Ümit Yazıcıoğlu

Şeyh Said

29 Haziran 2009 Pazartesi

Geride bıraktığımız yüzyılın ilk yarısında Kürtler açısından büyük dramatik gelişmeler yaşandı. Bugün Kürt halkının ulusal önderlerinden Şeyh Said ve 46 arkadaşının idam edilişlerinin 84. yıldönümünü

Merhum Şeyh Said. Kürt Tarihinde her konuda söz söyleme hakkı olan mutlak güç sahibi siyasi ve ruhani bir lider olarak belirlenmektedir.

Şeyh Said 1865 yılında Erzurum"un ilçesi Hınıs"a bağlı Kolhisar Köyü"nde dünyaya geldi. Babasının adı Şeyh Mahmut Fevzi"dir. Palu, Muş, Malazğirt'te medrese eğitimi gördükten sonra babasının Hınıs'a göç etmesiyle oraya yerleşmiştir.

Binbaşı Kasım"ın ihbarıyla 15 Nisan 1925 günü  Muş-Varto arasında Murat Nehri üzerinde bulunan Abdurrahman Paşa köprüsünde yakalanmışlardır.

Şeyh Sait ve arkadaşları hemen Diyarbakır"a getirilir Şark istiklal Mahkemesi denen mahkemede adil olmayan yargılamalar yapılır. 28 Haziran 1925 Pazar sabahı, mahkeme heyeti, kararını açıklamak üzere daha sahneye çıkmadan, Diyarbakır"ın Dağkapı meydanında çekiç, testere ve keser sesleri duyulmaya başlanmıştır. Merhum 48 arkadaşı ile beraber 28 Haziran 1925 günü sudan sebeplerle idam cezasına çarptırılır. Ve 46 kişi aynı gece bundan 84 yıl önce Diyarbakır'da infaz edilir.

İlmik boynuna geçirildikten sonra, Kürtçe söylediği son söz ise; "Şu anda fani hayata veda etmek üzereyim. Halkım için feda olduğuma pişman değilim. Yeter ki torunlarım düşmanlarıma karşı beni mahcup etmesinler."

Şu bir gerçek ki, 1925 Ayaklanması ulusal bir harekettir. Hadiseyi kendi şartları içerisinde değerlendirmek lazımdır. Bu ulusal Kürt hareketini, irticai bir hareket olarak lanse etmek yanlıştır.

Ancak isyan, milliyetçi Kürt cemiyetleri, aşiret reisleri ve şeyhler arasında isbirliginin mümkün oldugunu göstermiştir. Bu dönemin koşuları dikkate alındığında bile 1925 Kürt ayaklanmasını “Kıyam” olarak, değerlendirmek, doğru değildir, çünkü Şeyh Said müstakil bir Kürt devleti kurmak için savaşmıştır. Olayı siyasi olarak organize etmiş değildir. Organizeyi Azadi örgütü yürütmüştür. Bu Örgütün kadrosunu birkaç kişisel etki dışında, deneyimli askerler oluşturuyordu. Bu örgütün Kürt tarihinin bir dönemine damgasını vurdugu kesindir. Ancak resmi tarih, Azadî"yi hep atlamıştır. Dolayısıyla devletin resmi kaynaklarında ve resmi ideolojinin perspektifleriyle olaya bakan çevrelerin degerlendirmelerinde Azadî pek geçmez, çünkü Azadî"nin varlıgı ve kabulü, talimatlarla inşa edilen resmi ideolojinin yıkımı demektir.

Bu arda unutmamak gerekir ki Azadî kadroları o dönem, Bolşevikleri ikna etmek için, örgütün yapısı ve gücü hakkında kendilerine bilgi verirler ve bu bilgiler daha sonra iki yüzlü Bolşevikler vasıtasıyla Ankara Hükümetine ulaştırılır. Dolayısıyla gelişmelerden Hükümet haberdar olur, Şeyh Said'i takibe alır ve Piran provakasyonunu gerçekleşir.

“1925 Ayaklanmasının, Şeyh Sait Hareketi olarak anılması, ayaklanmanın örgütlü bir faaliyet olduğu realitesini göz ardı etmek olur. Aksi halde kapsamlı ve doğru bir tahlil yapılamaz. Bu direniş, Kürdistan"ın ulusal bağımsızlığını amaçlayan örgutlü bir harekettir.”

Videolar için link:

1)    http://www.youtube.com/watch?v=0uPa6stZp_Q&NR=1

2)   http://www.youtube.com/watch?v=WaWCpMQrxO0&feature=related

Bu yazı toplam 7382 defa okunmuştur
zorunlu bir açıklama.
 // mehmet kaygusuz
Sayın Prof.dr. Ümit YAZICIOĞLU hocaya.
Sayın hoca yazınla alakalı bende aklım erdiğince düşüncelerimi yazacaktım. ancak zorunlu bir açıklama başlıklı yazını okuyunca sükütu hayale uğradım. mesela." benim islam dinine olan ..çoktur.senin gibi provakatörler.fatiha suresinin anlamını bilmezler" gibi yazılarını çok üzülerek okudum.....Ben bu yazıları şunun için yazıyorum. kısaca fikrim şudur.İnsan hakkaride otuarabilir cahil olabilir ama onun dinle alakalı değerini siz vermeseniz daha uygun olur.İnsanlar sizin yazınızla alakalı olumsuz yorum yapabilir. ne olmuşki o kendi fikridir olabilir. .. anlamadım.İlla bana anlatmak gibi bir derdiniz yok tabiki sadece sizi bir ilim adamı olarak çok önemsediğim değer verdiğim için üzüldüm üzüntümü kısaca dile getirmek istedim. Maksadım size muhalefet etmek, sizi kırmak,haşa hakaret etmek hiç değil.Şeyh sait olayı tarihe mal olmuş bir olay tabiki herkes değişik pencerelerden bakacak değişik yorumlar yapacak bu konu ile alakalı görüşünüze katılmasam bile ki katılmam mümkün değil, yinede fikirdir diyorum.saygı duyorum.ilminize bereket.ömrünüze sağlıklar dilerim....
12 Temmuz 2009 Pazar 17:59
Tebrik
 // Hınıs'lı arkadaşın
Sevgili Ümit hoca; Şeyh Said başlıklı yazın çok güzel ve anlaşılır bir dille yazılmış, buna müteakip zorunlu bir açıklaman daha güzel ve anlaşılır bir dille yazılmıştır. Bu çalışmandan dolayı seni kutlar, başarılarının devamını dilerim....
07 Temmuz 2009 Salı 20:13
Zorunlu bir açıklama
 // Ümit Yazıcıoğlu
Hakkarili, kod rumuzuyla makaleme yorum yazan unsur, herne hikmetse, yazımın içeriğini anlamış değil.
1.) Kıyam arapça bir kelimedir. Ayaga kalkma, ayakta durma * Bir işe girişme, kalkişma, teşebbüs etme * Ayaklanma, baş kaldirma, karşi gelme * Islâm inancina göre, ölümden sonra, yeniden dirilip ayaga kalkma * (namazda) Ayakta durma anlamına ğelir. Dolayısıyla ben 1925 Ayaklanmasını kıyam olarak, değerlendirmeyi doğru bulmadım.
2.) Şeyh Said efendi 1925 Ayaklanmasının dini lideridir, amacı bir "Kürt İslam Krallığı" kurmak olabilir. Bu durumu zaten ben makalemde tartışmadım.
3) Benim İslama dinine olan sayğım senden çoktur, beni provakatif bir tavırla, islam karşıtı ğöstermeyede hakkın yok. İslam ve İslamda Kadının rolü başlığı altında Almanca olarak yazdığım bir kitabım var. İslam dinini ilmen iyice incelemiş bir bilim adamıyım. Senin ğibi provakatörler, Fatiha süresinin anlamını bile bilmezler, ama İslam dinini kendi siyasi amacları doğrultusunda kullanmaya kalkarlar.
4.) Şeyh Said dindar bir Kürttür, rahmetlinin dindar oluşu 1925 Kürt ayaklanmasının irticai bir hareket olduğunu ğöstermez. Eğer sen 1925 Kürt ulusal ayaklanmasını irtiçai bir hareket olarak ğörüyorsan, yanılıyorsun. Bence 1925 Ayaklanmasının tek amacı vardı, oda "bir Kürt devleti kurmaktı". Meseleyle ilğili savcının iddianamesinden ve verilen mahkeme kararından ve Şeyh Said efendinin son sözlerinden bu durum açıkca anlaşılmaktadır.
5.) Ben kendim Kürdüm, düşüncelerim seni şahsen inçitmiş olabilir, ama Kürd halkını kesinen inçitmiş değildir. Sen kendi kimliğini saklıyorsun, kimliğini 21inci yüzyılda saklayanları, ben zaten çiddiye almıyorum. Varsa kabiliyetin benden daha iyisini biz Kürtler için sen yaz....
07 Temmuz 2009 Salı 04:17