Ümit Yazıcıoğlu

Şeyh Muhammed Said Fırat

21 Şubat 2010 Pazar 05:01

Değerli okuyucularım,

Arşivimi gözden geçirirken, yıllar öncesinden bana ulaşan merhum Şeyh Said Palevi'nin torunu, Şeyh Muhammed Said Fırat hazretlerinin 06.11.1990 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yapmış olduğu savunma metnini tekrar okudum. Bu metni köşemde yayınlayarak, sizlerle paylaşmak istiyorum. Bazı araştırmacı arkadaşlarımıza faydası olabilir kaanatindeyim. Ayrıca konudan detaylı haberi olmayanlar, şimdi haberdar olmuş olurlar.

“Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığına

Sayın başkan, değerli üyeler ve sayın iddia makamı:

Saygi ve sevgi hislerimi sunduktan sonra, içtenlikle ve itina ile beni dinleme lütfunda bulunmanız devlet ve millet yararına olacağı kanaatindeyim.

Bu konuya ve bu ortamdaki dertlere deva kabilinden üzerine safice eğilmenizle üstesinden gelmenizi ve diğer doğacak bu tür davalara örnek teşkil etmenizi bilhassa rica ederim, çünkü manidar bir izahatta bulunacağım.

Fertlere şamil adi suç nitelikli mesnetsiz davada fazla tutulmam beni ruhen çökertmekle beraber, mütezerrir etmektedir. Bu tür asılsız isnatlarla yargılanmam, beni artık insanlık camiasından usandırmakta, sovutmaktadır.

Yalnız mücerret müslüman olduğumdan dolayı yargılansaydım, bu tür infiali duymazdım. Bilakis iftihar ederdim. Zaten müslümanlara yapılan komploların ardı arkası gelmiyor. Demek ki bu tür isnatlarla bir din alimini teyzir, tahkir ve maskara etmek isteyen bundan zevk alan insanlarda bulunur.

....Ne zamana kaldık, meğer nasibimiz bu asırmış. Böyle insanları bağrında barındıran camiadan da kendimdende artık nefret ediyorum. Tükendim ruhen çöktüm, artık bana yazıklar olsun deme zamanı gelmiş ve geçmektadir.

Artık gerçek ve sahte din adamlarının aynı muameleye tabi tutulmadan tefrik ve süzülme zamanı da gelmiştir. Bu kör küfürler suçlaması her nekadar hor görülme yeri isede, her karşınızda diktirilmek istenen şahsı suclu zannetmeyin.

Allah aşkına beni bu düşürüldüğüm çirkin girdaptan kurtulmama insanlık namına elatın.
Bu hal benim devlete olan güvencimi sarsmaktadır. Nasıl güvenim kalsın ki? Eğer devlet böyle bir istihbaratın elinde kalmış ise vay bu milletin haline. Yaşla kuruyu yan yana yakar. Böyle işler yalnız bir kimsenin isim vermesine kalırsa  bende bir çok isim verebilirirm. Bunlarıda toplayıp getirsenler. ...Ama düşünüp inşar ediyorum. Evet bugün bu tür uygulamaların neticesinden dolayı hiç kimsenin kendine güveni kalmıyor, herkes tedirgin olmaktadır. Kendi gölgesinden dahi korkmaktadır. Bu komployu düzenleyenler utansınlar. Bu Komplonun düzenlenmesinde emeği ğeçenler utansınlar.

Kur-an'ı Kerim'de belirtildiği üzere dinde cebr ve zorlama yoktur. Olmayacağına göre kaldıki bu sopalar ve envai türlü işkencelerle  halkımın imanını gevrettiler. Olmadık iftiraları kabullendirdiler. ....Eğer yapılan işkenceleri gözlerinizle görseydiniz daha iyi bir şekilde inanabilirdiniz. Bunu yapan güç artık yaptığının semeresini görmeli ve anlamalıdır. Semeresi ya kendine iftira veya başkasına iftiradır.

... Bu sesi dinleyin bu sese kulak verin...., Cünkü Celaleddin'i Rum'i Hazretleri mesnevisinde buyuruyor ki ancak neyden işittin ne şekil hikayet ediyor.

Muhterem heyet, kusura kalmayın uğradığımız zulmü terennüm ediyorum. Bu tip uygulamalar milleti ve devleti karşı karşıya getirmekten başka bir netice vermez.... Dolayısiyle bu komplolar devletinde aleyhinedir.

Niçin tevkif edilmeme lüzum hisediliyor ki...? Ben yersiz yurtsuz bir kişi olmadığıma göre, mahkeme edilmem gerekiyorsa veya suc işlediğimin tesbiti cihetine gidilirse adresim bellidir. Mahkemeye de gelirim. Tahakkuk edecek cezayı çekmeye de hazırım. Getirilmem için kafi devlet kuvveti de var. Bundan üşenmek düşünülmesin. Şimdilik telafisi mümkün olmayan tutuklanmamın nedametini duymayasınız ve dolayısıyle vicdan azabı cekmeyesiniz.

Bu komploların ardı arkası gelmez. Hem bizi hemde adliyeleri yok yere meşgul ederler.
Eğer bunun mahkemece önüne gecilmezse ancak meselenin halli ve temize çıkması içi  hükümet yetkililerinin konuya eğilerek köklü çözüm bulmasını gerektirir, yoksa bu tür damgalarla hiç bir müslüman yaşama imkanı bulamayacaktır.

...Tarih önü ve efkari umumide hukuk ve mahkemeye saygı daima göz önünde bulundurulmuş, bundan sonrada bulundurulacaktır.
Siz değerli ve mümtaz heyetinizin küçümsenmesini istemem. Bizler her zaman gadre uğramışızdır. Bari siz uğramayın... Tahrik değil gerçek itibarınıza kaimolsun.
....Tabiiki bir hukuk heyeti böyle bir gerçek dışı bir istihbaratın keyfi isteği ve icraatı doğrultusunda yürürse küçülür.
....En az Egesel be Başol misali gibi ...
Önce bize müsnet bu hayali partinin olup olmadığı mutala edilip, adi suclar tetkikine gidildiğnde mahkeme seyrini bulunca tutuklanmamın gerekmiyeceği tebeyyüm eder.
....Övünmek olmasın, bir din alimi olarak küçüklüğümden beri bir çok ilimlerin ihtisasını görmüşüm.
....Küçümsemek olmasın sayın dimitros itibarına layık görülmemenin ezikliği içerisinde üstelik zindan hayatı çekmem reva görülmektedir.
...Bir avuç müslüman olmayan azınlığın din adamı olan Dimitros bu denli itibar görür hatta ABD başkanı Bush tarafından eli öpülürken .... neden?, yüzde doksanı müslüman olan bir milletin din alimine onun kadar itibar edilmez.
...Üstelik hürriyeti dahi elinden alınacak tahkir ve taciziyeti cihetine gidilerek, itibarı sarsılmak istenmektedir.

Bu hayali davada ilk tevkifime gerekce ve başta delil olmaksızın tek Antalyalı Mesut Ernam'ın kabusu kurtuluşu ve mahkeme huzurunda reddi karakolfeylekesinde görüleceği gibi, dördüncü sahife ile yedinci sahife ve yedinci sahifenin satırları arasındaki mubazenetle önce lider Esba Özer sümme tedarek, taztik ve geciktirme neticesi bana liderlik atıfında bulunmadığını belirtmektedir. Benim gibi birisini tanımadığı ve işitmediğine dair kanaat delilidir.

Ne hazindirki devlet nizamı aleyhinde bilfil bir harekette bulunmadığım halde, kendi halimde yaşadığım halde, üzerime geliniyor. Bir nevi tahrik ediliyoruz.

Tahrik edenler bilmelidirler ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti dostu değildirler.

Nasıl tahrik olmayayım ki. Yok yere çirkin ve mesnetsiz iddia ve bahanelerle kendi kendi halimde iken üzerime geliniyor.

Yüksek heyetinizinde malumu olaki iftira ve haksız mahkumiyete uğrayan herkes tahrikin neticesi ‘Keşke bende bir şey yapıp gelseydim.’ Der ve haklı olarak  sitem eder.

Eğer lider olsaydım, diğer yasa dışı örgüt liderleri gibi, ben de bizzat teslim olmadan, dış ülkelerden idare ettirirdim ve açıkca savunurdum.

Ben de bir yandan devleti hercü merce sokardım.... Ama biz huzur ve ahenk istiyoruz.
Takdir edilirse altmış beş seneden bu zamana kadar böyle bir ailevi icraatımız olmamıştır. Bende elli yaşına bastım. Devlet ve milletin arası ahengi tesisinde faidemiz olmuştur. Gerçek müslümandan zarar gelmez.

Bizim sağ sol örgütlerle de ilişiğimiz olmamıştır. Bu münasebetle hiç bir mahkeme huzuruna çıkmamışızdır.

....Bizede yazıktır. O kadar üzerimize gelinmesin. Yok yere hırpalanmayalım. Yüksek heyetinizden artık yeterdir diye noktalanmasını istiyorum.

.....Hulasa her ne kadar bu iddia ve polisiyece tenzimli hayali şema yüksek heyetinizi tiksindiriyorsa da, bihaber masum olarak aylarca, senelerce mi sürünelim. Bizler yok yere sürünüyoruz.

Kader Allah'tan takdir sizden yüksek heyetinizden bu komplonun tesirinde kalınmaksızın adaletin tecellisini beklerim. Artık beraat etmemim gerktiği kanaatindeyim.

Hakikati göz önünde bulundurarak, bu uğradığım maddi ve manevi taciziyete son verilmesi ümidiyle, bihakkın tahliye ve beraatımı veya uygun görünürse kefaleten tahliyemi talep ederim.

Saygılar, Teşekkürler .... 6.11.1990 M. Said FIRAT"

Bu yazı toplam 12311 defa okunmuştur
erbaş
 // kemal
antalyalı mesut ernam tam olarak kimdir...
15 Ekim 2011 Cumartesi 18:43
teşekkürler
 // yaser fırat
Merhaba hocam.bu paylaşımızdan dolayı size teşekkür ederim.gözden kaçırdığım bir ayrıntıydı......
08 Mart 2010 Pazartesi 15:18