İrfan Sarı

Sevmiş gibi seni…

06 Mart 2012 Salı 00:33

Güzel yüzünü rüyalarda göreceğim demek ki. “yarın erken vakitte” dedin. Erkenden gözlerin bu şehri son bir kez gezinecek.

Yamaçlardan kar briktir hatıralarına, gideceğin şehir kızgın bir yangın içindedir belki serper üstüne yangınlarını söndürürsün.

Rüzgar sakla ceplerine küçük kentlerin rüzgarı avutmaz adamı gerçi ama çocukluğumuzu uğultularıyla korkutmuştur, gençliğimizin en keskin hatlarına değmiştir al götür onu, sakla, bir anın kavgaya düşerse çıkar saklından…

Önceden korkardım rüzgardan, sonra anladım ki her insan biraz rüzgardır. Uğultuları vardır her insanın… Bu bir uğultu bu bir duvara çarpma bu bir yankı saatidir işte.

Sevmiş gibi seni…

Sürüklemiş doğa ana beni, kitaplara sürüklemiş. Aşka…

Yarın erkendir. Hele yarınında erken saatlerini taşıyacak kadar rüzgarı olsam doğa ananın. Oturup dizlerinde uyur gibi masumlaşsam, hasbıhal etsem anlardım kendimi.

Ama ben biraz kerpiç duvarlar gibiyim bu hallerde devriliyorum, kendi duvarlarımı yıkıyorum yüreğimin üstüne. Ne gökten yıldızlar ne de mitolojinin tanrıları ellerimden tutup kaldıramaz tutulduğum sevdadan.

Ben çakan bir şimşek sonrasıyım bu hallerde.
Yakmış kendini.
Yalnızlığına terk edilmiş. Hülyalarını nerede avutacağını bilmeyen…

Sende yüreğini avunmayacağı bir yalnızlığa terk etme. Tut yüreğini göğüs kafesinin içinde bir güvercin gibi pır pır çırpınırken avuçlarında, öp dudaklarınla! Öp ve yolların uzak ihtimaline bırak. Gece gidebilsin deki güvercinler, gündüz gidebilsin.

Biliyorum kış gecelerinde ay nazlıdır çıkmaz ayaza!

Sen yollardan topla uykularını. Uzun yollarda gündüzün güneş saçılmaz eğer zemherideysek, kar yağıyorsa, gün beyazsa yerden göğe.

ne desem kopmaz
kopardığımız kıyametten düşümüz
omzumuzda yükselen çığlığın kanı tutar kitabımızı
yasak şarkıları dinler gibi
her yanımız
üşürsem unutamadığım
çocukluğum uyanır uykusunda
denizin kokusu dalgalanır dudaklarının üstünde
bir kereden fazla
desem
kanar yüreğim

Buralarda barut sıkıştırılmış bir hava var. Bundan iyi tesellimi olur adama. Mesela ben şiirlerle ilk buluştuğumda sevmişim seni, hala şiirlerde çiziyorum karadan yolunu esmere bırakan teninin resmini.

Kim daha nazlı Picasso resimlerinde? Aşk mı? Aşık mı?

Bilmiyorum.

oysa
oysa en çok kar zamanı sevda körüklenir
örselense de
en çok bu zamana damlar
damağımıza paramparça gizlediğimiz o tat

üşürsem unutamadığım
ellerin kalbimin adresinde bir yerdedir
üşümüştür

Hadi vakit gitmeye denk. Şubat yollarını keser adamın, ayırdığı gibi. Gerçi yollarına sen göresin diye yıldızlar gibi, rüzgar gibi ve o en çok yazmayı sevdiğim kar gibi düştüm, götür dediğim aslında benim. Bende bıraktığın kadar kendini sende kalayım dedim kendi kendime…

Geceler uzadığı zaman hazan sonrası üşüme, gün geceye vakit dar ederken de rüzgarı sakla demiştim değil mi?

Sakla sır gibi. Sakla ki gittiğin bütün şehirler uykusundan uyansın, güzelliğinin dilinden konuşsun.

Bu yazı toplam 4906 defa okunmuştur
dünüm,bu günüm,yarınım
 // bdozjin
Bu günümü yaşarken: dün yaşamışlığın referansında yarınımı ne olacağını biliyorum sanki ve bulmuşum kendimi bu makalenin derinliğinde, yüzebildiğim kadar gideceğim ta ki kollarım yorulana kadar içindeyim yazılarının......
07 Mart 2012 Çarşamba 00:25
harika bir yazı
 // tertip
mamosta çoooktandır şiir yazmiyordun ..şiir-lerine hasret kaldık desem yeridir. .3. tane yorum var üçüde anlamamış. :(( bir yazı sevdayı '' aşkı'' hasreti anlatan yazıdır şiiir tadında ve ben zevkle okudum . musaden varsa paylaşacam saygılarımla .. tertip..

Manasız bir bakış vuslat rüzgârlarıyla
Her şey sensiz ne kadarda manasız
Umut frenleri sona kadar çekilmiş
Hayat umutsuzlukla çarpışmış
Yaralanan benim, ölende benim
sakın cancazım kendinde suçu arama
senin suçun yok bi tanem
hata benim günah benim suç benim.....
07 Mart 2012 Çarşamba 00:11
ilk defa okuyorum
 // güvercin
siiri anladım da yazıyı anlamadım...
06 Mart 2012 Salı 20:50