zaten bir savaş var ve bu savaşın bitmesini de kimse istemiyor. Bu satırları okuyan bazı okurlar “ülkemizde savaş yok” diyebilirler. Biz de soruyoruz oysa, “savaş yoksa neden bunca silah alımı?” Savaş yoksa madem, neden gencecik fidanlar toprağa düşüyor her gün? Savaş yoksa neden dağ taş her gün bombalanıyor? Savaş yoksa madem, dünyanın sayılı ordularından olan ordumuz neden Doğu ve Güneydoğu’da kullanılmak üzere acilen taarruz helikopterleri alınmasını istiyor?

Unutulmasın ki ülkemizin gençlerini, Mehmetlerini alıp götürürken bu savaş, sadece ama sadece silah tacirlerinin işine yarıyor. Bu çağda ilkel militarizm hastalığına kapılıp da insan gibi yaşanacak bu toprakları cehenneme çevirmeyelim. Bakın ülkemiz silah alımından bahseder bahsetmez hemen Rus, İtalyan, ABD silah şirketleri sıraya girdiler. Oysa bunlara vereceğimiz parayla artan bu işsizliğe çare bulunabilir. 30 yıldır dağların ve taşların bombalanmasıyla sorun bitmiyor. Kalkıp da ülkemizin bir 30 yılını daha bu anlamsız inada kurban etmeyelim. Mantıklı düşünelim ve sağduyulu davranalım. Çünkü bir gün gelir, Allah korusun, çok geç olabilir.

Bu yazı toplam 7162 defa okunmuştur
BİNDİĞİMİZ DALI KESİYORUZ....
 // mezopotamyalı
Gerçekten işin içinden çıkılmıyor...
Kürtler, Ergenekonun devlet içindeki uzantılarının zülümleri altında inim inim inliyor.
Bu zülüm karşısında tepki gösteren kürtler suçlu konumuna düşüyor.
Ergenekon ve zihniyeti hem Kürtleri tahrik ediyor, hemde tahrik olan kürtleri göstererek bakın bunlar terörist diyerek Türk halkını Kürtlere düşman etmeye çalışıyor.
Bizde bu zülüm içinde inim inim inlerken, alınan her bir silahın biz kürtlere karşı kullanılacağını düşünüyoruz.Ki kullanılıyor.
Halbuki bu silahlar alınmasa yarın silah alımlarında DÖRDÜNCÜ OLAN YUNANİSTAN'IN bir hamle yapıp,12 EGE Adasında olduğu gibi İSTANBULU almaya çalışmayacağı ne malum..
Yarın İsrail in ne yapacağı da belli değil.
Tek çare KÜRTLER ve TÜRKLER sırt sırta ver...
18 Haziran 2010 Cuma 10:02
helal olsun
 // sinan
hacı süper yorum helal olsun sana.......
17 Haziran 2010 Perşembe 23:44
öğrenci
 // sevim
umarm birgün artk sorgulamayı öğrenen bir gençlğmz olur...
17 Haziran 2010 Perşembe 20:18