Ümit Yazıcıoğlu

Şeyh Said'in naaşı GATA'da mı?

09 Ağustos 2009 Pazar 12:36

Yakın tarihimizde, Kürt meselesi üzerine araştırma yapmanın binbir türlü zorluğu ve engeli var. Zorluklardan biri resmi belge ve kayıtların araştırmacılara acık olmamasıdır. Şark İstiklal Mahkemeleri dosya ve tutanaklarının incelenmesi ancak TBMM Başkanlığının özel izni ile mümkün olabiliyor. Genelkurmay belgelerini incelemek ise benim ğibi bilimadamları için hemen hemen mümkün değil.  

Merhum Şeyh Said olayı, bugün bütün dünyada üzerinde fikir yürütülen büyük bir hadisedir. Hadise´nin  dinsel mi, yoksa ulusal bir ayaklanma mı olduğu bugün de tartışılmaktadır. Şurası bir gerçektir ki, 1925 hareketi, din ağırlıklı ulusal bir başkaldırıdır. Bu tespiti rahmetlinin son sözlerinden anlamak çok mümkün. “Kendimi milletimin yolunda feda ettiğime hiçbir şekilde pişman değilim. İlerde torunlarımızın bizden dolayı düşman önünde utanç duymamaları bizim için yeterlidir”, diyor.

Dolayısıyla bende bir Kürt düşünürü olarak, bir bilimadamı ve yazar olarak Şeyh Said Ayaklanması ve rahmetlinin cenazesinin nerede olduğuna dair yıllardır arşiv araştırmaları yapıyorum. Bu konuda bugün sizlere önemli bir açıklamada bulunmak istiyorum. Geçenlerde İsviçre Dışişleri Bakanlığı arşivinde araştırma yaparken 08 Ağustos 1925 tarihinde İsviçre büyükelçiliği askeri ateşesinin Türkiye’den, İsviçre Dışişleri Bakanlığı’na göndermiş olduğu bir telgrafı okuma olanağım oldu (bu telgraf tabidir ki şifreyle yazılmış, kısa bir not). Belgenin Fotokopisini çekme iznim yoktu, sadece okuyabildim ve not alabildim. İçeriğini, daha doğrusu metinden anladığımı tercüme ederek sizlerle paylaşmak istiyorum.

“chzcyc 4

 tf 24 xxxxx 25 2100

ayaklanma nedeniyle Diyarbakır´da idam edilen, Kürtlerin nakşi liderlerinden Şeyh Said, Şeyh Abdullah ve Piranlı Melle Mahmut’un naaşları, infazdan iki gün sonra askerlerce mezarlarından gece çıkarılarak, incelenmek üzere Ankara’da bulunan Askeri Tıp Fakültesi morguna gizlice bir askeri araçla bugün getirildi.

0721 nnnn col 5. 1925 8 12.00 1030 233 7306 52 1155”

Yukarıdaki bu satırlar 8 Ağustos 1925 yılında İsviçre istihbaratçılarınca yazılmış bir telgraf.

Şimdi idarecilerimize sormak gerekiyor, şifre numaralarını aynen verdiğim bu telgrafın anlattığı gerçek mi? Şeyh Said ve üç arkadaşının naaşı halen Gülhane Askeri Tıp Akademisi´nin morgunda mı? Eğer naaşlar halen GATA morgunda ise, niçin aradan 84 yıl geçtiği halde, neden cenazelerimizi biz Kürtlere teslim etmiyorsunuz? Eğer naaşlar morgda değilse, GATA kayıtlarında Ağustos 1925’de bu meseleyle ilgili herhangi bir not veya kayıt var mı?

Diğer taraftan başka bir arşivde Şeyh Said ve arkadaşları hem şark istiklal mahkemesine ve hem de idama götürülürken, dakika dakika onların her hareketinin filme alındığı belirtiliyor. Böyle bir film var mı? Bu film o zamanın hükümeti tarafından incelendi mi? Genelkurmay arşivlerinde böyle bir film var mı? Eğer mümkünse arşivlerde bizlerinde inceleme yapmamıza olanak sağlanmalıdır. Eğer Şeyh Said’in ifadesi filme alındıysa, hadiseden 84 yıl gibi uzun bir süre geçtiği için, bizlerin bu flimleri incelemesi gerekir diye düşünüyorum.

Bu yazı toplam 7166 defa okunmuştur
Gerçek Kürt yurtseverleri
 // Tarik AYDIN
Selam lar hocam bu ortam da
herkese çok büyük görevler düşüyor. En azından korkmamak
sinmemek bizim için bir başlangiç noktası olmalıdır. Bundan
sonrası ise liderlik vasfına sahip bir önder le Ülkemiz
yolluna salıklı ve hedeflerinden sapmadan devam edebilr.
Ne mutlu bize ki her zanman güvenebilecegimiz bir liderimiz var
gerçek Kürt yurtseverleri olarak arkanızdayız tanımaya ve
tanıtmaya devam ediyoruz başarılar..........
24 Ağustos 2009 Pazartesi 01:06
Şifreli iddialar!
 // Faruk Bahadıroğlu
EDİTÖR NOTU: YORUMUNUZ UYGUN GÖRÜLMEDİĞİ İÇİN YAYINLANMAMIŞTIR. BAHSİNİ ETTİĞİNİZ KONU İLE İLGİLİ YAZARLA MAİL YOLUYLA DİYALOĞA GEÇEBİLİRSİNİZ....
19 Ağustos 2009 Çarşamba 06:42
Cesetler kadavra amacıyla hastahanede kullanıldı
 // Mesut Dertli
Hocam, O dönem bir hekimbaşı Atatürke 1925 de anatominin tıp bilimi için önemini vurgulamış, hekimlerin insan vücudunu çok iyi bilmeleri gerektiğini söyleyerek, diyarbakırda idam edilenlerin cesetlerinin kadavra amacıyla tip fakültelerinde kullanılabileceğini dile getirmiş. İsmet İnönü hükümetinin onayı ve izniyle bahsini ettğiniz şahısların cesetleri kadavra olarak tıp fakültelerinde kullanılmış. Bu araştırmayı kapatsanız iyi olur. Gerçek beirttiğim ...
13 Ağustos 2009 Perşembe 17:47