İrfan Sarı

Sibirya'daki Taziye

2005-08-31 17:03:51
Yaklaşık bir ay evveldi yani temmuz, hazana doğru hızla zaman ilerliyordu. Ben ve Mamı ferhan sibiryadaydık, işimiz gereği bir yıl kadar kalacaktık.Orada uzay boşluğundaki dengenin uyumunu insanın genetik yapısına uyup uymayacağı hususunu “bilimseltrane “olarak ıspatlayıp,uzay araştırmaları manifestosunu tamamlamak üzere eksik yapıyı gün yüzüne çıkarmaya gitmiştik Bilirsiniz Mamo,nun bu yıl 121’nci yaş gününü kutladık hep beraber.Böyle medarı iftiharımız olmuş,bir” bilimtrane"! adamıyla çalışmak her koç’a nasip olmaz. Bir yandan uzay boşluğundan koparak toprağın derinliklerine gömülen gök cisimlerini araştırırken bir yandan da yöre halkının sorunlarına bölgemiz anlayışında çözüm aramaya çalışıyoruz.Sizinde yakınen bildiğiniz gibi oralarda halkın sorunları diz boyu Tıpkı bizim Urfalılar gibi kuraklık yaşadıkları için,yılın belli mevsimlerinde mahsul alabilmek uğruna hocayıda alarak yağmur duasına çıkarlar.Her birinin üç- beş karısı var. Çocuk`? zaten sayısını bilmiyorlar.Çünkü her yıl damdan düşen ve akrep sokmalarıyla ölenleri sayamadıklarından ve yenileri için temel atmaya başladıklarından; her gün boy abdesti aldıklarından inanırmısınız koca okyanusun ve buzulların suyu bile kalmamış. Bereket içme suyunu yanımızda götürmüşüz.Buzul dediğimiz ne ki? insan vücudu ısısı karşısında cızzz diye eriyiverir hele bizdeki sosyete kadın ve lünpenlerin kullandığı kozmetikler bir çırpıda eritiverir koca buzulları. Neyse ki bu sene çoğu mevsimlik işçi olarak Mısır’a mısır toplamaya gittiler. Yoksa susuzluktan çok ölüm olurdu alimallah...Şimdi kamyon,kamyon su gönderiyorlar, ancak yetiştirebiliyorlar bu zavallı gurbetçiler.Birde bunların başlarının belası ağaları var, sormayın.Hatta biz gittiğimizde ağa “bizim topraklarımızda izinsiz sabah yürüyüşleri yaptığınızı duydum” diye neredeyse yurt dışı iznimizi iptal edecekti.Mamı ferhan olmasa kesin gönderirdi bizi, mamı ferhanın son masal kitabını okuduğunu söyledi her gece bir karısına okutup onun önünde uyuyormuş bereket. Geldiğimizin birinci ayıydı ki gurbetçilerin gönderdiği kamyondaki su kapaklardan sızınca belediye personeli OHANAHA hayatını kaybetti baş sağlığına gittik, ağaçların altına sedirden bir çadır yaptıkları halde sıcaktan bunalıyorduk o arada bütün sibirya halkı taziyeye geliyordu, dikkatimi bir şey çekti onu sizinle paylaşamasam dayanamam. Şimdi imam her gelen guruba el sıkmayla birlikte fatiha okuyor.Herkes Allah’a ölünün ruhu için dua ederken ağanın dua okumadığını gördüm. bir, iki dedim ama hiç okumadı.Sonra kalkıp gidenler ağanın elini tutarak gidiyorlar ya birde ne göreyim yoksul insanların sırtından palazlananların önünde ayağa kalkarak diğer çelimsiz zayıf kişileri de parmaklarının ucunu uzatarak selamlıyordu.Baktım mamı ferhan kalktı bende kalktım ağanın elini tutacakken ağa kalkıp mamı ferhana sarıldı öptü hemen sonra ben gittim birden oturdu iki parmağını uzatıp suratını astı...Bu haksızlığa dayanamadım yürürken gözlerim doldu kahroldum birden beynime kan sıçradı oradan geçen feribotun pervanesine atladım pervane bacaklarımı kesti karnımı doktor edasıyla kesti bağırsaklarıma dokunmadan kalbimin üstüne oturdu ve dedi kusura bakma vakit tamam ve parçaladı. Zaten bu yazıyı da diğer taraftan yazıyorum burası mı?henüz ağa mağa yok bakalım...
Bu yazı toplam 1146 defa okunmuştur